
Derya SAZAK
Siyaset Günlüğü
Yeni anayasa
AKP'nin seçim bildirgesinde yeni sivil bir anayasa öneriliyor. Başbakan Erdoğan, 1982 Anayasası konusunda "sol" çevrelerin 12 Eylül'den bu yana savunduğu düşünce ve eleştirilere benzer modeli şöyle özetledi:
"Sivil bir uzlaşma anayasası hazırlanacak. AKP yeni anayasanın bir toplumsal sözleşme niteliğinde olmasından yana. Yeni anayasa bireylerin haklarını en etkili şekilde korumalı, kısa, öz ve açık olmalı. Yasama, yürütme ve yargı erkleri arasındaki ilişkileri parlamenter sistemin kuvvetler ayrılığı esasına göre açık ve net olarak anlatmalı. Cumhurbaşkanının konumu yeniden tanımlanmalı ve yetkileri azaltılmalı."
AKP lideri, cumhurbaşkanlığı için halkın seçeceği, ancak, yetkileri parlamenter sistemle uyumlu hale getirilmiş "Avusturya modeli"ni tartışmaya açtı.
Çankaya krizi nedeniyle seçime sürüklenen Türkiye, 22 Temmuz'dan sonra yeni cumhurbaşkanını seçecek. Meclis'te 367 bulunamazsa kriz aşılamayacak. Parlamentonun fesih yoluyla yeni bir seçime gitmesini milletvekilleri istemeyecektir.
Bu durumda TBMM'nin yeni dönemde "kurucu meclis" gibi çalışıp uzlaşı içinde Anayasa'dan kaynaklanan sorunları aşması gerekecek.
İspanya, "Franco rejimi"nin ardından demokrasiye geçerken, hem seçim yaptı hem de demokratik bir anayasayla AB yolunu açtı. Türkiye'nin şanssızlığı ise 1980 askeri darbesinin ürünü anayasanın Türkiye'ye dayatılması oldu.
Özal, Demirel ve Sezer'le birlikte 267'yi aşan oyla 3 cumhurbaşkanı seçildikten sonra 102. maddenin Anayasa Mahkemesi'nce "367'nin aranacağı" şeklinde karara bağlanmasının yol açtığı tartışmalar bile 1982 Anayasası'nın ne denli kötü yazılmış bir metin olduğunu kanıtlıyor.
Sorunsuz bir madde yüzünden 27 Nisan gecesi ordu muhtıra verdi!
Demokrasinin bu süreci hasarsız aşması için cumhurbaşkanlığı seçimini de içeren anayasal konsensüse ihtiyacı var.
İngiltere'de Başbakanlığa veda etmeye hazırlanan Tony Blair'in dünkü Milliyet'te yer alan makalesi uyarıcıydı:
"Eğer Türkiye demokraside geriye gider, siyasi ve ekonomik açıdan daha içe dönük bir ülke haline gelirse, bundan hepimiz zararlı çıkarız. Böyle bir şeyin olmayacağından eminim. Türkiye'nin AB katılım süreci önemli bir etkendir.
Türkiye'nin sağlam bir şekilde Avrupa ile buluşturulması, dünyada barış, ekonomik kalkınma ve demokrasi için büyük bir güç yaratacaktır. Ayrıca bu, ülkedeki siyasi özgürlükleri, ekonominin rekabet gücünü ve demokratik laikliği de kökleştirecektir."
Yeni anayasa, adil ve demokratik seçim ve siyasi partiler yasası.
TBMM'den beklenen görev budur!
dsazak@milliyet.com.tr

