Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 06 Temmuz 2007 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Otomobil    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
KURGUSUNA SAHİP BİR YAZAR!
Kuledibi halkından Kati

Esmahan Aykol'un yarı Alman yarı Türk amatör dedektifi Kati Hirşel, "Şüpheli Bir Ölüm"de bir başka esrarın ardından giderken, yuvaya dönen Fofo ona eşlik ediyor.

Sevin Okyay

Kati Hirşel, polisiye okumayı sevenlerin artık iyice aşina olduğu bir kahraman. Yarı Alman yarı Türk. Yer yer Alman mantığı yer yer Türk hassasiyeti ile davranıyor. Uzun süredir Türkiye'de ama Türkiye halen onu şaşırtabiliyor. Son macerası "Şüpheli bir Ölüm"ün başından da açıkça anlaşıldığı gibi.
Kati, İstiklal Caddesi ve civarının son zamanlar çok tehlikeli bir yer olduğundan yakınıyor, "Her an belediyenin açtığı çukurlardan birinde son nefesimi verebilirim," diyor. Oysa sade bir Türk, arada bir İstiklâl Caddesi'nin Beyrut'a döndüğünden şikâyet etse de, caddenin ikinci kez kazılışıyla daha çok, "Kimbilir kime ne paralar gitti?" faslından ilgilenir. Kati ise, birçok şeye yabancı gözüyle bakmayı sürdürüyor. Öte yandan, Türk ruhuna vakıf oluşu onu diğer yabancılardan ayırıyor. Zaten Türkleri bu kadar anlamasa, bütün o esrarları da çözmekten aciz kalırdı.

Alman toplumu eleştirisi
Esmahan Aykol, Cihangir'de yaşayan, sadece polisiye romanlar satan "Kitapçı Dükkânı"nın (aynı zamanda ilk kitabın adı) bulunduğu Kuledibi'nde bir de 'kelepir ev' bulan (ikinci kitabın adı) Kati Hirşel'i, esas olarak Almanlar'a tepki mahiyetinde yaratmış. Uzun süredir Berlin'de yaşayan Aykol, Almanya'ya ilk gittiğinde Almanlar ona hayli önyargılı davranmış.
Bir söyleşisinde, "Oradaki Türkler'in 'creme de la creme' olmadığını kabul ediyorum," diyor: "Ama Almanlar da biraz fazla tepkili davranıyor. Başta benim Türk olduğumu anlamıyorlardı. Sonra öğrendiklerinde yüzlerinde şaşkınlıkla karışık bir tiksinti ifadesi görüyordum."
İşte bu yüzden de Kati Hirşel Alman toplumunu ciddi şekilde eleştiriyor. Ama bize artık Esmahan Aykol da buradaki bazı şeyleri daha zor kaldırıyormuş gibi geliyor. Ne de olsa, onun da bir ölçüde Alman bakışı var artık.
Üçüncü Kati Hirşel macerası "Şüpheli bir Ölüm"de, Kati, İstanbul'un en zengin ve oturaklı ailelerinden Ankaralıgiller'in gelini Sani'nin evde düşüp kazayla ölmesi olayının sırrını çözmeye çalışıyor.
Sani, öğlenleri Tünel'de onların da müdavimi olduğu bir lokantaya gelirmiş, hep salata yermiş, göz aşinalıkları var. Fofo durumdan şüpheleniyor (Hatırlarsanız, bir sevgilinin peşine takılıp gitmişti. Bu kitapta yuvaya döndü.) ve Kati'nin başının etini yiyor. Boşanma davası sürerken bu nasıl kazaymış?
Eh, Kati'nin de böyle esrarlara karşı bağışıklığı yoktur, kolayca takılıyor. Özel dedektif olduklarını söyleyerek, onu bunu sorguya çekmeye koyuluyorlar. "Şüpheli Bir Ölüm"ün geri dönen bir başka elemanı ise, Kati'nin eski sevgilisi, emniyet mensubu Batuhan. Gene eski sevgililerden Selim'i ise (o da avukattı) sık sık hatırladığını belirtelim.

Hızlı bir tempo
Aykol ilk kitabında politikacılarla mafya arasındaki karanlık ilişkilere, Türkler ile Kürtler arasındaki çekişmelere, sansasyon düşkünü medyaya, çocuk istismarı gibi sorunlara değinmişti. Bir seçim döneminde geçen "Kelepir Ev"de ise, cinayetle seçimler, parti ve Türkiye'nin değişen çehresi ele alınmıştı. Bir de kira meselesi, tabii.
Bu sefer de, Ankaralıgil ailesi dışındaki şüphelilerimiz, Ergene Havzası'nı kirleten sanayiciler ile Trakya'da faaliyet gösteren ayrılıkçı örgüt TÖZ... Lafın kısası, siyasi-sosyal meseleleri de gözardı etmiyor yazar. Zaten "Savrulanlar" ile, sadece polisiye yazarı olmadığını kanıtlamıştı. Hoş, bu da kötü bir şey sayılmaz.
Esmahan Aykol, ana cinayet kurgusu ne olursa olsun, esas olarak okurunu yakalamasını bilen bir yazar. Hem doğru hem akıcı bir dili var. Her an bir felâket vuku bulmasa bile (ama eksiklikleri de çekilmiyor), biraz da dilinin ve çok başarılı diyaloglarının yardımıyla hızlı bir tempo tutturuyor.
Kati Hirşel, dünyada kendini sadece İstanbul'a ait hissediyor, Aykol da İstanbul'u iyi biliyor. Dolayısıyla karşımızda kurgusuna, mekânına, lisanına sahip bir yazar var. Bir de karakterine... Yazarın, okuyucu ile arasına sıfır mesafe koyan üslubu, karakterini de iyice benimsememizi sağlıyor. Hal böyle olunca, Kati Abla'nın yeni macerasını şimdiden beklemeye başlıyoruz.


KITAP
 Okumanın e - hâli
 Dokunmadan sevmek olur mu?
 "Artık kamuoyu diplomasisi dış politikayı şekillendiriyor"
 Adalet Ağaoğlu'nun damlaları
 Bizans üzerinden Osmanlı'yı ve Türkiye'yi anlamak
 Oyuncu hikâyeler
 Hep kendi bildiğini yaptı
 Hızlan'ın edebiyat günlüğü
 Hiçbir getto uzak değil bize
 Maksudi'nin milliyetçiliği
 A. Fuad Başgil'i hatırlamak
 Kuledibi halkından Kati
 "Bende bir Gülten kaldı"
 Kitap vitrini





© 2006 Milliyet