
Çetin ALTAN
Şeytanın gör dediği
Belalı sıcaklarda zartlı zurtlu bir curcuna
"Ne olacak bu memleketin hali?" sorusuna; ekranlarda boy gösteren adayların, "benim sayemde kurtulacak" diye verdikleri yanıtlardan çok daha rahatlatıcı bir haber, sıcakların bugünden itibaren normale döneceği.
* * *
Gerçi önümüzdeki hafta da, yeni bir Afrika sıcağı dalgasının şöyle bir yalama olasılığı varmış Türkiye'yi ama; geçtiğimiz çarşamba günkü 78 yıllık sıcak rekorunu kırma hırs ve yarışında görünmüyormuş.
* * *
Nasıl olsa bir yerde, insanı canından bezdiren sıcaklar da biter; yaz aylarının şimdiden kısalmaya başlayan güneşli günleri de...
Ve bu kez de, soğuklardan yakınma başlar.
* * *
O da biter, bu da biter; yıllar biter, aşklar biter; "ne oldum delisi" olmalar biter, ömürler biter de; sanki "gizli bir iç sömürgeymiş" gibi, Türkiye'nin tepesine tüneyerek, resmi arabalarda saltanat sürme horozluğunun kavgaları da biter mi?
25-30, haydi bilemediniz 50 yıl sonra, ortaya çıkar bitip bitmeyeceği.
* * *
Dikkat ederseniz, Cumhuriyet'in 10'uncu yılında yoğun biçimde keskinleşen, "fraklı, silindir şapkalı çağdaş uygarlık imajları" artık iyice kaybolmuş gibi.
* * *
Neden iyice kaybolmuş gibi ki, acaba?
Köylü ağırlıklı ve nüfusun 40 milyonunun, henüz daha dişlerini fırçalamaya alışamadığının saptandığı bir ülkede, Hazine'den geçinmeli bürokrasinin -özellikle resmi bayramlarda- fraklı silindirli bir imaj sergilemesiyle, "çağdaşlaşma" bir türlü gerçekleşememiş olduğu için mi?
* * *
Önceki gün Göztepe'de de elektrikler 2 kez kesiliverdi. Neyse ki bizim faks, "kesintisiz güç kaynağı" denilen küçücük ve özel bir jeneratöre bağlıydı da, öyle geçebildik yazıyı gazeteye.
* * *
Övün, çalış, güven...
Övünme; dolu dizgin sürüp gidiyor hâlâ...
* * *
Çalışma; havada kalmaya başladı. Hangi uğraş ve meslek alanında, hangi amaçla ve neyi gerçekleştirmek için, ne karşılığında çalışma?
* * *
Güven ise; tümden iflas etmiş gibi...
* * *
Azalıp azalmayacağı pek de belli olmayan çöl sıcaklarında; bendenizin derdi, ilkokullardan başlayıp, kuşak kuşak tekrarlanıp duran kutsal klişelerin otopsisiyle, kimsenin kafasını ütülemek değil.
* * *
Sınır ötesi askeri bir operasyonun maliyetiyle, "sıcak bir savaş"a dönüşüp dönüşmeyeceğini tartışmak isteyenlere de; kimlerin hangi gözle bakmaya kalktığını biliyorum.
Bendenizin derdi, "en doğru yön" diye; ola ki, yanlış bir raya girilmiş olma olasılığı...
Çok insan ziyan olup gitti ve gidiyor. Yazık değil mi?
* * *
Dünkü birkaç gazetede şöyle bir haber vardı:
"İstanbul'un piyano hocası Magdalena Rufer'i kaybettik"
Haberin içeriğinden birkaç cümle:
"Türk edebiyatının unutulmaz isimlerinden Sabahattin Eyüboğlu'nun hayat arkadaşı piyanist Magdalena Rufer, 83 yaşında yaşamını yitirdi.
...12 Mart darbesinde, komünist partisi kurma suçlamasıyla Azra Erhat, Tilda Gökçeli, Sabahattin Eyüboğlu, Vedat Günyol ile birlikte tutuklandı ve yargılandı. Suçsuz bulunarak serbest bırakıldı"
* * *
O dönemlerde de, "Türkiye'yi bölmek isteyen komünistler" suçlamasıyla; yazı adamları, şairler, müzisyenler, sahne sanatçıları, öğretmenler, üniversite hocaları tutuklanıyor, hapsediliyor ve kendilerine her türlü eziyet reva görülüyordu.
Kimler, kimlerle işbirliği halinde yapıyorlardı ki bunları?
* * *
Bu tür soruların yanıtlarını da biliyoruz:
- Onlar geçmişte kaldı, kurumlarımızı yıpratmayalım.
* * *
Ref'i Cevat'ın, anı kitaplarından birinin adı "Bu Gözler Neler Gördü"; Faruk Nafiz'in şiir kitaplarından birinin adı da "Bir Ömür Böyle Geçti"...
* * *
Bakalım sıcaklarda bir azalma olacak mı?
c.altan@prizma.net.tr

