Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 05 Temmuz 2007 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Burs kontenjanını artıracağım"

Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan: "Türkiye'nin en yüksek puanlı, en iyi öğrencilerinin önemli kısmının bu üniversitede okumasını istiyorum. Burs kontenjanı en yüksek üniversitelerdeniz. Bunu daha da yükseltmekten yanayım. İmkanları elvermeyen, parlak öğrencilerin üniversitemizde okumasını istiyorum"

SİBEL KAHRAMAN

Onu önce MİT'in eski daire başkanlarından Mahir Kaynak'ın kızı ve uluslararası ilişkiler uzmanı olarak tanıdık. Ardından Demokrat Parti'den milletvekilliği aday adaylığı söz konusu oldu ve kendi deyimiyle "15 günlük siyasi macera"sıyla gündeme geldi. Şimdi ise Türkiye'nin en genç rektörlerinden biri unvanını taşıyor.
Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan sarı fönlü saçlarıyla, hafif makyajı ve spor giysileriyle farklı bir rektör tablosu çiziyor. Onunla konuşurken en çok etkilendiğim yönü, sakinliğiyle karşısındakine huzur vermesi ve hiçbir soruyu itiraz etmeden yanıtlaması oldu.

Eğitim siyasetin alternatifi miydi?
42 yıllık hayatımın sadece 15 gününü siyaset içinde değerlendirebilirim. 22 yaşında üniversiteye girdim. 23 yaşında asistan olarak İstanbul Üniversitesi'nde derslere giriyordum. Siyasete girişte temel maksadım profesyonel siyasetçi olmaktan ziyade Türkiye'nin geleceği için çok önemli bir projeye katkı sağlamaktı. Kendimi hiçbir zaman bir siyasi partinin ya da siyasi liderin adamı olarak hissetmedim. Ama bir projenin parçası olma fikrini benimsemiştim. Çünkü bunu ülkeme hizmet olarak değerlendiriyordum.
O dönemde Türkiye'nin çok ciddi bir gerginlik sürecine girdiği görülüyordu. Sivil demokratik bir alternatif sürecin ortaya çıkmasına katkıda bulunmak da benim için önemli bir vazifeydi. ANAP ile DYP'nin birleşme projesi ortadan kalktığı anda -zaten siyasetin içine yerleşmemiş bir insandım- çekildim. Siyaset hizmet edebileceğim bir alan olmaktan çıktı, klasikleşmiş eski gruplaşmalar haline dönüştü. Zaten benim asli görevim üniversite içindeydi. Kendimi hep akademisyen olarak gördüm.

Rektörlük teklif edildiğinde "Neden ben?" diye sordunuz mu? Çünkü çok gençsiniz.
Hayatım boyunca sayılarla pek uğraşmadım. Hayatın rakamlardan oluştuğunu bilirim ama rakamların da düşünüldüğü kadar somut şeyler olmadığına, göreceli olduğuna inananlardanım. İnsanın rakamsal yaşının önemi yok; hayat tecrübesi, olgunlaşma düzeyi, bilgi birikimi, bunların hepsinin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Ayrıca, "Neden ben?" değil, "Neden ben olmayayım?" diye düşünmeyi tercih ederim.

"Kadınlar insan ilişkileri konusunda erkeklerden çok yukarıda"
Nasıl bir rektör olacaksınız?
Kendim gibi. İnsancıl, sıcakkanlı, mizah duygusu gelişmiş, insan ilişkilerini önemseyen ve ilkeli. Hayatımı ilkeler üzerine inşa ettim. Bütün yaşantımı onlar üzerine kurguladım ve belli ilkelerden sapma olması beni çok rahatsız eder. Üniversitede ciddiyet, evrensellik ve akademik prensipler hakim olacak.

Nasıl bir üniversite hayal ediyorsunuz?
Hayalim hep Yale Üniversitesi olmuştur. Ancak bunlar uzun yılların birikimiyle ve büyük kaynaklarla oluşup kurulabilmiş yapılar. Bunu sağlayabilmek için elimizden geleni yapacağız. Önümüzde çok uzun bir yol var. Mütevelli heyetimiz eğitimcilerden oluşuyor. Üniversitemiz de büyük bir eğitim kurumu zincirinin halkası, bu açıdan en kolay ve en hızlı yol alacak kurumlardan biri olacağız.

Üniversitede ilk olarak yapmak istediğiniz nedir?
Türkiye'nin en yüksek puanlı, en iyi öğrencilerinin önemli kısmının bu üniversitede okumasını istiyorum. Burs kontenjanı en yüksek üniversitelerdeniz. Bunu daha da yükseltmekten yanayım. Mümkün olduğu kadar, imkanları elvermeyen, parlak öğrencilerin üniversitemizde okumasını istiyorum.

Kadın rektör sayısı neden az?
Dünyada da benzer bir durum var. Harvard ilk defa kadın rektör seçti. Kadınlar iktisadi anlamda güçlendikçe, haklarını net ifade ettikçe yönetici olacaklar. Yöneticilik otoriteyle ilgili, bu da kaba güçle ilişkilendiriliyor. Bu nedenle kadınlar düşünülmüyor. Ancak kadınlar insan ilişkileri ve diplomatik yetenekler konusunda erkeklerden çok yukarıda.

"Ailemin bana ihtiyacı olduğu her noktada evime geri dönebilirim"
Özel yaşamınızdan söz eder misiniz?
Türkiye Futbol Federasyonu Genel Sekreteri Lütfü Arıboğan'ın eşiyim. Eşim 243 kez milli olmuş kıymetli bir basketbolcu, çok kıymetli bir sporcu. Spor adamlığına devam ediyor ama basketboldan futbola geçti. 22 yaşında evlendim. Bir yıl sonra anne oldum. Oğlum bu yıl üniversite sınavına girdi. Kızım sekizinci sınıfta.

Önce kariyer dememişsiniz.
Benim için aile her şeyden daha önemli. Hayatta nerede olduğumun ve ne yaptığımın hiç önemi yok, ailemin bana ihtiyacı olduğu her noktada evime geri dönebilirim. Önce anneyim, eşim. Aile mutluluğunu her şeyin önünde tutuyorum. Eşim, çocuklarım çok kıymetli. İşim de öyle. Ama hiçbir zaman ailemin yerine geçemez. Mutluluğun peşinden koşan biriyim.

Nasıl?
Nasıl mutlu olursam öyle yaşarım. Beni mutlu eden insanlarla, mutlu eden yerlerde olmayı tercih ederim. Ben de genel olarak mutlu bir insan olduğum için etrafıma pozitif enerji yaydığımı biliyorum. İşinde çok başarılı ama aile düzeni bozulmuş biri olmak beni asla mutlu etmezdi.

Ailenize zaman ayırabiliyor musunuz?
İşim dışındaki bütün zamanımı aileme ayırırım. Bizim ailemiz çocuklarım ve eşimden ibaret değil. Annem, babam, yeğenlerim, kuzenlerim, kuzenlerimin çocukları, eşimin kuzenleri, yeğenleri hepimiz birlikte kocaman bir aileyiz. Bayramlarda, yaz tatillerinde hep beraber oluruz. Hafta sonları birlikte yürüyüşe çıkarız. Hepsi benim için çok kıymetli.

"Eski bir atlet ve basketbolcuyum. Şimdi de fitness ve tenis merakım var"
Evinizin işlerini siz mi yapıyorsunuz?
Bütün işlerimi kendim yapardım. Ama artık yetişemediğim için yardımcım var. Aslında yardımcı olması büyük bir avantaj. Çocuklarımın arkamdan iyi bakıldığını biliyorum. Yemek pişirmeyi çok severim. Eskiden her gün yaparken şimdi misafirlerime yapabiliyorum. Deniz ürünlerini çok güzel yaparım, Adana ve Antep mutfağına yatkınım. Akla hemen kebap geliyor ama onun dışında patlıcan dolma gibi sebzelerle yapılan pek çok çeşit var. Baba tarafımdan Antepliyim. Eş tarafından Adanalıyım. Onun için bu şehirlerin mutfaklarını da öğrendim.

Eşiniz sporun siz eğitimin içindesiniz. Bu farklılıklar yaratmıyor mu?
Spora ben de düşkünüm. Maçları severek izlerim. Eşim de çok iyi okur. Hatta "Bu kitabı mutlaka okumalısın" diyerek bana tavsiyede bulunur. Eşim de ben de Galatasaraylıyız. Eşim, basketbol oynadığı zamanlarda hiçbir maçını kaçırmazdım. Şimdi de futbolun içerisindeyiz ve özellikle milli maçlara gitmekten çok hoşlanıyorum. Ben de eski bir atlet ve basketbolcuyum. Şimdi de fitness ve tenis merakım var. Bazen çocuklarımla itiş kakış basketbol oynamaya devam ediyorum ama artık çok mızıkçıyım, gücüm yetmediğinde beni idare ediyorlar.

"Spor giyindiğim zaman kendimi daha rahat hissediyorum"
Her zaman bakımlı mısınız?
Temiz, bakımlı düzgün olmayı tercih ederim. Bunun bir sorumluluk olduğunu düşünürüm. Abartıdan hoşlanmam. Akşamdan kıyafetlerini hazırlayan biri değilim. Sabah ne çıkarsa bahtıma. Ama genel olarak görünümünün insanı tamamlayan bir şey olduğunu düşünürüm. Giyimime dikkat ederim. Modaya uymayı değil, kendi bedenimle uyumlu olmayı tercih ederim. Spor giyindiğim zaman kendimi daha rahat hissediyorum.

Cildiniz için özel bir formülünüz var mı?
Hayır. Benimki genetik olarak düzgün. Anneannemin de böyleydi.

Stresi azaltmak için neler yapıyorsunuz?
Stres hisseden biri değilim. Her şey insanın zihniyle ilgili. Aynı ortamda huzurlu da olabilirsiniz, stres de yaratabilirsiniz. Kızımı öpmem, oğluma dokunmam rahatlamam için yeterli. Onlar benim mutluluk iksirim.

Bir gün tekrar siyaseti düşünür müsünüz?
Siyaset bilimi konusunda yazacağım. Çalışma alanım bu. Partili olmayacağım. Kariyer planım da rektörlüğüm sona erdiğinde öğretim üyesi olarak üniversitede devam etmek. Çünkü sevdiğim, inandığım iş bu.

"Babamla farklı düşünmek bizim için eğlence vesilesi"

Babanız Mahir Kaynak'la ilişkileriniz nasıl? İstihbaratçı olması sizde sıkıntı yarattı mı?
Babamla her zaman fevkalade ilişkilerim olmuştur. Babam son derece nazik, sevecen ve zeki bir insandır. Ben de bir evlat olarak anne ve babama layık olmaya, onları hiçbir zaman utandırmamaya çalıştım.
Babamın eski bir istihbaratçı olması bazı sıkıntılar yarattı kuşkusuz ama hiçbiri aşılamaz değildi. Zaman ve sabır her şeyi çözdü. Üstelik bu durumun babamın kusuru olduğunu da düşünmüyorum. Bir istihbaratçı olmasının yükünü o da, ailemiz de çok çekti. Ama benim açımdan onun deneyimleri ve düşünce kapasitesi her zaman bir hazine niteliği taşımıştır.
Düşünmeyi babamdan öğrendim diyebilirim. Buna rağmen farklı düşündüğümüz birçok konu var ve bu bizim için bir eğlence vesilesi.

"Yedi kitap yazdım. Bir kısmı güvenlik ve terör üzerine"

Hangi okullarda öğrenim gördünüz?
1965 doğumluyum. Türk Eğitim Derneği Ankara Koleji'ni bitirdim. Ardından Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi Uuluslararası İlişkiler Bölümü'nü... İstanbul Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde doktora yaptım.
Başlangıçtan itibaren tam uluslararası ilişkilerci olan ilk jenerasyonum. Bütün akademik çalışmamı uluslararası ilişkiler üzerine yaptım. İktisattan, pazarlamadan bu alana geçmiş biri değilim. Yedi kitap yazdım. Bir kısmı güvenlik ve terör üzerine.
Akademik çalışmalarımın bir yönünü teoride tutmaya çalıştım. Terörü de teknik detaylarıyla, gruplar ve liderler düzeyinde değil; felsefesiyle, içeriğiyle ilgilenerek, onu bir politika aracı olarak görerek ele aldım.


PAZAR
Türkü varken rock da neymiş
"Akşam şamandıra dönmeye devam ediyor"
"Burs kontenjanını artıracağım"
Yakup'ta müdavim sergisi
Artık beyazdan başka renk yasak
Sanal hayatımıza da markalar girdi
Küçükömer'in tezleri yeniden gündemde
Dünyanın dört bir yanından lezzetler
Tedavisiz romantiğin düşleri
LEZZET DÜNYASINDAN
Ulucanlar müze olmalı!
Homo astrologicus
Kandilli'den Borsa notları
Diana yine ihanete uğradı
Bizans sempozyumu umut verdi
Kâbe internetten tavaf edilir mi?
Şarabistan izlenimleri





Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Milor
Nevsal Elevli
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Mehmet Yalçın

   
© 2006 Milliyet