|
 |
|
|
SEYİR DEFTERİ
Ravenna'nın mozaikleri
Turist rehberleri "mozaiğin başkenti" olarak tanımlıyor Ravenna'yı. Bu İtalyan kentinde pek çok tarihi yapı, renkleri ve kompozisyonlarıyla göz kamaştıran eşsiz mozaiklerle süslü
NEDİM GÜRSEL
Gördüğüm bütün İtalyan kentleri gibi Ravenna da güzel bir kent, üstelik, deniz kıyısında olmamasına rağmen bir liman. Corsini kanalı Adriyatik Denizi'ne bağlıyor kent merkezini. İstasyonun az ötesinden kalkan gemiler az sonra açık denizde yol almaya başlıyor.
İtalyan okurlarım arasında özel bir yeri olan, yalnızca bendenizi değil Türkiye'yi de yakından izleyen liman müdürü Beppe'nin dediğine bakılırsa İstanbul'la Ravenna arasında ticari ilişkiler, gidip gelen gemiler sayesinde oldukça gelişmiş. Zaten hep öyle değil miydi?
Ravenna Bizans egemenliğindeyken surların içine kehribar taneleri gibi serpilmiş bazilikaların duvarlarını süsleyen mozaikler, yüzyıllarca örtülü kalan Ayasofya'nın o canım mozaiklerinin benzerleri, bu kentin de kubbelerini süslemiyor muydu? San Vitale'nin bir duvarından Theodora bakıyor hâlâ, öteki duvarda Jüstinyen dalgın ve düşünceli. Kulaklarından da küpeler sarkıyor.
Belirleyici unsur Bizans
Turist rehberlerinin "mozaiğin başkenti" olarak tanımladıkları Ravenna'nın, renkleri ve kompozisyonlarıyla göz kamaştıran, insanı alıp inanç ve şiddetin birlikte kol gezdiği dönemlere götüren eşsiz mozaiklerinden de söz edeceğim elbet. Ama önce, herkesin ilk bakışta edinebileceği bir izlenimle başlayayım.
Ne yazık ki denizini yitirmiş bir kent Ravenna; ırmağın yığdığı alüvyonlar yüzünden kıyı dolmuş, deniz uzağa, yedi kilometre öteye çekilmiş. Belki bu nedenle biraz mahzun, sessiz, hatta içine kapalı. Yine de her adımda eski bir yapı çıkıyor karşınıza, Venedik tarzı mimari doku bir zamanlar deniz ticaretinin kent merkezine dek ulaştığını anımsatıyor.
MS 5'inci yüzyıl ile 8'inci yüzyıl arasında Ravenna dağılma sürecine giren, "barbar kavimler"in akınlarıyla yıkılmaya yüz tutan Batı Roma'nın başkenti olmuş. Sonra Vizigot Kralı Theodoric'in saltanatı; Bizans, Venedik ve Vatikan'ın egemenlikleri derken bugüne ulaşmış ama ne pahasına? Tarih boyunca belirleyici unsur Bizans olmuş. Ve "mozaiğin başkenti" günümüzde "bisikletin başkenti"ne dönüşmüş.
Avrupa'da nüfusuna oranla kişi başına en fazla bisiklet düşen kentin Berlin ya da Amsterdam olduğunu sanıyordum, yanılmışım. Ravenna'nın malta taşı döşeli dar sokaklarında, alanlarda, çarşı pazarda bisikletten geçilmiyor. Araba yok denecek kadar az, toplu taşıma araçları da, sanki kentin boyutlarına göre ayarlanmış gibi küçük ve temiz. Üstelik doğalgazla işliyorlar.
Ravenna çevre sorunlarına bulduğu pratik çözümlerle de ilgi çeken bir kent.
Doğanın rolü
Yine de yolu bu kente düşen bir yabancının, eğer geçmiş zamanın peşinde değilse, "hayat yolunun yarısında" burada ölen Dante'nin izini sürmek gibi bir kaygısı yoksa, üstadın "İlahi Komedya"daki "Cehennem" bölümünün girişine koyduğu "Hayat yolumuzun yarısında / Kendimi karanlık bir ormanda buldum / Çünkü doğru yol kaybolmuştu" dizeleriyle yatıp kalkmıyorsa, evet yalnızca dünyevi zevklerle yetinen bir yabancının mozaikleri görmeden soluğu limanda alacağından eminim.
Çünkü bu bölgede üretilen San Giovese şarabı eşliğinde İtalya'nın en nefis balıklarını orada yiyebilir. Eğer maddi imkanı varsa İtalya'nın en büyük marinalarından birinden Adriyatik'e demir alabilir. Dalmaçya kıyılarındaki sakin balıkçı köylerine ya da güneye, Capri'nin, Sicilya'nın, Sardunya'nın gece kulüplerine kadar uzanabilir.
Bu tarz bir hayatı çekici bulmadığımdan değil, San Vitale bazilikasının duvarlarından bakan Theodora'nın yaşamını merak ettiğim, hayatının gizlerini paylaşmak, Dante'nin mezarı başında bir mum yakıp üstada saygılarımı sunmak istediğim için, limanda fazla oyalanmadan kent merkezine döndüm.
Döndüm ama zihnimde Çingene pembesi bir bulut -az önce ufkun üzerinde salınan o tek bulut- kıpırdayıp duruyordu. Derken, kararan sularla birlikte bulut da çivit mavisine kesti, günbatımında erguvan rengine bürünmeden önce. İşte o zaman İtalyan sanatına en renkli, en yetkin yapıtları kazandıran sanatçıların neden bu bölgeden yetiştiklerini anladım.
Doğa Adriyatik kıyısında, Akdeniz'in alıştığımız doğasından biraz daha farklı, ışık çok daha yumuşak ve saydam. Ravenna'nın mozaiklerinde mavinin, yeşilin, beyazın, kırmızının her tonunu, her çeşidini bulabiliyor, günümüzden 15 yüzyıl önce bu kıyıda yaşamış, adını bile bilmediğimiz sanatçıların göz nuru, alın teri emeklerine hâlâ hayranlık duyabiliyorsak biraz da bundandır.
|
|
|

|