
Ece TEMELKURAN
Kıyıdan
Şimdi reklamlar!
Parti flamaları ne işe yarar, yıllardır hiç anlamadım. Bir partinin küçük bayraklarının bir diğer partiden fazla olması insanları etkiliyor mudur mesela, hiç bilemiyoruz. Diğer yandan partilerin dev reklam panolarına, gazetelere verdikleri ilanların kararsız seçmen üzerinde bir etkisi var mıdır, onu da kesin bir biçimde bilen olduğunu sanmıyorum. Ama yine de âdet olunduğu üzere bu seçim sürecinde de dev reklam kampanyaları yürütülüyor.
Göstergebilim antrenmanı
Partilerin söylemek istediklerini bu reklamlara bakarak anlamak eğlenceli bir göstergebilim antrenmanı gibi.
CHP'nin reklamlarında bir grup insan var. Kim bu insanlar peki?
Başı "yemeniyle" örtülü bir teyze: Taşralı, laik Müslümanlar.
Baretli bir genç adam: Cumhuriyetine sahip çıkan, bilinçli işçi.
Sert bakışlı bir genç: Milliyetçi değerlerine de sahip çıkan aydınlık genç adam.
Başörtüsü geri kaymış orta yaşlı bir kadın: Elinde tuttuğu kırmızı karanfillere bakılırsa Alevileri temsilen orada bulunuyor.
Posbıyıklı bir amca, en arkada: Eski solcu, geleneksel olarak Halk Partili seçmen.
CHP'nin seçmen kategorilerini temsilen ilana konan bu "gösterge kişilerin" tamamı nurlu ufuklara bakar gibi uzaklara bakıyor. Uzaklarda, yukarılarda Deniz Baykal duruyor:
Aydınlık geleceğin, ulaşılmaz, dev lideri.
AKP'nin elit reklamı
AKP'nin reklamlarında ise tek tek yüzler var. Muhtemelen reklam şirketinin bulduğu yüzler bunlar. Her birinin altında hükümetin imza attığı dev başarıları temsilen cümleler yazılı.
"Bedava tedavi oluyorum" gibi...
(Bugünlerde canı sıkılan bir muhabir olsam tek tek o insanların kim olduğunu ve fotoğraflarının altında yazan cümlelerin onlar için geçerli olup olmadığını araştırırdım. Mesela o genç adam hakikaten bedava tedavi olmuş mu? Ya da orta yaşlı adam kira öder gibi taksit ödeyip ev almış mı?)
Fakat enteresandır, "vatandaş" ve "halk" ayrımında halkın yanında duruyor gibi görünen ve her fırsatta elite karşı elit olmayanın temsilcisi olduğunu söyleyen partinin reklamlarındaki yüzlerin hepsi "beyaz." CHP'nin reklamlarında olmadığı kadar çok "beyaz Türk" fotoğrafları yer alıyor AKP'nin reklamlarında. Bir tane "dindar" görünümlü insan yok partinin bütün kampanyasında. Belki ben göremedim, ama bir tane başörtülü genç kadın yok mesela.
MHP ise yine hayali kendinden büyük düşmanların üzerine yalınkılıç giden, cengâver bir slogan bulmuş:
"Dünyaya tek bir cevap yeter!"
Niye dünyaya? Niye cevap veriyoruz? Bize bir soru mu soruldu? Belli değil.
Tahayyülün ilanı
Bu reklamlar bu ülkeyi etkiliyor mu? Ya da bu reklamlar bu ülkedeki insanları temsil ediyor mu? Bence bunun cevabını, milyon dolarlar alıp reklam kampanyası yürüten reklam şirketleri de bilmiyor. Hele reklamcıların çoğunun hayatları boyunca İstanbul'dan çıkmadığı düşünülürse söyledikleri sözlerin Anadolu'da nasıl tınladığını bilmemeleri son derece muhtemel.
Diğer yandan halkın kabaca tahayyülü üzerine kurulan bu reklam panolarına bakarak yollardan geçerken taksici saatine bakıp radyoyu açıyor. Posbıyıklı, orta yaşlı şoför keyifle dinlemeye başlıyor:
Wimbledon bayanlar yarı final karşılaşması!
Backhand'ler, forehand'ler, servisler...
Takside Çetin Altan olsaydı ona iyi bir 84 yaş hediyesi olabilirdi. Bir gün köylerde tenis oynanacağı ütopyasını seven Altan hiç değilse bir taksicinin Wimbledon takip ettiğini görseydi sürekli aynı siyasi teranelerin döndüğü memlekette bunca yıldan sonra belki biraz olsun neşelenirdi. Ben ise şunu düşünüyorum:
Bu reklamları yapan şirketler, reklamları veren partiler bu memleketin ne kadar renkli, ne kadar kategorize edilemez olduğunu hiç düşünüyor mu?
ecetem@hotmail.com

