|
 |
|
|
İzmirlilerin vekili olmaya söz veriyoruz
Milliyet EGE’nin bu haftaki konukları DP’li adaylar, Emin Dinleten ve Necip Kalkan bu sözü verdi. Yazarlarımızın ve okuyucularımızın sorularını yanıtladı
Murat Özken
Demokrat Parti İzmir 1’inci Bölge 2’nci sıra milletvekili adayı Necip Kalkan ve 2’nci Bölge 2’nci sıra adayı Emin Dinleten, Milliyet EGE ailesiyle buluştu, sohbet etti. İki aday okuyucuların e-mail, faks ve mektupla gönderdiği soruları yanıtladı, çarpıcı açıklamalar yaptı. İşte sorular ve yanıtları:
Neden milletvekili olmak istiyorsunuz? Niçin DP?
Necip Kalkan: 1995’te DYP’den Konak Belediyesi meclis üyesi oldum. Aynı tarihlerde genel seçim de vardı. Parti, Fuar’da bir önseçim yaptı. Ben aday adayı olmadığım halde, ''2000’li yılların milletvekili adayı'' diye broşür dağıttım. Yani kendime bu hedefi çok önceden koydum. Leyla Zana’yı, TBMM kürsüsünde ‘Kürtçe’ yemin ederken gördüğüm an benim için dönüm noktası oldu. O kürsüye çıkıp, bir elimde Türk bayrağı, diğerinde de Atatürk’ün resmi, milletvekili yemini etmeye ant içtim. Oraya gidip sokaktaki insanın derdini anlatacağım. Hiçbir kişinin ya da grubun adamı olmayacağım. Ben oraya Türkiye’yi yönetmeye değil, İzmir’in milletvekili olmaya gideceğim. 12 yıldır İzmir Ticaret Odası Meclis Başkanlığı yapıyorum. Bunu çok zengin olduğum ya da çok iyi bir işadamı olduğum için değil, insan ilişkilerindeki başarım sayesinde yapıyorum. İzmir için doğmuşum. İnsanlar, ‘Helal olsun adama. Ne güzel milletvekilliği yaptı’ desinler. Beni ansınlar diye bu işe soyundum. Olur da seçilemezsem de ‘pilavdan dönenin kaşığı kırılsın’ diyorum. 1974’te üniversiteden mezun olduğumda Adalet Partisi’nin kapısını çaldım, üye oldum. O gün bugündür bu partinin çatısı altındayım. Geçen dönem de bu dönem de pek çok partiden teklif aldım. Daha şanslı olabilirdim. Ama ben insanlara örnek olmayı seçtim. Siyaset uzun ve zorlu bir yol. Başladığım yerde bitirmeyi, bu hikayeyi aynı yerde tamamlamayı istedim.
Ben cefaya talip oldum
Emin Dinleten: 14 yaşımdan beri iş hayatındayım. Memur çocuğuyum. Hem okudum, hem çalıştım. Tecrübeli, sorunlara vakıf bir işadamı olduğumu hissettim ve çözüm yollarını ortaya koymak için bu işe soyundum. Yıllarca, İzmir’e çeşitli vesilelerle gelen devlet büyüklerine, hazırladığım projeleri sundum. Hemen hepsi çok etkilendi. Ankara’ya davet etti. Bu gidiş-gelişlerimden birinde, bir arkadaşım vasıtasıyla Mehmet Ağar’la da görüştüm. Tarım, Türkiye’nin en önemli meselelerinden biri. ABD’ye, AB’ye, Dünya Bankası’na ve İMF’ye teslim edilemez. ABD ve AB, tarım kesimine sağladıkları çok büyük desteklerle dünyanın iki büyük tarım gücü oldu. Tarım gücü, gelecekte çok büyük bir silah olacak. Bunları Ağar’a anlattım. Bana, danışmanlık teklif etti. Kısa sürede de partinin genel idare kurulu üyesi oldum. Benim siyasetle, maddi menfaatlerle işim olmaz. Sadece, bilgilerimi ve tecrübelerimi ülkem için değerlendirmek istiyorum. Ben cefaya talip oldum. Örneğin; ANAVATAN’la birleşme sürecinde, ''İzmir’de ‘çekilme’ anlamında bir fedekarlık gerekiyorsa ben çekilirim'' dedim. Çünkü Türkiye’nin geleceği için merkez sağın güçlü ve sağlıklı olması şart.
Kafam yatmazsa evet demem
Daha önce verdiğiniz bir demeçte ''Ağar’ın sözünden çıkmam'' demiştiniz. Mclis’te el kaldırıp-indiren bir vekil mi olacaksınız?
Emin Dinleten: Projeler anlamında Ağar’a danışmam sözkonusu değil. Ben Türkiye’nin izlemesi gereken politikaları şekillendiren çalışma grubunun içindeyim. Tarım konusunda da son derece etkinim. O sözü, siyasi konular için söyledim. Çünkü bu teşkilatta, siyasette bir geçmişim yok. Teşkilattan kimseye karşı bir hata yapmamak için Ağar’a danışacağımı söyledim. Genel Başkan’la en baştan oturup, konuştum. ''Ben Arnavut’um. Kafamın yatmadığı işe girmem'' dedim.
İzmir’de iz bırakacağım
‘İnsanların işini göreceğim’ diyorsunuz. Belediye başkanlığı bunun için daha uygun değil mi?
Necip Kalkan: Ben böyle söylediğimde, insanlar, ‘torpil mi yapacaksın?’ diyorlar. Hayır torpil değil, dayanışma. İzmir’de insanların hep birilerine ihtiyacı var. Örneğin, belediyede basit bir evrak işi bile olsa, ‘tanıdık var mı?’ diye soruyorlar. İnsanların çok değişik sıkıntıları var. İTO Meclis Başkanı olmasam, yani elimde bir güç olmasa kimse beni arar mı? Bu yüzden daha büyük erk istiyorum. Kimsenin gayrimeşru işine alet olmam. Yardım, iş görme hususunda Işılay Saygın’ı sollarım. Hangi partiden olduğu önemli değil, İzmir’deki herkeste iz bırakmak istiyorum. DP’li değil, İzmirli milletvekili olacağım. Olur da başkanvekili olamazsam, TBMM Plan Bütçe Komisyon üyeliğini kimseye bırakmayacağım. İzmir’in, hazineden aldığı yatırım payını daha da artırmak için.
Merkez sağın adresi biziz
AKP ve CHP, sağın sembol isimlerini saflarına katarak seçmeni etkilemeye çalışıyor. Onlardan farkınız ne?
Emin Dinleten: AKP ve CHP, merkez sağın bazı sembol isimlerini bünyelerine alarak vitrin çalışması yapıyor, merkez sa€ oylara talip oluyor. Fakat AKP’de her zaman baskın olan bir ‘milli görüş’ etkisi var. CHP zaten sol parti. Merkez sa€ görüntüsü verebilirler ama politikaları buna uygun değil. Bugüne kadar ülkenin atlattığı her türlü badirede merkez sağı ayakta tutan kesim esnaf ve çiftçi oldu. Yani ne biz onlardan, ne de onlar bizden ayrı tutulabilir. Esnaf ve çiftçinin gerçek sahibi her zaman biz olduk. Sorunlarını ve çözüm yollarını en iyi biz biliyoruz. Örneğin; Doğu ve Güneydoğu Anadolu çiftçisinin, ürettiğini satacağı hiçbir kurum kalmamış. Et-Balık Kurumu, SEK özelleşmiş. Böyle bir yapıda, terör tabii ki tırmanır. Yıllık 5.3 milyar dolarlık tarım desteğini 10 milyar dolara çıkaracağız. Bir sürü naylon teşvik yerine damızlık, süt ve yem teşviği sistemini layıkıyla oturtacağız. Bunu vermediğinizde, teröre 200 milyar dolar harcıyorsunuz.
Kökümüzde %10 var
DP ve Anavatan’ın birleşememesi sıkıntı yarattı, halkın güvenini sarstı. Bu durum, DP’nin, ‘baraj sorunu’ yaşamasına neden olur mu?
Saflarımız daha da sıklaşacak
Necip Kalkan: Birleşme sevincinin yaşandığı günlerde gördüğüm manzara muhteşemdi. Ne yazık ki o havayı kaybettik. Olumsuzluklar, halkı etkiledi. Bundan, büyük üzüntü duyuyorum. Ancak çabuk toparlandık. DP’nin 286 il ve ilçede teşkilatı var. CHP’den sonra en köklü siyasi oluşumuz. Baraj sorunumuz yok. İnanıyorum ki geçen seçimden kötü olmayacak. Bizim yalnızca kökümüzde yüzde 10 oy var. Burada şunu da belirtmek istiyorum. Kulağıma geliyor. Diğer partilerin adayları, özellikle kararsızları etkilemek için, ''DP barajı aşamayacak. Oyunuz boşa gitmesin, bize verin'' diyorlar. Bu yanlıştır, asılsızdır. Meclis’e gireceğimizi, sokakta görüyoruz. Bir de biz Anavatan’lı kardeşlerimizi kırmak istemiyoruz. Onlar bizim bir parçamız. Mücadeleyi birlikte vermek istiyoruz. DP’nin Meclis’te olması, demokrasi adına Türkiye’nin güvencesi olacak. AKP, 4 partili Meclis’te iktidar olamaz, bugünkü tavırlarını sürdüremez. Seçime kadar, saflarımız daha da sıklaşacak.
Emin Dinleten : Biz TBMM’ye gireceğiz. Ve eğer iktidar olursak, bir daha seçilme kaygımız olmadan çalışacağız. Bu ülke için neler yapılması gerekiyorsa yapacağız. Sonra da gerekirse ceketimizi alıp gideceğiz. Bu konuda kriter, anket sonuçları ya da miting alanlarındaki kalabalık değildir. Bize, geçtiğimiz her yerde büyük ilgi, sevgi var. Yol boyunca insanlar, kapılarından, pencerelerinden sevecenlikle el sallıyor. Göreceksiniz minimum yüzde 15 oy alacağız. Ben yüzde 20’lere çıkacağına inanıyorum. İzmir’den de 10 milletvekili çıkaracağız. Kentteki 1 milyon göçmenin oyunu da ben alacağım.
Hava sıcaklığı, DP seçmenini etkiler mi?
Emin Dinleten: Vatandaş, bu seçimde, demokrasi ve Cumhuriyet kazanımları açısından çok önemli bir görev üstlendiğinin bilincinde. O yüzden herkes sandığa koşacak, vatandaşlık ödevini yerine getirecek. Bir de Türk halkı beceriksiz adamı sevmez. AKP için, ''Cumhurbaşkanı’nı bile seçemediler'' diyorlar.
Herkes bizim gibi olmak isteyecek
İzmir milletvekilleri, birbirleriyle diyalog kurmuyor. Bu nedenle TBMM’de ortak irade sergilenemiyor. Bu konuda bir projeniz var mı?
Necip Kalkan: Ne yazık ki İzmir’de insanların bir araya gelme alışkanlığı yok. Ancak biz böyle bir şeye seve seve hazırız. Diğer partilerden arkadaşların da bu isteği ortaya koymalarını isteriz. Kentin dinamikleri de sorunların takipçisi olmalı. Projeler ortaya koymalı. Milletvekillerini teşvik etmeli. Biz bu işi çok iyi yapacağız. Öyle ki herkes bizim gibi milletvekili olmak isteyecek.
Emin Dinleten: Milletvekilleri, kentteki sivil toplum kuruluşlarına, odalara düzenli ziyaretler yapmalı. Öneriler almalı, sorunları yerinde öğrenmeli. Kent insanı da vekilini, puanlama sistemiyle değerlendirmeli, yani karne vermeli. Bunlar, basın yoluyla kamuoyuna duyurulmalı.
Üstlendiğim görevler için helak olurum
Yerel siyasetçi profiline uymak için ne gibi hazırlıklar yapıyorsunuz? ‘Yerli aday’ olmak ne kadar önemli?
Necip Kalkan: Bu konuda ben de endişeliyim. Bir İzmir Milletvekili, İzmir’e geldiğinde otelde kalıyorsa bu kentin sorunlarını bizim kadar hissetmesine imkan yok. Ancak vatandaş, güçlü insana ulaşmak istiyor, onu yanında görmek istiyor. Bu bizim toplumumuzda böyle, değişmez. Yani adayın yerli ya da ithal olmasına o kadar da önem verilmiyor. Doğu milletvekilleri, hemşehrileriyle dayanışmayı çok iyi yapıyor. Sorunu getiren heyetlerle birlikte, çözünceye kadar, bakanın, bürokratın peşinden ayrılmıyor. Milletvekili, üstlendiği görev için kendini helak etmeli. Çünkü vekillik, fedakarlık ister.
İzmir’i Süper Lig’e çıkaracağız
İzmir’e yönelik projeleriniz neler?
Necip Kalkan: Örneğin spor konusu var. Türkiye’nin 3’üncü büyük şehrinin, Süper Lig’de bir takımı yok. Bu konunun üzerine eğilinmeli. Bu kentin kuruluşları futbol takımlarına yardım yapıyor, bir sürü sorunla yüzyüze geliyor. Bu konuda hukuki bir altyapı hazırlanmalı. EXPO konusunda da sıkıntılar var. Daha harcanacak para yok ortada. Çünkü takip eden yok. Bu konudaki eksiği gidermeye talibim. İTO, İzmir için çok önemli projeler üretiyor. Bunları, EXPO konusunda lobiciliği, para tahsisini, kadroların atanmasını hükümet nezdinde takip edeceğim. Beni tanıyanlar bilir, bana bir konu bir kere söylenir. Memleketin ciddi ölçüde enerji meselesi var. Örneğin, Karaburun’da bin tane rüzgar tribünü kurulabilir. Yıllık 350 milyon dolarlık tasarruf sağlar. Ancak bürokrasisi çok, bu yüzden yapılamıyor. Biz bunları kolaylaştırmak için koşturacağız. İzmir’in gerçek anlamda fuarlar ve kongreler şehri olmasında büyük fayda var. Örneğin Almanya’nın Hannover kentine yılda 20 milyar dolar geliyor. İzmir de bu potansiyele sahip.
Üretici ile sanayici bulaşacak
Emin Dinleten: Dört ana konuda projelerimiz var. ‘Tarıma dayalı organize sanayi bölgeleri’nin ve ‘tarım havzaları’nın oluşturulması. İzmir’de limanın kapasitesinin artırılması ve gemi yapımının geliştirilmesi. Turizm sektöründe yabancı sermaye girişinin önünün açılması. Tarıma dayalı organize sanayi bölgeleri kurulmalı. Vergi yükünü, en azından belli süreliğine kaldırılmalı ya da hafifletilmeli. Üreticiyle sanayici ortak paydada buluşturulmalı. Tarımsal üretim alanları planlanmalı. Örneğin termal kaynağı olmayan Antalya’da seracılık dev bir sektör. İktidara gelir gelmez hepsini kapatıp, Bergama’ya taşıyacağız. O takdirde maliyet minimuma iner, kar da maksimuma çıkar. Tarım kesimi kollanmıyor, eziliyor. Bergama’da seracılık yapan vatandaşlarla konuştum. Seralarını yaparken, ev kurar gibi ruhsat parası alınmış. Bunların önüne geçilecek. İzmir Limanı, kapasitesinin çok altında çalışıyor. İlkel şartlarda çalışan Nemrut Limanı’nda bile yıllık 24 milyon ton yükleme-boşaltma kapasitesi mevcut. Türkiye’nin dünyaya açılan kapısı dediğimiz İzmir’de bu rakam 13.5 milyon ton. Derinlik 7 metre deniyor. Çözümü kolay. Alırsın altındaki çamuru, derinleştirirsin. Şimdi özelleştirildi. Ancak alan firmayla oturulur, konuşulur. Gerekirse fiyatında indirim yapılır. Ancak şu şart ortaya konur. ''Buranın kapasitesini artıracak yatırımları derhal yapacaksınız.'' Aliağa’da, Avrupa’nın en büyük gemi söküm tesisleri var. Gittim sahipleriyle konuştum. ''Gemi yapmak ister misiniz'' diye sordum. ''İstemez miyiz'' dediler. İzmir’de eğitilmiş insan gücü son derece yeterli. Hükümet, üniversiteler ve ilgili sivil toplum kuruluşlarının işbirliğiyle bu konuda kalifiye personel yetiştirilebilir. Böyle bir durumda, o bölgede en az 100 bin kişiye istihdam olanağı yaratılır. Doğu Akdeniz’de, Karadeniz’de arızalanan bir geminin gideceği tamir alanı yok. Burası olabilir. Bunları milletvekilleri yapabilir. Yalnızca yatırımcıların davet edilmesi yeter.
Tuttuğumuzu koparacağız
İzmir, kamu yatırımlarından hak ettiği payı alamıyor. Siz bu konuda ne yapacaksınız?
Necip Kalkan: Bence şimdiki milletvekillerinin beceriksizliği. Orada cabbar, işin peşinde koşacak, tuttuğunu koparan insanlara ihtiyaç var. Bunun için illa ki hükümet olmak gerekmiyor.
KİMDİR
EMİN DİNLETEN
Priştina göçmeni bir ailenin çocuğu olan Dinleten, 15 Mayıs 1947’de doğdu. Çocuk yaşlarda iş hayatına atılan Dinleten, ilk, orta ve lise eğitimini İzmir’de tamamladı. Ege Üniversitesi Ekonomi/Maliye bölümünü bitiren Dinleten, İzmir Ticaret Borsası’nda en fazla işlem hacmini gerçek leştiren Pamuk Ajanları’ndan birisi oldu. Halen ESİAD üyesiolan Dinleten, evli ve 2 çocuk babasıdır.
NECİP KALKAN
1950’de İzmir’de doğdu. Ege Üniversitesi Tekstil Mühendisliği Fakültesi’nden 1974’de mezun oldu. 1980’li yıllarda İzmir’de Güreş Ajanlığı ve Güreş Federasyonu üyeliği yaptı. Ege Giyim Sanayicileri Derneği Başkanlığı ve Büyükşehir Belediyesi’nde Meclis Üyeliği görevlerinde bulundu. Kalkınma Kurulu Başkanlığı’na seçildi. 12 yıldır İzmir Ticaret Odası Meclis Başkanlığı’nı yürüten Kalkan, evli ve iki çocuk babasıdır.
|
|
|

|