Für Jupp Derwall
Bende bir kitabı var.
Kapağında Für Bilgin (Bilgin için) yazıyor.
Yavuz Kocaömer getirmişti.
* * *
O gece Köln'ün Müngersdorfer Stadı'nda (O zamanki adı) 60 küsur bin Türk vardı.
Galatasaray, Monaco'yla o tarihi maçı oynayacaktı.
Oradaydım.
Aniden müthiş bir uğultu koptu.
Galatasaray sahaya çıkmıştı.
Sonra...
Sanki gök gürledi.
Uğultu daha da çoğaldı.
Tribündekiler ayağa kalktı.
Hepimiz bön bön birbirimize baktık.
Birşey anlamadık.
Sonra anladık..
Jupp Derwall sahadaydı..
* * *
Aynı olayı Noucamp'da yaşadım.
Barcelona sahaya çıkarken, 90 küsur bin kişi bağırıp çağırıyordu.
Sonra...
Aniden herkes ayağa kalktı ve alkışlamaya başladı.
Johan Cruyff, Barcelona armalı lacivert blazeri ve gri pantolonu, church ayakkabıları ile Noucamp'taydı.
Hâlâ Barcelona başının üstünde taşıyor Johan'ı...
* * *
Jupp Derwall ölünce akıllara geldi.
Bir uçak dolusu insan gitti cenazeye...
Galatasaray kulübü organize etti.
İyi ki etti.
İyi de etti.
Zarif, hoş, duygusal bir jestti.
Gerekliydi.
Ama..
O uçak kaldırılmasaydı, o cenazede kim olurdu acaba...
Söyleyeyim.
Hiç kimse...
Hadi hemen hemen hiç kimse diyelim.
Ve...
Bence tabii...
* * *
Organizasyonu yapanlara bir sorum var.
Davet ettiklerinin arasında biletimi aldım, gidiyorum, teşekkür ederim diyen var mıydı?
Sorum basit ve anlaşılır.
Cevabı da öyle olur inşallah...
Cebimi biliyorlar, ararlarsa yayınlarım.
* * *
Bu bir ilk ve iyi bir başlangıç Özhan Canaydın ve yönetimi için...
Kendilerine hizmet eden çok Galatasaraylı'nın kalbini kırdılar.
Tek tek saymayalım, liste uzun...
Amacım da eskiyi deşmek değil.
Jupp Derwall'e ölümünden sonra gösterilen ilgi, küstürülenleri de memnun etmiştir.
Allah hepsine uzun ömür versin.
Ama...
En azından öldüklerinde değerli olacaklarını gördüler.
Sevinmişlerdir.
Ve...
Son birşey...
O uçağın içinde ve uçağın dışında kalanların içinde hayatlarında Jupp Derwall'in çok emeği olan insanlar vardı.
Öyle böyle değil...
İçlerinden hangisi sağlığında bir uçağa atlayıp bir merhabalığına Derwall'e gitti.
Ve...
Toprağı bol olsun.
Benim çok sevdiğim ve çok saydığım biriydi.
Aklınızda bulunsun
Hepimiz büyük bir tiyatro sahnesindeyiz.
Federasyon, kulüpler, medya, taraftarlar...
Hepimizin bir rolü var.
Repliklerimiz var.
Sıramız geldiğinde sahneye çıkıp işimizi yapıyoruz.
Hepsi bu.
Fazla ciddiye almayın onları.
Bizi...
Beni de.
Bu sıcaklarda...
Bir oyun bu...
Oynuyoruz...
Serdar Güzelaydın diyor ki
29 Haziran 2007
Köyün Delisi'nden
İş iştir.
Dünlerin bir federasyon yönetim kurulu üyesi, doğum gününü kutladı geçenlerde...
Spor medyasının önde gelen köşe yazarları, yorumcuları ve müdürleri ile...
Ve...
Sıradan, dikkat çekmeyen bir haberdi.
Benim dikkatimi çekti, nedense.
Hem de çok.
* * *
Herkes, doğum gününü, istediği gibi kutlayabilir, hatta başka birinin istediği gibi de...
Kim ne diyebilir?
Adamın doğduğu gündür, kimi isterse onu çağırır.
Kim ne diyebilir.
"İş mi bu yaptığı, böyle iş olur mu ya?" denir en fazla.
Ya "iş"se peki...
***
Geçen hafta böyle yazdım.
Serdar Bey aradı.
O doğum günü onundu.
İki kere yazmıştım o doğum gününü haklıydı.
Cevap hakkı da vardı.
Bir mail atarsan köşemde yayımlarım dedim...
Attı...
* * *
Sevgili GÖKBERK,
... Kendine özgü üslubunla kaleme aldığın, hayata ve olaylara farklı açıdan bakan yazılarını zevkle okuyorum. Sana yazma sebebim ise benim yaşadığımız çağı algılamam ve hayat felsefem ile ilgili...
... 29 aralık 2006 tarihli yazını okuduktan sonra bu bakış açım nedeniyle açıkcası kendimi de sorguladım, neden böyle algılandı diye doğum günüm.
... Öte yandan da birçok yazında örneğini gördüğüm üzere bir kelimeyi birçok cümle içerisinde kullanarak yazıyı fantazileştirmen bu yazında da mevcuttu. (İş) üzerinden ürettiğin cümlelere de bu açıdan da baktığım için üzerinde durmadım. Tamamen üslubundan kaynaklanan bir durum olarak gördüm sonuçta. Ancak bu yazıyı 29 haziran 2007'de de kullanınca, kişisel anayasamı mı ihlal ettim diye düşündüm...
... Yazının, felsefesi birşey olmak değil, birşey yapmak olan biri için haksızlığa yol açabilecek anlamlar içerebileceğini düşünüyorum. Üslubunun sürekli bir takipçisi olarak böyle bir amacının olmayacağından eminim. Ama okuyucular için böyle olmayacağını düşünüyorum.
Fırsat buldukça bir şeyleri değiştirme veya tartışmaya açma kararlığım devam edecek. Başarı ile uygulanan Süper Kupa gibi, çok az öneri getirilen yabancı sayısı, sarı kart uygulaması, disiplin cezalarının uygulanması, bahis oyunlarında rekabetin sağlanarak gelirlerin artırılması gibi konularda. Kısaca bunlar işse bu işlere devam edeceğim dilimin döndüğü, gücümün yettiğince.
Keyifli günler, kalemine sağlık.
Not:Doğum günü sürpriz bir parti idi ve ben katılanların çoğundan orada haberdar oldum.
* * *
Serday Bey bu işlerde oldukça tecrübeli biri...
Yönetim kurulu üyesi oldu, Milli Takım sorumlusuydu.
Federasyonlar hem kurulurken, hem yıkılırken aranan biri de...
Şu anda da muhalif grubun olmazsa olmazlarından...
Ve bu işin ıcığını cıcığını en iyi bilenlerden ...
Ona sadece şunu soruyorum.
Doğru dürüst işi gücü olan biri niye işini gücünü bırakıp bütün vaktini bu işlere ayırır.
Serdar bey değil burada kast ettiğim, bu işlere vaktini harcayan herkes...
Bizim bilmediğimiz, sadece onların bildiği bir keyfimi var bu işlerin...
Serdar bey bu soruya en tatmin edici cevabı verebilecek nadir insanlardan biri...
Her oluşumun içinde...
Herkesle diyalog içinde...
İşin çok içinde...
Bir mail daha atarsa onu da öbür hafta yayınlarım.
Ve...
Federasyon yönetim kurulu üyeleri sıkıştıklarında hep bu işleri futbol ve ülke aşkına yaptıklarını söylüyorlar.
Öyle sıyrılıyorlar işin içinden...
Eğer...
Bu işi illa yapmak istiyorlarsa...
Yapsınlar.
Ama...
Sussunlar.
Susmayacaklarsa da...
Yapmasınlar.
Bu ülkede futbola ve vatana hizmet etmek isteyen milyonlarca insan bulunur.
Sanki yalvarıyor tüm ülke onlara...
Ve..
Haksız mıyım Serdar Güzelaydın...
Değilim.
Ve...
Bence tabii...
bilgingokberk@mail.com
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

