SİYASET DENEYİMİNDEN MUTSUZ AYRILAN SON İŞADAMI MEMDUH HACIOĞLU:
Ankara'da siyaset sınıfı var, mutsuzluğumu kitaba dökeceğim
CHP'den milletvekili olarak Meclis'e giren eski İSO Başkanı Memduh Hacıoğlu, çok dertli. "Ankara'da siyaset sınıfı diye bir şey var. Daha önce fark etmemiştim. Çok mutsuz bir dönem geçirdim. Bu deneyimin kitabını yazacağım" dedi
Eylem Türk
İşadamlarının siyasete girmesi özellikle 1990'lı yılların başında bir akıma dönüştü. Sedat Aloğlu, Cefi Kamhi gibi birçok işadamı da siyasete girdi. Ancak hemen hepsi Ankara'dan mutsuz ayrıldı ve siyaseti tamamen bıraktı. Bunun son örneği İstanbul Sanayi Odası'nın eski başkanı Memduh Hacıoğlu oldu. Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün'ün siyaset deneyimi ise başlamadan bitti.
Siyaseti kendisi için kötü bir tecrübe olarak değerlendiren Hacıoğlu, "Hayatımın en mutsuz 4.5 yılını geçirdim. Genelde sistemi hiç beğenmedim. Siyaset sınıfı diye bir sınıf olduğunu daha önce fark etmemiştim. Ama öyle bir sınıf varmış. O sınıfın koşullarına ben uyamadım" diyor.
'Acı bir deneyim'
"Bir fabrikayı veya bir işyerini yönetmek ekip işidir. Benim alıştığım anlayış bu. Siyasete gelince hayatımda geçirdiğim en çok boş vakit diyebilirim. Bu siyasi sistemin Türkiye'nin gerisinde kaldığına inanıyorum. Sivil kesim şu anda siyasetin çok daha önünde. Siyaset toplumun gerisinde kalmış. Acı bir tecrübe ama bunu yaşayarak görüyorsunuz" diyen Hacıoğlu, siyaset sınıfının işadamlarını 'vitrin' olarak istediğini belirtiyor.'Vitrin diye istiyorlar'
Hacıoğlu şöyle diyor:"Partiler işadamlarını vitrin diye istiyor. Ancak aktif olmalarına izin verilmiyor. Avrupa'da ve ABD'de işadamları siyasete katılabiliyor ve etkin de olabiliyor. Ama Türkiye'de sistem sorunu var. Sistem kendini korumak için önlemini alıyor. İşadamının siyasete girip de başarılı olması siyasetçiler tarafından çok da istenen bir şey değil.
CHP'yi de parti içi demokrasi olmadığı için bıraktım, bağımsız milletvekili oldum. Partinin yönetiminde ve partinin kendi içinde demokratik olma koşulu lazım. Oradaki insanların katılımcı olması lazım. Böyle bir paylaşım yok. Atatürk'ün kurduğu bir parti olarak da kurumsal kimliğine çok büyük bir zarar verdiğine inandım. Ayrıca partinin kendi siyasi ekseninde bir değişim oldu. Çağdaş sosyal demokrat kimliğinden biraz daha milliyetçi kimliğe doğru kayış oldu."
'Bağımsızlık daha kötü'
Bağımsız milletvekili olunca daha da mutsuz bir dönem yaşadığını söyleyen Hacıoğlu, "Çünkü daha çok kolunuz kanadınız kırılıyor. Yapacak hiçbir iş yok. Bağımsız milletvekili demek meclis içi faaliyetlerinizin sona ermesi anlamına geliyor. Yine parti içinde bazı görevleriniz oluyor. Bağımsız olduğunuzda bu görevleri de bırakıyorsunuz. Bu nedenle daha da mutsuz bir dönem başladı benim için ve görevimin dolmasını bekledim" dedi.Bir daha siyaset düşünmediğini kaydeden Hacıoğlu, "Bu tecrübelerimi kitap olarak yazmayı düşünüyorum. Ülkem için üretimimle yarattığım istihdamla daha yararlı olacağıma inanıyorum. Bu nedenle sanayiciliğe devam" diye konuştu.
'Siyaset kazık atma yeri olmuş'Demokrat Parti'den milletvekili adayı olan, ancak, Anavatan'la birleşme sağlanamayınca bundan vazgeçen ATO Başkanı Sinan Aygün, şimdi siyasetçileri sert bir dille eleştiriyor: "Siyaset bir meslek haline gelmiş. Başkalarını kabul etmiyorlar. İş dünyasında samimiyet, güven var. Açıkçası siyaseti 'kazık atma' yeri haline getirmişler. Adama kazık atıyorsun, yalan atıyorsun sonra diyorsun ki siyasette bu olur. Çok çirkin bir şey bu."
Ayrılık kararından sonra partiden hiç kimsenin kendisini aramadığını belirten Aygün, şunları söyledi:
"Partiye girene kadar günde 3-5 kişi arıyordu. 'Hadi ne zaman geliyorsun' diye. Şu anda hiç kimsenin aradığı yok. Ayrıldığım gün, 8 kez aradım. Bulundukları yerlere ve evlerine kadar ulaştım ama dönen olmadı."

