Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 28 Haziran 2007 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kör parmaÇım gözünüze


yural@milliyet.com.tr

İki yıldır, görme engellilerle ilgili Brail abc'siyle basılan bir derginin yayın grubunun yönetiminde çalışıyorum. Derginin adı "Körebe". İki yıla yakındır her ay sürekli yayımlanıyor; zaman zaman tarihleri birazcık kaysa da. Derginin oldukça ilgili bir okur kitlesi var. Bunu bana Brail ile yazdıkları kart ve mektuplardan anlıyorum. Böyle bir çalışmanın içinde olduÇum için çok mutluyum. Çünkü ülkemin kör çocukları için yayınlanan ilk çocuk dergisi "Körebe". Bunca yıl kimse düşünüp de akıl edememiş. Eksik olanaklarla dahi olsa. Bir tek dileÇim var, o da derginin kesintiye uÇramadan ve çeşitlenerek yayın yaşamını sürdürmesi.
* * *
Altı Nokta Körler DerneÇi'nin Hizmet Vakfı Başkanı avukat Turhan İçli ve avukat Suha SaÇlam benim yakın dostlarım. İkisi de kör. "Kör" diyorum, çünkü onlar özürlü ve engelli sözcüklerini sevmiyorlar. Ben de onun için "kör" diyorum. Hatta çocuk dergisinin adı konulurken, çocuklar özellikle adının "Körebe" olmasını ve derginin hiçbir yerinde engelli sözcüÇünün geçmemesini istemişlerdi. İşte bu iki dostumdan dün bir mektup aldım. Size, özetleyerek aktarıyorum.
* * *
"1970 yılında Sarıyer Belediyesi, Emirgân Reşitpaşa'da bir arsanın intifa hakkını, 30 yıl süreyle rehabilitasyon merkezi yapıp işletmek amacıyla Altı Nokta Körler DerneÇi'ne verir. Dernek, Milliyet gazetesiyle işbirliÇi yaparak sürdürdüÇü bir kampanya sonucunda elde edilen gelirlerle bu yerde rahabilitasyon merkezini kurar, bu merkezin işletimi için Altı Nokta Körler Vakfı'nın kuruluşunu saÇlar ve görevlendirir. Bu merkez 18 yaşından büyük körlere altışar aylık sürelerle yatılı olarak sosyal ve mesleki eÇitim verir: BaÇımsız hareket eÇitimi, özbakım becerilerinin geliştirilmesi, kabartma okuma-yazma öÇretimi, bilgisayar kullanımı, masörlük eÇitimi gibi... Bugüne kadar bu merkezde 1600'ü aşkın kör ve az gören eÇitilir. Kendilerine yaşamda yer bulurlar. Bugün bu merkez Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme bünyesinde de faaliyet göstermektedir ve merkez, bir kamu hezmetidir. Şimdi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi bu merkezi tasfiye etmek ve arsayı tahliye edip üzerindeki binaları yıkarak ihaleyle satmak istemektedir. Bu amaçla tahliye kararı alınmış, 30 Mayıs 2007 tarihinde de derneÇe bildirilmiştir."
* * *
Mektup özüyle bundan ibaret. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Başkanı Sayın Topbaş'ın bir kurumun oturduÇu alana yalnızca arsa gözüyle bakması! Orada kamu hizmeti veren bir kurumun; üstelik de 30 yılı aşkın bir süredir başarıyla hizmet veren bir kurumun yaşamını sürdürmesi için 30 yıl daha hizmet süresini uzatması gerekirken, bir karpuz sergisi kaldırır gibi tahliye etme yolunu seçmesine bir anlam vermek mümkün deÇil. Buna benzer bir örneÇi de Sarıyer Belediyesi'nin, Hazine'nin Sarıyer halkının kullanımı için verdiÇi bir sahil arsasını, ne amaçla olduÇunu bilmediÇim bir nedenle geriye almaya çalıştıÇını duymuştum. Bahçeköy yolundaki orman kenarında, hem de Fatih Ormanı MüdürlüÇü'nün karşısındaki seyyar satıcıları beş yıldır kaldıramayan, yasak inşaatları durduramayan bir belediyeyi körlerle ilgili bir konuda anlamak mümkün deÇil.
* * *
Aklıma Mevlana'nın da anlattıÇı, dört körün hikâyesi geldi: "Burmalı dört kör adam, yaşamlarında hiç fille karşılaşmamışlar. Bir gün yanlarına bir fil getirilmiş. Onlar da fili dokunarak tanımaya çalışmışlar. Birinci kör, filin ayaÇına dokunmuş, onun bir aÇaca benzediÇini söylemiş. İkinci kör, filin kuyruÇunu tutmuş, onu bir halata benzetmiş. Üçüncü kör, filin hortumuna dokunmuş ve onun bir yılana benzediÇini söylemiş. Dördüncü kör adam öteki körlerden daha kısa biriymiş ve gidip filin altına girmiş. DurduÇu yerden çevresini koklayarak bir ahırda olduÇunu iddia etmiş."
Bu öykü her ne kadar dört körün gözüyle onlara bir fil tanımı getirse de, bizim gören gözlerimizle körlere nasıl baktıÇımızı anlatması açısından çok daha önemli.


PAZAR
Yeşil devrim bu evlerden başlayacak
'Bu konuma gelmek için 11 yıl çok çalıştım'
"Öldürülmeden hemen önce Hrant'la at yarışı konuşuyorduk"
"Hem eğlendik hem de birinci olduk"
Bu sosun formülü artık Türklerin elinde
Vaşington'daki Ufuk Güldemir
Yedinci sanatın en keyifli filmleri
Mitterrand Kitaplığı'nda müstehcen sergi
Tansiyonu yüksek şarkıların bestecisi
Ravenna'nın mozaikleri
Temel sağlık
"Yasa Ana" veda etti!
Kandilli elyazmaları kataloğu
Lezzet imparatorluğu
Bu vaade tavuklar bile gülmeli
Obezitede ürküten tablo
Oyumu sa-tı-yo-rum, sa-tı-yo-rum, sa-tı-yo-rum... Henüz satamadım
Kör parmaÇım gözünüze





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Milor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Yalvaç Ural

   
© 2006 Milliyet