MUSTAFA DENİZLİ, DÜN HAYATINI KAYBEDEN JUPP DERWALL'LE YAŞADIKLARINI YAZDI
Bir ömür yetmez
Üç yılını gecesi, gündüzüyle paylaştığı bir insanlık anıtını, hocasını ve zaman zaman baba özlemini giderdiği bir varlığı kaybetti bu satırların yazarı...Onunla tanışmanın gururu hep büyük kazanım olarak kalacak yaşamımda
Bir yerde tükeniyor insanların yaşamı.
Düştüğü yeri yakıyor ateş.
Öyle ateşler var ki, düşmediği yeri de yakıyor bazen.
Böyle bir ateş düştü dün içimize.
İnsanlar vardır yaşamlarının sonunda doğduğu kasabaya, şehire, belki de ülkesine yaptıklarıyla anılan, iz bırakan.
Dünyaya iz bırakanlar olduğu gibi.
Biz ve ben, dünyaya iz bırakanlardan birini, bir dev insanı, dev bir spor adamını yitirdik.
Almanya, Türkiye ve dünyaya düştü bu ateş.
Üç yılını gecesi gündüzüyle paylaştığı, bir insanlık anıtını, hocasını ve zaman zaman baba özlemini giderdiği bir varlığı kaybetti bu satırların yazarı.
Ondan aldıklarını, ondan kazanımlarını bu ülkeye vermeye çalışan bir insan olarak her başarımda onun payını unutmadan yola devam ederek, onun yanında yetişmenin, onunla paylaşmanın, onunla çalışmanın gururu hep en büyük kazanımım olarak kalacak yaşamımda.
Sizlerle zaman zaman paylaşacağım anılarımı. Sadece ilk karşılaştığım anı anlatayım bugün.
Genç takım antrenörüyken akşam üstü antrenmandan çıkıp duşumu almaya gidiyordum. Florya tesislerinin girişinde bir gürültü, patırtı ve bir kalabalık. Yanında yöneticiler ve bir medya ordusuyla karşımdaydı Jupp Derwall...
Terliydim, Alp Yalman ve Faruk Süren ayak üstü beni tanıştırdılar.
Faruk Süren beni hatırlayıp, hatırlamadığını sordu Jupp Derwall'e. Gülümsedi ve kısaca, "Grosse Mustafa" (Büyük Mustafa) deyip elini omzuma attı.
O gün tanışmamızdı sadece. Çalışma başlangıcımız değil.
Onun ne muhteşem bir insan olduğunu, nasıl çalışmaya başladığımızı zaman zaman görkemli fikir ayrılıklarımızı sizlerle paylaşacağım. Paylaşacak çok şeyim var sizlerle, insanlarla. O gün Tanrı'ya şükretmiştim onunla tanıştığım ve konuştuğum için.
Bundan sonra hayat bana neler gösterecekti? Onunla çalışma imkanım olacak mıydı? Bütün bunlar bir film şeridi gibi geçti gözümün önünden. Birlikteliğimiz yaklaşık 1.5 ay zaman alacaktı. Ve bitmeyecek bir gönül ve çalışma birlikteliği başlayacaktı. Dedim ya, bir ömür yetmez, onu anlatmaya, onu yaşamaya, onunla tartışmaya. O benim hayatımın en önemli kilometre taşlarından biriydi. Belki de birincisi...
Şimdi tüm gücümle son yolculuğunda yanında olabilmenin çalışmasıyla yazıma noktayı koyuyorum.
Devrimin mimarıydıAlman Milli Takımı ve Galatasaray'ın efsane teknik direktörü Jupp Derwall, Türk futbolunun çağ atlamasının en büyük mimarlarından biriydi. Geçirdiği rahatsızlık yüzünden tedavi gördüğü hastanede dün 80 yaşında vefat eden Derwall, 1984-88 yılları arasında Galatasaray'ı çalıştırdı ve bu süreçte sarı - kırmızılı takıma 7 kupa kazandırdı. 1986-87 sezonunda Cim-Bom'un ligde tam 14 yıl süren şampiyonluk özlemini bitiren Alman teknik adam, yardımcılığını Mustafa Denizli'nin yaptığı 1987-88 sezonunda Galatasaray'ı ikinci kez şampiyonluğa taşıdı.
Sarı - kırmızılı takımda 2000 yılına kadar süren futbol devriminin başmimarı kabul edilen Derwall, Galatasaray'a ayrıca 1 Türkiye Kupası (1984-85), 2 Cumhurbaşkanlığı (1986-87 ve 1987-88), 1 Başbakanlık (1985-86) ve 1 TSYD Kupası (1987-88) kazandırdı. Jupp Derwall, Galatasaray'ın başına geçmeden önce Alman Milli Takımı ile tarihi başarılara imza attı. Efsane antrenör, 1980 yılında İtalya'da Avrupa Şampiyonu yaptığı Almanya'yı, 1982'de İspanya'da düzenlenen Dünya Kupası'nda ikincilik kürsüsüne çıkarmıştı.

