Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 05 Temmuz 2007 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Şarabistan izlenimleri

Dünyanın en büyük şarap organizasyonu olan ve iki yılda bir Bordo'da düzenlenen Vinexpo, geçtiğimiz hafta yapıldı. Dünyaya damgasını vuracak şarap trendleri, potansiyel yeni yıldızlar neler miydi?


myalcin@turk.net

Toplam alanı 41 bin metrekareyi bulan, bir uçtan bir uca katetmek için tam iki kilometre yürünmesi gereken şerit gibi dev bir salon düşünün... Her yanı şarap ve sert içki. Salonun dışında, göl kenarında büyük firmalar için ayrılmış bir düzine iki katlı prefabrik villayı ve sadece şarap ve içki aksesuvarcıları için ayrılmış ayrı bir salonu da buna dahil edin...
2 bin 400 katılımcı firma, tanıtılan 40 bin yeni ürün, dünyanın dört yanından 45 bin de profesyonel ziyaretçi. Eh, 2005 rakamlarına göre global cirosu 277 milyar doları bulan bir sektörün, şarap ve sert içkiler dünyasının böyle bir fuarının olması da normal karşılanmalı. Bir yılda 30 milyar şişe şarap satılıyorsa, ona yön verecek organizasyonun bu hacimde olması da şaşırtıcı sayılmamalı.
Geçtiğimiz hafta bu fuarda, Bordo'daki Vinexpo'daydım. 2005'teki Vinexpo'da en dikkat çekici yenilik, Fransızların "yeni dünya" ülkelerindeki gibi daha genç imajlı ve renkli etiket, şişe ve ambalajlarla klasik şarap imajından uzaklaşmaya başlamalarıydı. Bordo apelasyonundan "Be Simple" adlı vidalı çevir-aç kapaklı şaraplar bile üretilmişti.
İkinci bir büyük trend de roze şaraplarda görülen patlamaydı. Bu yeniliklere sert içki dünyasından konyak, votka ve meyve aromalarının karışımıyla yapılan egzotik lezzetli likörler ekleniyordu.
2007'de ise bu trendler biraz daha yerine oturmuştu. Bordolular "Eyvah, Avustralya şarapları tahtımızı sallayacak" paniğini biraz yatıştırmış, klasikten uzaklaşma adına öbür uca savrulmaktan kurtulmuşlardı. Modern imajla klasik kalitenin sentezlendiği, "neo-klasik" denebilecek yeni şaraplar ve sunumlar göze çarpıyordu.

Roze şaraplar önemsenmişti
Roze şaraplar ise meşrubat gibi sunulmaktan çok, şarap olarak da önemsenmişti. Güney Fransa'nın en ünlü üreticilerinden Sacha Lichine, Château d'Esclans Garrus adıyla dünyanın en pahalı rozesini üretmişti ve ancak üst düzey beyaz ve kırmızılar için kullanılan 1,5 litrelik magnum şişelere koymuştu mesela. Normal 75'lik şişesi, bir çok Grand Cru Bordo kırmızısından daha pahalıydı, tam 72 avroydu! Dünyanın ilk "markalı" şarabı Mouton Cadet'nin de ilk kez rozesi üretilmişti.
İspanya şarapta çiçek açan ülke olma durumunu sürdürüyordu. Ülkenin lider üreticisi Torres, bir dizi yeni şarabını daha lanse etti. Priorato'dan çıkardığı Salmos, Katalonya'dan Nerda ve Şili'de yaptığı Cordillera, gerçekten seçkin şaraplardı.
Fuarı gezerken İspanyol şeri ve brendi devi Gonzales Byass'a da uğradım. 30 yıl meşe fıçılarda beklemiş şerileri gerçekten olağanüstüydü. "Bu denli eski şerilerin perakende fiyatları, 25 avro civarlarında. Acaba elinizde çok mu yıllanmış şeri stoku var da fiyatları yükseltmiyorsunuz?" diye sordum. Uluslararası pazarlama müdürü Victoria Gonzalez-Gordon'un cevabı, şarabın dünyasında yeni yeni emekleyen biz Türkler için derslerle doluydu:

Şili yükselişini sürdürüyor
"Hiç ilgisi yok. Zaten stokumuz devlet kontrolünde. Yıllanmaya yatırdığımız her 30 litre için bir litre şişeleme hakkımız var. Yani bu şeri türünün devamlılığı garantiye alınıyor. Bu arada, yıllanmada hile olmasın diye hükümet piyasadan örnek toplayıp karbon testi yaparak kaç yıllık olduğunu, etikete doğru senenin yazılıp yazılmadığını kontrol ediyor."
Fuarda Yeni Dünya'nın şarapçı ülkelerinden Şili'nin yükselişini sürdürdüğü de görülüyordu. Ülkenin şarap devi Concha y Toro uygun fiyatlı kitle şaraplarıyla yetinmiyor, rafinmanı ve kalitede derinleşmeyi de ihmal etmiyordu. Nitekim en yüksek vadilerin ağır ağır olgunlaşan üzümlerinden Maycas del Limari adıyla çok üst düzey bir seri de üretmişlerdi. Bir diğer dev Errazuriz de, üstün kalitedeki tek bağ şaraplarıyla dikkati çekiyordu.
Vinexpo'da şampanyada yayılan yeni bir akım da görülüyordu: "Brut Zero" modası. Yani sıfır oranda şeker içeren şampanya... Normalde Brut denilen sek şampanyada bile litrede birkaç gram şeker oluyordu ve şampanyadaki yüksek asidi dengeliyordu. Üreticiler, şampanyanın yemek sofrasına yerleşebilmesi için bu kadarcık şekeri bile çok görerek hiç şekersiz şampanyalar yapmaya ağırlık vermişti. Bence bu yeni örnekler ağızda çok dengeli olmayan ürünlerdi ama moda, modaydı.
Efsanevi üreticilerden Bollinger'ın çok sıcak ve atipik bir yıl olan 2003'ün şampanyasını "tek atımlık" ayrı bir rezerv olarak şişelemesi ise küresel ısınmanın ardından birçok üreticinin zaman zaman ana çizgisinden sapan şaraplarla karşımıza çıkabileceklerinin habercisi gibiydi.
Nitekim bugün için hoş içimli ama düşük asiditesi nedeniyle yıllanmaya ve derinleşmeye uygun olmayan bu şampanya, yıllanmış şampanya eksperi olan bu firma için "arızi" bir üründü.

Fuarda Türkler de vardı
Vinexpo döneminde Bordo 24 saat şarapla yaşıyordu. Dünyanın dört yanından toplanan şarap profesyonelleri için gündüzleri de bazı şatolarda çok özel tadım etkinlikleri düzenleniyor, akşamları da bol tadımlı davetler veriliyordu. Bunların bir bölümüne de katıldım. İspanya'nın ortalarından çıkıp Portekiz'i katettikten sonra Atlantik'e dökülen, İspanyolların Duero, Portekizlilerin de Douro dedikleri ırmağın şarapçılarının havuzbaşı partisi özellikle çok hoştu.
İki ülkenin şarapçıları sevimli bir tema etrafında ve renkli bir atmosfer yaratarak ilgi çekmenin yolunu bulmuşlardı. Üstelik şarapları da çok güzeldi. Özellikle Douro'daki Porto üreticisi ailelerin yeni yeni yöneldikleri sek kırmızıları tattıkça, bu şarapların Türkiye'ye gelmemesinin eksikliğini bir kez daha hissettim. Eh, ucuz Chianti şaraplarını binlerce kasa getirtip İtalyan lokantalarına üç kat kârla satmak varken, ithalatçılarımız satmak için insanlara keşfettirilmesi gereken böyle şaraplarla uğraşacak değillerdi ya!
Vinexpo'da Türkler de vardı. Her Vinexpo'ya mutlaka katılan Kavaklıdere, bu kez standında Kocabağ'ın ürünlerini de tattırdı. Burgaz Alkollü İçkiler de mütevazı bir standla gözüme takıldı. Aksesuvarcıların yeraldığı "Marketers" salonunda ise Paşabahçe yeni serisi F&D'yi, hiç de fena olmayan bir standla tanıttı; Dünya Someliyeler Birliği Başkanı'nın organizasyonuyla bir tadım etkinliği de düzenledi.
Ziyaretçiler arasında, bir-iki Türk şarap üreticisine de rastladım. Şarapla ilgili yazılan Türkçe literatürü bile okumayan kişilerin bu denli sofistike bir organizasyondan ne kapabileceklerini de doğrusu merak ettim!
Bu büyük şarap etkinliği 2009'da tekrarlanacak. Bakalım Türkiye, kendine özgü üzümleri ve onlardan yaratacağı özgün tatlarla bu fuarda ne zaman ilgi odağı olacak? Ben 2015 diyorum. Çok mu karamsarım?

En ilginç şaraplar

Tattığım yüzlerce şarap ve içki arasından ilginç bulduklarım alfabetik sıra ile şöyle:
  • Bollinger Grand Annee Rose 1999-Şampanya
  • Bouchard Pere et Fils, Beaune Greves, Vignes de l'Enfant Jesus 2003-Burgonya
  • Château Combes Canon 2002 Canon Fronsac
  • Château Montus XL 2000 Madiran
  • Gosset Celebris Brut Blanc de Blancs 1998-Şampanya
  • Jean Luc Colombo Les Ruchets Cornas 2004 Rhone
  • Magrez Tivoli Cuvee d'Exception 2004 Medoc
  • Mas de Daumas Gassac Vin de Laurence 1998-Güney Fransa
  • Maycas del Limari Syrah 2005-Şili
  • Royal Tokaji Mezes Maly 6 Puttonyos 1999 Tokay
  • Sena 2004 Errazuriz-Şili
  • Torres Manso de Velasco 2004-Şili
  • Quinta Vale d. Maria 2003 Douro-Portekiz

    En ilginç içkiler

  • Cognac Dupuy Hors d'Age-Konyak
  • Cognac Camus Borderies XO-Konyak
  • Tolon Tolon Leche Merangada tarçınlı süt likörü-İspanya
  • Navan Vanilyalı konyak likörü-Fransa
  • Troil Cognac Cream and Vanilla likörü-Fransa


    PAZAR
    Türkü varken rock da neymiş
    "Akşam şamandıra dönmeye devam ediyor"
    "Burs kontenjanını artıracağım"
    Yakup'ta müdavim sergisi
    Artık beyazdan başka renk yasak
    Sanal hayatımıza da markalar girdi
    Küçükömer'in tezleri yeniden gündemde
    Dünyanın dört bir yanından lezzetler
    Tedavisiz romantiğin düşleri
    LEZZET DÜNYASINDAN
    Ulucanlar müze olmalı!
    Homo astrologicus
    Kandilli'den Borsa notları
    Diana yine ihanete uğradı
    Bizans sempozyumu umut verdi
    Kâbe internetten tavaf edilir mi?
    Şarabistan izlenimleri





  • Can Dündar
    R. Hakan Kırkoğlu
    Vedat Milor
    Nevsal Elevli
    İlber Ortaylı
    Tuba Akyol
    Mehmet Yalçın

       
    © 2006 Milliyet