
Melih AŞIK
Açık Pencere
Gidiş ne tarafa?
Yaklaşan seçiminin en kısa ve öz değerlendirmesini Necmettin Erbakan yapıyor:
- Bundan önceki seçimlerde daha iyi mi yönetileceğiz daha kötü mü korkusu vardı, bu seçim ise var mı olacağız, yok mu olacağız seçimidir...
Tespit doğrudur... Taraflar arasında ip o yüzden geriliyor...
Bir tarafta cumhurbaşkanı seçimini tek başına yapmaya çalışmış ama başaramamış... TSK, Anayasa Mahkemesi, Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Halk Partisi, YÖK ve üniversiteler ile kavgalı olup seçim kampanyasını da bu kurumları yıpratmaya yönelik sürdüren... ABD, AB, Barzani, Talabani, Karamanlis, Papadopoulos destekli bir iktidar kadrosu...
Karşısında cumhuriyeti koruma çabasıyla ter döken anayasal kurumlar...
Türkiye'den ne koparacaklarsa AKP iktidarında koparacaklarını bilen dış canavarlar bu iktidarı destekliyor. Adına "aydın" denen ve etkili noktalara yerleştirilmiş kimi maşalar da tam kadro destek hizmeti sağlıyor. Sağ kulağı solda gösterip, demokrasiye tehlikenin AKP'den değil, cumhuriyetçi kuruluşlardan geldiği izlenimini yayma misyonunu sürdürüyorlar.
İktidar kadrosunun hedefi mevcut Anayasal yapıyı değiştirmektir. Dışa daha bağımlı, sömürüye daha açık, içerde ise dinsel kurallar öne çıkarılarak özgürlüklerin yok edildiği bir sivil dikta modeli... Özlenen ve güdülen hedef budur... Bu dayatmanın yarattığı itişme nereye mi varır? Eğer sağduyu kafalara dank etmezse maalesef iç savaşa kadar uzanır... Ve bilelim ki... Bu ülkede yaşayan herkes o savaşın mağlubu olur.
AKP seçimlere kısa bir süre kala Kuzey Irak operasyonunu tartışıyormuş.
Oy uğruna gönlün istemediği işe kalkışmak bayağı sıkıntılı bir durum olsa gerek...
Haldun Ertem
Başbakanlığa bağlı bir vakıf yaz ortasında kömür dağıtıyormuş!
Ne yapsınlar... Herkese klima verecek halleri yok ki..
Arif Ayhan
Peki sonra neler mi oluyor? Ertesi gün Fox TV yönetimi Canan Obay'dan, Egemen Bağış'a "özür mektubu" yazmasını istiyor. Obay, özür dileyecek bir şey yapmadığını söyleyerek isteği reddediyor... Ve istifa ederek (ettirilerek) kanalla ilişiğini kesiyor... İşte ilkeli gazetecinin kaderi...
"Başbakan seçim kampanyasını devlet olanaklarını sonuna kadar kullanarak sürdürüyor. Bu hem suçtur hem haksız rekabet. Bir diğer haksız rekabeti de medya yapıyor. Özellikle bazı televizyon kanalları seçim yasaklarını ilginç yöntemlerle çiğneyip açık açık AKP propagandası yapıyorlar."
Nasıl mı yapıyorlarmış?
"Örneğin bir kanaldaki 'Türkiye Konuşuyor' programı... Sözümona sokaklarda rasgele vatandaşlarla konuşup görüş alıyorlar. Ama her ne hikmetse bu vatandaşların tümü AKP'li çıkıyor! Soruyu soran da yanıtı veren de açık açık AKP propagandası yapıyor ve buna hiç kimse dur demiyor."
Amerika, İngiltere, İtalya, Fransa... Bütün bu ülkelerde seçime az kala bütün liderler ekranda bir araya gelir, kıyasıya tartışırlar... Seçimin sonucunu önemli ölçüde bu program belirler... Baykal, sözü Tayyip Erdoğan'ın böyle bir programa yanaşmamasına getiriyor.
"Başta ben olmak üzere bütün liderler bunu istiyoruz. Ama Sayın Başbakan israrla bundan kaçıyor. Çünkü öyle bir programa çıkarsa perişan olacağını biliyor."
Deniz Bey sohbette ilginç bir bilgi veriyor. Çok tanınmış bir şehirlerarası otobüs firmasının sahibi geçenlerde kendisini aramış... Seçim günü tatil yörelerinden oy kullanacakları illere gidecek seçmenler için 40 - 50 kadar otobüsünü CHP'ye hiç bir ücret talep etmeden tahsis etmek istediklerini söylemiş. Bu da memnunluk yaratmış CHP'de.
Bir depremden ne kadar kazançlı çıkabilirseniz bir savaştan da o kadar kazançlı çıkabilirsiniz...
Jeanette Rankin
m.asik@milliyet.com.tr

