Muhalefetin ipini kim çekti?
Tarih 25 Haziran 2007. Vakit gece yarısı.
Futbol Federasyonu Mali Genel Kurulu'na saatler kala Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in, Hoşdere'deki özel ofisinde hareketlenme başlıyor.
Kulüpler Birliği Vakfı'nın, Ankara'daki toplantısından çıkan kararla büyük prestij kazandığını düşünen Gökçek, bu kez Ulusoy'a karşı sürdürülen oluşumun temellerini atmak için misafirlerini ağırlamaya hazırlanıyor!
Konuklar arasında kimler yok ki?
Defalarca tarafsız kalacağını beyan eden Fenerbahçe Başkanvekili Nihat Özdemir ve Asbaşkan Şekip Mosturoğlu bile Gökçek'in ricasını kıramayıp gelenlerden!
AKP'li Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki, Kulüp Başkanı Recep Mamur, Galatasaray ve Kulüpler Birliği Başkanı Özhan Canaydın, Konyaspor Başkanı Ahmet Şan, Gökçek'in küçük oğlu Ahmet ve arkadaşları, Mardinspor Başkanı Süleyman Bölünmez, İstanbul Büyükşehir Belediyespor Başkanı Göksel Gümüşdağ, Kasımpaşaspor Başkanı Hasan Hilmi Öksüz, Altay Başkanı Nafiz Zorlu ve Mahmut Özgener ilk planda göze çarpan simalar.
Eyüp, Kartal, Karabük başkanları da orada.
Operasyonun strateji danışmanlığını üstlenen Futbol Federasyonu eski yönetim kurulu üyesi Serdar Güzelaydın da Gökçek'in yanı başında ve ev sahibi konumunda!
Zafer yakın !
Geceye katılan en ilginç isimlerden biri ise Ankara Emniyet Müdür yardımcısı Akın Kılavuz!..Gelip gidenlerle birlikte hatırı sayılır bir kalabalık var çalışma ofisinde.
Sohbet faslı kısa sürer, sadete gelinir.
İmzalar toplanır, insanlar birbirine sadakat sözü verir ve konu genel kurulun kaderini belirleyecek olan divan başkanlığına gelir.
Gökçek, Fenerbahçe Asbaşkanı Şekip Mosturoğlu'nun divan başkanlığına aday olmasını ister.
Amaç, kendi kulvarında muhalefeti sürdüren Fenerbahçe'yi vitrine çıkarıp, cepheye güç kazandırmaktır.
Nihat Özdemir, Başkan Aziz Yıldırım'ın "Gelişmelerin dışında kalacağız" şeklindeki tutumundan söz edince, teklif başkanvekilliğine döner.
Ancak Özdemir bunu da nazikçe geri çevirir.
Diğer kulüpler üzerinde baskı unsuru oluşturacak kozları bulunan Gökçek bu kez tıkanır!
Bunun üzerine Tahkim Kurulu üyesi Tanju Güvendiren'in adı üzerinde karar kılınır.
Saatler ilerleyip vedalaşma vakti geldiğinde 60 küsur imzanın yanı sıra, genel kurul sabahı toplanacakların sayısını düşünen Melih Gökçek, oldukça keyiflidir.
Zafer artık çok yakındır!
Delege olamaz
Tarih 26 Haziran, saat 14.20.Mali Genel Kurul sona ermiş, FIFA'dan gelen uyarı mektubu nedeniyle seçim önergesi gündeme bile alınmamış, muhalefet adına tek kişi itirazda bulunmamış ve "harekat" tam bir hayal kırıklığı ile noktalanmıştır.
Öfkesi gözlerinden okunan Gökçek, gelişmeleri izlerken çılgına dönmüştür.
Özellikle Kasımpaşaspor, Konyaspor ve İstanbul Büyükşehir Belediyespor başkanları ve delegelerine ateş püskürür.
Gençlerbirliği Başkanı İlhan Cavcav'ı bile kongre sabahı Mahmut Özgener'in cep telefonundan bulup ikna etmişken...
Savaşmadan cepheden çekilenlere, imza atıp el kaldırmayanlara çok içerlemiştir.
Fenerbahçe Başkanvekili Nihat Özdemir'e yakınır;
"Bunlarla yola çıkılmaz, bunlardan hiçbir şey olmaz."
Ve ardından masayı sert bir şekilde yumruklayıp yeni hedefini koyar;
"Vazgeçmeyeceğim. Mahkemeye gidip genel kurulu tekrarlatacağım. Hatta delege olup mücadele nasıl verilir herkese göstereceğim".
Oysa Gökçek delege olmak için belediye başkanlığından istifa etmesi gerektiğini bilmemektedir.
Gökçek'in bilmediği bir diğer gerçek ise, yandaş gibi görünse de delegenin politik manevraları ve dayatmaları asla içine sindiremediğidir.
Nitekim genel kurula damgasını vuran o tepkisizliğin gerisinde yatan da, bu tepkidir!
Yanlış hesap
FIFA'nın Pazartesi günü Futbol Federasyonu'na gönderdiği yazı çok net.
Tartışmaya fırsat vermeyecek kadar açık.
UEFA 1. Asbaşkanı Şenes Erzik'in genel kuruldaki konuşması da öyle.
1.5 yıldır Haluk Ulusoy'u devirmek için denenmedik yol bırakmayan muhaleflerin bir bölümü hızını alamayıp şansını mahkemede denemeyi düşünüyormuş.
Ne diyelim.
Allah akıl-fikir versin.
Oysa bilmiyorlar ki yanlış hesap FIFA'dan dönecek.
Ve zararı yine Türk futbolu görecek.!
Yıldırım ve Canaydın
Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy'un iki önemli muhalifi var!
Biri Galatasaray Başkanı Özhan Canaydın, diğeri Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım.
Canaydın son altı aydır, Yıldırım ise tam altı yıldır Ulusoy'a karşı.
Şimdi size iki örnek vereceğim:
İlki, seçim önergesi gündeme alınmayınca "İmzalarımız kabul edilmediğine göre burada yerimiz yoktur" diye genel kurulu terk eden ve diğer delegeleri de teşvik eden Canaydın'ın çizdiği portre...
İkincisi, 40 derece ateş ve dayanılmaz bel ağrılarına karşın genel kurulu terk etmeyen ve delege arkadaşlarına salonda kalmaları tavsiyesinde bulunan Aziz Yıldırım'ın tavrı...
Soru şu; doğru olan hangisi?
224 kişilik futbol ailesi içinde yüzde 30'luk bir temsil ile talepleri yerine getirilmedi diye küsüp gitmek ve çözümü mahkeme kapılarında aramak mı?
Yoksa, mücadele platformunun o meclis olduğu bilinciyle sorumlu davranmak mı?
Seversiniz, sevmezsiniz.
Kabul edelim ki, Aziz Yıldırım pekçok kulüp başkanı ve futbol adamının örnek alması gereken bir davranış sergiledi.
Sırat Köprüsü
Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy bir süredir beklenen hamlesini yaptı.
Merkez Hakem Kurulu, Disiplin Kurulu, Hukuk Kurulu ve Gözlemci- Temsilciler Kurulu'nun başkanından istifalarını istedi.
Ulusoy, 1.5 yıllık icraati süresince bir Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin, bir de kurullarından çekmişti, ne çektiyse!
Aslına bakarsanız yasa olanak tanısa, neşteri ilk vuracağı yer yönetim kuruluydu ama!..
Bunu yüksek sesle telaffuz etmek, seçimi bizzat kendisinin istemesi demekti.
Müzmin muhaliflerle uğraşmaktan böyle bir yapılanmaya fırsat bulamamıştı federasyon başkanı.
Şimdi yeni kurullar resmen açıklanıncaya dek birçok dedikodu olacak.
Ulusoy'un yapması gereken, önümüzdeki dönemde aynı sıkıntıları yaşatmayacak, federasyonu yıpratmayacak doğru tercihlerde bulunmak.
Bu uğurda belki bazı dostlarını kıracak, bazılarını yitirme noktasına gelecek.
Ama Federasyon başkanı ya yardan ya serden geçecek.
cersen@milliyet.com.tr

