Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 03 Temmuz 2007 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yavru uçtu!

Avuçlarımı açtığımda küçük kaya güvercini önce anlamadı. Sonra kanatlarını çırptı ve yükselip büyük sedir ağacının üst dallarından birine kondu

suha.umar@isbank.net.tr

Lokum kediden ödünç aldığımız kutusunun içinde sıkıldığı görülüyordu. Elimi uzattığımda kanadı ile tokat atmaya bile başlamıştı. Ama hâlâ çocuktu!
Onu Dost buldu. Bahçeye çıktığımızda, dikenli çalıların altına girmeye çalışan küçük güvercine "ferma" verdi. Bu onun ilk şansı idi. Dost onu bana göstermeseydi, mahalleyi sürekli denetleyen kedilerden kurtulması olanaksızdı. O akşam eve üçümüz döndük.
Kuyruk telekleri gelişmemiş, kanatları yeterince güçlenmemiş, siyah gözleri fıldır fıldır bakan bir kaya güvercini (Columba livia) yavrusu. Önce, dikkatsizlik edip yuvadan düştüğünü düşündüm. Yaşadığımız apartmanın üst katlarındaki balkonlara yuva yapmaya bayılıyordu güvercinler.
Sonra öğrendim. Balkonunu temizleten biri, henüz uçamayan yavruyu aşağı indirip bahçeye bırakmıştı. İlk kediye yem olacağını düşünmeden! Yavrusunu o hale getirinceye kadar onca sıkıntıya katlanan, tehlikeye göğüs geren annesinin, babasının balkona gelip onu bulamayınca ne hissedeceğini düşünme insanlığını göstermeden.
İlk günlerimiz zor oldu doğrusu. Haşlayarak yumuşattığım buğdayları, gagasını açıp tek tek içine koyarak yutmasını sağlamak, taze ekmek içini, tavuğun haşlanmış beyaz etini küçük yuvarlaklar halinde yedirmek zaman alan ama keyifli bir işti. Bu arada iyice birbirimize alıştık. Kutudan çıkardığımda kucağımda uslu uslu oturuyor, gagasını açmama biraz dirense de verdiklerimi hemen yutuyordu. İlk hafta böyle geçti.

İnanmaz gibiydi
Bir gün eve geldiğimde, yem kabına koyduğum haşlanmış buğdayların eksildiğini fark ettim. Bu onun ikinci şansı idi. Artık kendisi yiyebiliyordu.
Sonra ayrılık vakti geldi. Artık doğaya dönmeli ve ona ait olan sonsuz gökyüzünde süzülmeli, bir süredir ayrı kaldığı annesine, babasına kavuşmalıydı. Ben yine de endişeliydim. Kanadını, kuyruğunu iyice düzmüştü ama yeterli uçuş eğitimi yoktu.
Güvercinlere yem attığımız parkın girişinde, yavaşça elime aldım. Avuçlarımı açtığımda önce anlamadı. Sonra kanatlarını çırptı ve yükselip büyük sedir ağacının üst dallarından birine kondu. Boynunu uzatıp bana ve etrafına bakmaya başladı. İnanmaz gibiydi. Gördüğü geniş ve özgür alan onu şaşırtmıştı.
Orada çok kısa kaldı. Tekrar ama bu kez büyük bir keyifle ve güvenle uçtu. Parka bitişik elçilik binasının bahçesinin üzerinden bir tur atıp yandaki apartmanın çatısına indi.
Eve yalnız döndüm. Onu özleyecektim ama biliyordum ki yakınımda ve çok mutlu. Sedir ağacının dalında bu mutluluğu görmüştüm gözlerinde.
Önceki sabah onu salonda buldum. Açık bıraktığım pencereden girmiş sanki beni bekliyordu. Elime aldım ve biraz öğüt vererek tekrar dışarı bıraktım. Şimdi daha da mutluyum.
Yavru yaşıyor.

Ve kuraklık gelir!

Türkiye kuraklığın pençesinde! Nehirler, göller kurudu. Barajlarda su yok!
Ormanları konut, sanayi sitesi, alışveriş merkezi yapmak için kesersen! Yağmur getiren ormanı yok eder, yerine çimi tonlarca su tüketen golf sahası yaparsan! Ormanlara taş, mermer, kaydırak ocağı kurarsan!
Kuraklık gelir!
Millete "Sulak alanları koruyoruz" derken, DSİ her sulak alanı kanal açıp kurutursa! Gölleri, bataklıkları kurutur, yeraltı sularının can damarını kesersen!
Kuraklık gelir!
Yeterince suyun yokken, suya doymayan pamuk, çeltik, şeker pancarı ekimini özendirir, köylünün sonsuz iştahını kabartırsan!
Kuraklık gelir!
Olmayan suyunu fıskiyelerden fışkırtır, mola veren arabaların tepesine akıtırsan! "Sular boşa akıyor!" aptal aklıyla su havzalarını tarumar edersen!
Kuraklık gelir!
İyi de olur! Belki böylece aklımız da başımıza gelir!


CUMARTESİ
"Seni seviyorum demek hiç kolay değil"
14. İstanbul Caz Festivali başlıyor
Ölmeden önce köpekbalıklarıyla yüz!
16'ncı kattaki güverte
ne var, ne yok
İstanbul'da drift heyecanı
Sportif moda
En moda En yeni
90 yıllık yelken yarışı yeniden İstanbul'da





Melis Alphan
Ali Rıza Kardüz
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Süha Umar

   
© 2006 Milliyet