
Hurşit GÜNEŞ
Gösterge
Orman yangınları
Hiç yangından sonra ormana girdiniz mi? Kül kokusu ve toprağın renginin görünmediği gri ile siyahın karıştığı bir manzarayla karşılaşırsınız. Dehşete düşmemek, ürpermemek mümkün değildir. Ormandan böcek sesi bile gelmez. Çünkü karıncalar bile ölmüştür.
Malum, Türkiye orman bakımından yoksul bir ülkedir. Topraklarının yüzde 25'i ormanlık sayılsa bile bunun büyük kısmı aslında makiliktir. Karadeniz'in yüzde 27'si, Ege'nin yüzde 17'si, Akdeniz'in yüzde 22'si, İç Anadolu'nun yüzde 8'i, Doğu Anadolu'nun yüzde 3'ü, Marmara'nın ise yüzde 13'ü ormanla kaplıdır. Üstelik bu resmi rakamlardır. Gitseniz bu ormanların bir kısmı yerinde yoktur.
Ülkemizdeki sınırlı orman dokusunun son 60 yılda 1.5 milyon hektarı yanmış. 1937'den beri istatistikler var ve 75 bine yakın olay olmuş. Ülkemizin 780 bin kilometrekare olduğu, ormanlık alanların da 20 milyon hektar kadar olduğu düşünülürse yangınla kaybettiğimiz ormanın büyüklüğü (yüzde 5'e yakın) daha iyi anlaşılır.
İnsan eliyle çıkıyor
Orman yangınların yüzde 97'si insan eliyle çıkıyor. Sadece yüzde 3'ü doğal nedenlerden kaynaklanıyor. İnsan kaynaklı yangınların yüzde 68'i ihmal (özellikle anız yakma), yüzde 32'si kasıt sonucu çıkarılıyor. Kasıtlı çıkarılan yangınlar ise genellikle gecekondu ya da tarla açmada orman idaresi-köylü ilişkilerinden ya da kişisel nedenlerden kaynaklanıyor.
Bodrum orman yangınını yakından gözledik. Bazı gözlemlerimi paylaşmak istiyorum. Birincisi, artık orman yangınları konusunda bayağı mesafe almışız. Donanım bakımından çok daha iyi durumda olduğumuz anlaşılıyor.
Üç uçak ve 6 helikopterin sürekli çalışması çok önemliydi. Ayrıca bölgeden (Manisa dahil olmak üzere) türlü itfaiye ve orman görevlisinin çok kısa sürede yangın bölgesine yetiştirilmesi de övgüye değerdi.
İkincisi yangınla ilgili personel çok daha bilgili hale gelmiş. Belli bölgelerde yerleşimlerin en az zarar göreceği biçimde yangını kontrol altına almayı başarıldı. Can kaybı olmaması ve çok az konutun zarar görmesi kesinlikle göz ardı edilmemeli.
Sabotaj olasılığı
Orman yangınlarında sabotaj ya da terör unsurlarına gelince. Henüz bu konuda elimizde bir kanıt yok. Ancak bu konuda toplumsal duyarlığın artması gerekiyor. Kimi neo-liberal aydınlarımız terör örgütüne demokratik açılım istemek yerine, "Ne bu rezalet!" diye haykırsalar, iş değişir. Öte yandan ulusal bir parti olduğunu iddia eden DTP'nin bu yangın hakkında ne dediği de merak konusu. Muğla'daki orman Diyarbakır'da oturan vatandaşımıza ait değil mi?
Ormanların yanması içleri sızlatsa da bunun insan eliyle bilinçli olarak çıkarılması insanı daha da öfkelendiriyor. Zeytin ağacının ya da kızılçamın suçu ne? O ormanda yaşam bulan hayvanların ne kabahati var? Üstelik ülkemizde yetiştirme ormanlar o kadar sınırlı ki? Yananın yeri doldurulmuyor.
Ancak bir de iyi haber verelim. Türkiye'de orman kadastrosu henüz tamamlanmış değil. Buna rağmen 1997 orman dökümünde orman alanı 21 milyon hektarın altında iken 2004 sayımında bunun yüzde 2.4 kadar arttığı belirlenmiş. Bunun da temelinde orman köylüsünün göçü yatıyor. Bir de yangınları önleyebilsek 2020 yılında Avrupa ortalaması olan yüzde 30'luk orman oranına ulaşmamak için bir neden yok.
hgunes@milliyet.com.tr

