
|
|
|
 |
|
|
İthal yerli farkı
Çeşitleme / Selim Türsen
Milliyet EGE’de İzmir’i temsil edecek adayları dinlemeye devam ediyoruz. İlk iki haftanın konukları önce MHP sonra Demokrat Parti adaylarıydı. Kimse alınmasın ama İzmir’de yaşayan, sürekli bölgenin havasını soluyan adayların farkı sohbetlerde hemen ortaya çıkıyordu. ''Bunlar belediye seçimleri değil, şehrin sorunlarına o kadar da hakim olmak gerekmiyor'' görüşünü savunanlar çıkabilir. Ama, hala büyük projeler merkezi hükümetin onayı ve desteğiyle gerçekleşebiliyorsa, İzmir’i temsil eden milletvekillerinin kent için yapacakları lobilerin önemi göz ardı edilemez. Geçen 20 yılda İzmir bu eksikliği fazlasıyla yaşadı.
Sohbetlerimiz sırasında MHP adayları ellerindeki dosyalara göre ihtiyaçlarına eğilirken İzmirlilerin yakından tanıdığı iki isim Necip Kalkan ve Emin Dinleten’in içten bir coşkuyla kent için yapmak istediklerini ortaya koymaları aradaki farkı hemen gösteriyordu. Örneğin İzmir iş dünyasının nabzını tutan, kente ça€ atlatacak EXPO gibi vizyonu geniş projelere yürekten inanmış Necip Kalkan ile pamuk borsasının içinde pişmiş, sık sık dünyanın çeşitli ülkelerine yelken açıp, görüp öğrendiklerini ülkesine taşıyan Emin Dinleten’in Ege tarımının sorunlarına çözüm için ciddi bir çalışma ile hazırladığı rapor etkileyiciydi.
* * *
Terör ve güvenlik uzmanı emekli paşa Erdal Sipahi ile eğitim konusunda uzman öğretim üyesi Şenol Bal kendi konularına çok hakim MHP adaylarıydı. İktidar olurlarsa Türkiye’yi nasıl yönetecekleri konusunda fikir sahibi olmamıza rağmen İzmir’e özel çok fazla bir şey doğal olarak duyamadık. Bu işin doğrusu, seçim sistemi ve siyasi partiler yasasının değiştirilmesinden ve Meclis’te mutlaka görülmek istenen isimler için Türkiye milletvekilliği gibi formüllerden geçiyor.
Yoksa yazık oluyor vatandaşın kendi sorunlarından habersiz adaylara kendini temsil etmesi için verdiği oylara.
Hem kafa kol hem sunum
EXPO için Paris’te yapılan sunumun arkasından çok konuşuldu. Ege TV’de sunumların filmlerini ve tartışmalarını da izledik. Ben sıradan bir izleyici olarak tekrar, tekrar aynı karelerin gösterildiği İzmir’in filminden etkilendiğimi söyleyemem. Sanki zaman darlığında aceleyle hazırlanmış yaratıcı yönü eksik bir film izlenimi bıraktı bende. Herhalde bundan sonraki sunumlarda çok daha profesyonel çalışmalar yapılacaktır. Hele canlı bağlantıyla Polonya’da bir şehir halkının EXPO için yaptığı gösteriyi gördükten sonra sunumun ne denli önemli olduğu çok daha iyi anlaşılmıştır.
* * *
Ama sunumun iyi olması da tek başına yeterli olmuyor. İzmir Ticaret Odası (İTO) Başkanı Ekrem Demirtaş’la sohbet ederken söz kaçınılmaz bir şekilde EXPO 2015’e geldi. Demirtaş, ''Seçimler nedeniyle Dışişleri Bakanlığı’nın konuyla yeterince ilgilenemeyeceği kaygılarıma ve işin esas sahibi İzmir olmal'' düşünceme karşı farklı bir görüş getirdi.
EXPO’nun yerinin 98 ülkenin oylarıyla belirleneceğini söyleyen Demirtaş ''Dışişleri Bakanlığı’nın bütün dünyadaki elçiliklerinin, teşkilatlarının desteği olmadan bu oyları almak için lobi yapılması mümkün değil'' dedi. Tesadüfen o günlerde yabancı bir heyetle yaptıkları görüşmeyi anlatan Demirtaş, karar vericiler üzerinde etkili olan bu grup sohbetlerinin sonunda ''Bizim ülkemizin oyu İzmir’in. Bunu böyle bilin'' demiş. Bu olayın bile bire bir ilişki ve lobinin önemi açısından çarpıcı bir örnek olduğuna dikkat çekti İTO Başkanı.
Evet, sadece iyi sunum EXPO’yu çantada keklik yapmıyor. Ama sunum çok kötü olursa lobi ya da halk diliyle kafa kolun da tek başına yeterli olmayacağı bir gerçek. En azından Türkiye’ye oy vermek isteyenleri tatmin edebilecek bir sunum olmalı ki gönül rahatlığıyla oy verebilsinler.
Şimdi hem lobi hem de uluslararası standartta sunum hazırlama zamanı. Bekliyoruz, göreceğiz.
Ses duvarı
Geçen yıl ses kirliliği yazlık kentler için kabus olmuş İstanbul’da Boğaz’ın kıyısındaki en ünlü açık hava mekanları bile büyük cezalar almıştı. Bu yıl bu ünlü mekanların biraz masrafa katlanıp çevreyi rahatsız etmeyecek şekilde ses izolasyon sistemleri kurdurduğu haberlerini okuyoruz. Bakalım İzmir’de ne olacak?
Geçen yıl Çeşme’deki ses kirliliğini yazdığımızda bir dokunup bin ah işitmiştik. Herhalde İzmir ve çevresi de İstanbul gibi gerekli önlemleri almıştır. Yoksa herkesin başı çok ağrıyacak demektir.
stursen@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|