|
 |
|
|
İstikrar, koalisyonlarla olmaz mı?
Satır Arası / Deniz Sipahi
Uzun bir süredir ''istikrar demek tek başına hükümettir'' pompalaması yapılıyor.
Eğer bu yorumu yapanlar, öncesinde ya da sonrasında şunları da söylüyor olsalardı daha iyi yaparlardı.
''Siyasette uzlaşma kültürü ne yazık ki arayıp da bulamadığımız bir gerçek. Bu kültür yerleşmediği için koalisyonların ömürleri çok uzun sürmüyor. O yüzden geçmiş rakamlara bakıldığında tek başına hükümetlerin olduğu yıllarda Türkiye daha hızlı büyümüştür...''
Aslında cumhuriyet tarihinin çoğunluğunda siyasette uzlaşmaz tavır hep hakim olmuştur.
''Çoğunluk bende, istediğimi yaparım'' mantığında hareket eden sadece AKP değildi.
Turgut Özal’lı ANAP da; ne eleştiri kabul ederdi, ne de toplumsal hassasiyetleri...
Sonuçlarını biliyorsunuz; ne kendisi Cumhurbaşkanı olarak mutlu oldu, ne de ANAP başlangıçtaki değişim umutlarını koruyabildi.
Merkezin iki lideri Mesut Yılmaz da, Tansu Çiller de bir mirasyedi gibi davranıp partilerini baraj altına çektiler. Siyasetin önemli oyuncuları olmak yerine ''küçük olsun benim olsun'' diye düşündüler.
Kimseye nasip olmamış bir Meclis aritmetiğiyle hükümet olan AKP’nin merkeze yaklaşmasını, toplumsal uzlaşma aramasını ilk günden beri çok arzu ettim. Ne yazık ki; hem Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, hem de AKP kadroları bunları yapmadılar.
Merkez Bankası Başkanı seçimi Türkiye’nin kırılma noktasıdır; Cumhurbaşkanlığı bardağın taştığı son olaydır.
TRT Genel Müdürlüğü için yapılan ısrarlar, Merkez Bankası’ndaki inatlaşmalar, Cumhurbaşkanlığı’ndaki dayatmalar AKP’nin de uzlaşma çabası içinde olmadığının çok net kanıtlarıdır.
Başbakan geçenlerde Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilememe nedeni olarak CHP lideri Deniz Baykal’ı gösteriyordu.
Baykal, Abdüllatif Şener’i ortaya attığı için bu süreç tam işletilememiş.
Böyle komik bir gerekçe duymadım.
Hem siyasi tiyatro oynanacak, ''çelik çomak verdim oynasınlar'' diyeceksiniz.
İşinize geldiğinde ''Ya ben, ya sen, ya o...'' sözünü dikkate alacaksınız; işinize gelmediğinde topu taca atacaksınız.
Sonra da ''Deniz Baykal seçtirmedi...'' yorumunu yapacaksınız.
Herkes gibi ben de istikrar istiyorum.
Çünkü Türkiye’nin sorunlarının dünden çok daha fazla.
Ama ''istikrar demek tek başına hükümettir'' yorumlarına da şiddetle karşı çıkıyorum. Ağızlarından ''demokrasi'' sözünü düşürmeyenleri de gerçek birer ''demokrat'' olmaya davet ediyorum.
Bu toprağa çivi çakmak nasıl olur?
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Erzincan’daki mitingde kürsüden YÖK’e yükleniyor.
''İnşallah YÖK denilen olayda; bu seçimlerdeki sandıktan çıkacak neticeyle o da yerini bulacak...''
Alanı dolduranlar YÖK ile ilgili sloganlar atınca Erdoğan bu sefer de şu yorumu yapıyor.
''Ülkemizde dikili bir ağacı olmayanlar çıkıp konuşuyor. Çakılı bir çivin yok. Söyle şunu yaptım de yok...''
Çivi çakmak; devasa binalar, barajlar, metrolar, köprüler yapmak mıdır?
Bir öğretim görevlisinin, bir doçentin, bir profesörün, bir YÖK üyesinin; ülkesini seven, insanlık yararına çalışacak, nitelikli insanlar yetiştirmesi bu topraklara çivi çakmak değil midir?
Demek ki; Başbakan’a göre öyle...
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|