
|
|
|
 |
|
|
KOPAN'IN DOKUZ ÖYKÜSÜ, OKURUNU KİTABIN İÇİNE GİRMEYE ÇAĞIRIYOR!
Oyuncu hikâyeler
"Fildişi Karası", "Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri", "Yedi Derste Vicdan Muhasebesi", "Kara Kedinin Gölgesi" ve "İçimde Kim Var"ın yazarı Yekta Kopan'ın son kitabı "Karbon Kopya", hem metinler hem de türler arası oyuncu hikayelerden oluşuyor.
SERPİL GÜLGÛN
Hikayenin tür olarak şöyle bir güzelliği vardır okur açısından. Çok büyük bir rahatlık ve de bencillikle "Valla filanca kitap mı, oradaki falan hikayeyi öyle sevdim ki, o bir yana, dünya bir yana," diyebilirsiniz. Nasıl? Kafka mı? Eh herhalde ki, "Dönüşüm" diyorsak... Ya da, Gogol mü? "Palto", bittabii. Poe mu? Hiç şüphesiz, "Morg Sokağı'nda Cinayet" gibi.
İşte, bu anlamda "Çevirenin Notu" da "Karbon Kopya"nın banko hikâyesi diyebiliriz. Çünkü "Çevirenin Notu" ya da "El Toreador: Garcia Perez Samango / Orijinalinden çeviren: Y. K." kitabın en buluşçu, en oyuncu ve en eğlenceli hikâyesi. Kardeşi Pere ile annesinin yolunu gözleyen küçük yoksul Pablo'nun hikâyesi, artık akbabayı andıran musluk borusundan mı yoksa yazarının soyadının yarattığı çağrışımdan dolayı mı nedir bilinmez, ilk anda insana Jose Saramago'yu da hatırlatıyor uzaktan uzağa, sonra Borges'in kıymetlisi Pierre Menard'ı, Don Kişot'u satır satır kopya eden o muhteşem yazarı da...
Borges'ten Kafka'ya
Garcia Perez Samango'nun hikâyesini çeviren Y. K.'nın önce açıklayıcı, sonra metni çözümleyici, daha sonra da Samango'ya kafa tutmaya başlayan öfkeli dipnotlarında ise, attan alta Oğuz Atay'ın ironisini alıyorsunuz. Tabii, bu arada, hemen söyleyelim, "Metafor" da atlanmaması gereken bir başka hikâye. Tiyatroyla hikâyeyi harmanlayan "Metafor", tıpkı "Çevirenin Notu" gibi metin nedir, edebiyat nedir (aynı zamanda hayat / ölüm nedir, zaman nedir) problematiği temelinde yükseliyor.
Genç adam, genç kadın ve sahaf, hikâyenin (ya da hikâye olarak tasarlanmış oyunun) kahramanları. Genç adam, hayatının romanını yazmakta ve her bölümünü sahafa okutmaktadır. Sahaf ise, genç adamın yazdıklarını beğenmemekte, eleştirmektedir. Dışarıda ise yağmur yağıyordur. Gizemli genç kadına gelince, o, tür olarak öykü ve oyun olarak okuyabileceğimiz, polisiye tadındaki bu sahafın hikâyesini aydınlatacak esas kişidir.
Borges'in en bilinen ve en sevilen hikâyelerinden "Borges ve Ben"in yeni okuması olan "Borges ve Ben"de, karşımıza gene aynı sorunsal çıkıyor. Kurgu nedir, gerçek nedir, gerçeklik nedir, metin nedir? Ama bu kez kim olduğunu bilmediğimiz (ya da bildiğimiz) bir anlatıcının, kadri bilinmemiş edebiyatın kadri bilinmemiş şövalyelerinden Mahir T. Şenel'in ölümünün peşine düşmesiyle tartışılıyor bu.
'Kopyacı' Van Gogh
"Kafka ile Yolculuk"ta, Kafka ve Kafka'nın "Yolcu", "Dışarıyı Dalgın Seyrediş", "Ağaçlar", "Sokağa Bakan Pencere" adlı hikâyelerinin izlerini sürerken, "Sevgili Kardeşim"de, Vincent Van Gogh'u, hem kurgusal, hem de gerçek anlamda buluyoruz. Daha doğrusu, Vincent Van Gogh'un kardeşi Theo'ya mektupları. Ama bu kadar değil. "Sevgili Kardeşim"in hemen bitimindeki "Gerçeğin Halleri" adlı hikâyede Van Gogh bir kez daha karşımıza çıkıyor. Bu kez bir 'kopyacı' olarak ama. Fransız realist ressamlarından Millet'in "La Meridienne" adlı tablosundan yola çıkarak "La Sieste"i yeniden yorumlayan Van Gogh olarak. Daha doğrusu, Van Gogh'un kendisi değil, Van Gogh'a ve Millet'e konu olan resim kişilerinin yorumu olarak. Düşsel ya da gerçek kişi ve kitaplarıyla bazen kolaj yoluyla bazen parodiyle bazen göndermelerle bazen de düpedüz dipnotlarla hikâyenin sınırlarını zorlayan dokuz hikâyeli "Karbon Kopya", kitabın arka kapağında söylenildiği gibi, okurunu çağrıyor; "Kitaba dönelim. Hatta sizce sakıncası yoksa kitabın içine girelim," diyerek.
|
|
|

|
|