İşte en fenomen tenorumuz!
Kâh dünyaca ünlü bir sanatçıyla konser veriyor, kâh biriyle kavga ediyor; her an bir vesileyle gündeme gelmek için elinden geleni yapıyor. Hem doktorluk yapıyor hem de kadınlara sevgilileri gibi bakarak şarkı söylüyor. Ferhat Göçer fenomen olmak için sıkı çalıştı, çalışıyor...
BİR PORTRE - Asu Maro
"Pizzaya aryalarıyla eşlik eden Doktor Ferhat." İlk olarak bu haberler çıktı hakkında. Sahnelerimizin yeni 'doktor'uydu, aman taverna şarkıcısı sanılmasındı... Konservatuvardan arkadaşlarıyla kurduğu Turkuaz grubundan ayrılmış, tek başına Pizza Pina'da aryalar söylemeye başlamıştı. "Göçer'in geleceğe yönelik planları tabii pizzacıda müzik yapmakla sınırlı değil. O ileride başka sahneleri de hedefliyor" diye bitiyordu 1999 tarihli röportajı. Nitekim hedeflerinin çok ötesine geçti Ferhat Göçer... Aryalarıyla değilse de 'yaslı' şarkıları, polemikleri, şaibeli ödül haberleriyle...
Ne müzikten ne hekimlikten
Ferhat Göçer, 1970 yılında Urfa'nın Birecik ilçesinde dünyaya gelir. Öğretmen bir anne babanın çocuğudur, üç kız kardeşi vardır. Ferhat 5 yaşındayken anne baba İzmit'in Düzlük Köyü'ne tayin isterler. Burası Ferhat Göçer'in liseyi bitirene kadar yaşayacağı yerdir.Anne tarafında bağlama, ut çalan büyükleri vardır, lisede koro çalışmaları olur ama müziği meslek olarak seçmeyi düşünmez hiç. İstanbul Tıp Fakültesi üçüncü sınıftayken düşer bu istek içine ve 1988'de İstanbul Devlet Konservatuvarı'nın şan bölümüne girer. Babası için ancak hekimliğin yanında kabul edilebilecek bir hobidir müzik. O da ailesini küstürmek istemez, onlar çocuklarını rahat büyütmek için Urfa'yı terk etmişlerdir, bunu unutmaz hiç.
Ama konservatuvar hayatında bambaşka bir kapı açmıştır. Kitaplardan başını kaldırıp sosyal bir insan olmuştur. Ve tam müzik konusunda yolunu çizeceği bir dönemde tıp fakültesini bitirip mecburi hizmet için Urfa Karaköprü'ye gider. "Her şey bitti" diye umutsuzluğa kapılsa da vazgeçmez. Ne müzikten ne hekimlikten...
Bir buçuk yıl müzik eğitimine döneceği günlerin hayaliyle geçer, İstanbul'a döndüğünde konservatuvarı bitirir ve Devlet Opera ve Balesi korosunda sözleşmeli olarak çalışmaya başlar. Bir yandan da Haydarpaşa Numune'de genel cerrahi uzmanlığı eğitimi sürer.
'Albümsüz şöhret' dönemi
Sonra gelir Turkuaz geceleri... Kulüpler, özel davetler, konservatuvarlı gençlerden oluşan bu topluluğun her dilden şarkılarıyla şenlenir. Ama Ferhat Göçer zamanla sıyrılır topluluktan ve tek başına devam eder yoluna.Pizza Pina, Ege Bar, Q Bar, İtalyanca şarkılar, aryalar derken müzikallerden şarkılar, eski Türk filmi parçaları, türküler, rembetikolarla zenginleşir repertuvarı.
Albümsüz bir şöhrettir artık, özellikle Hıncal Uluç'un övgü dolu yazılarından takip edilebilen. BKM ile işbirliği yapıp 20 küsur ili kapsayan bir turneye çıkar, "Anadolu aryaları" ve film müzikleri seslendirir.
2005 yılında bir gün ilk albümüyle billboard'larda boy gösterdiğinde kimse şaşırmaz, beklenen bir çıkıştır bu artık. Ancak içinde bütün marifetlerinden birer parça sergilediği albüm ses getirse de eski dinleyicilerini, hatta Hıncal Uluç'u bile memnun etmez. Zira albüm bir arya, bir türkü, bir Türk sanat müziği parçası ile birlikte bazılarında bizzat Göçer'in imzası olan sıradan pop şarkılarıyla doludur.
Gerçek bir 'popçu'
Olsun, o "Türkiye'nin Bocelli'si"dir, en ünlü tenorumuzdur, rakipsizdir... Herkesi eleştirebilir, buna ihtiyacı var mı yok mu bakmadan herkese akıl verebilir; Ajda Pekkan, Tarkan, Özcan Deniz, kimse kurtulamaz oklarından...Kendisini, neden farklı olduğunu anlatır durur, bırakmaz ki eskiden olduğu gibi başkaları takdir etsin onu. Artık söz ona geçmiştir, savurganca kullanır.
Konserler konserleri kovalar, ilk albümün üzerinden iki yıl geçmeden "Yolun Açık Olsun" adlı ikinci albümü gelir. Artık gerçek bir popçudur, arabeske göz kırpan pop şarkılarıdır söyledikleri. "Moda olduğu için türkü formları içeren şarkılar koydum albüme" der.
Kısa süre içinde ilk albümünün MÜYAP'tan aldığı "Diamond Ödülü" ile ve tabii yine polemikleriyle gelir gündeme.
İddiaya göre 300 bini geçenlere verilen ödül uğruna kendi albümünden 60 bin adet almıştır Ferhat Göçer. Belgeleri Kayahan çıkarır ortaya ve albümün en çok ses getiren şarkısı "Yastayım"ın söz yazarı Ercan Saatçi bile "yasa girdiğini" yazar Göçer'in şöhret olmasında payı olduğu için...
Sahneden flört!
Bu aradaki dönemde de Kayahan'ı karısı ve çocuğuyla poz verdiği, Tarkan'ı sevgilisiyle öpüştüğü için eleştirmeyi ihmal etmez.Bu vesileyle öğreniriz ki kendisi iki kez evlenmiştir, bir kız bir erkek çocuk babasıdır. Ancak ailesiyle fotoğraf çektirmek istemez, sanatçı Ferhat Göçer tek eşli olamaz, sahnede seyircisiyle flört etmelidir, öyle inanır. Leyla Gencer böyle öğretmiştir onlara; "Erkekseniz kadınların gözlerine, sevgilileri gibi bakmak zorundasınız" demiştir. "Sahnedeki Ferhat Göçer şarkı söyleyen, yalnız, olgun bir erkek modelidir. Dolaysıyla bir kadının arzu ettiği formdur" der.
Şimdilerde 120 kişilik Ladies and Gentlemen ekibiyle konserler veriyor Ferhat Göçer. Gerçekten en popüler tenorumuz, kimse aksini iddia edemez. Kâh Alessandro Safina ile birlikte konser veriyor, kâh "Sarı Sıcak" programındaki arkadaşı Hüsnü Şenlendirici'yle kavga ediyor. Her an bir vesileyle gündeme geliyor. İlk albümünden sonra "Daha fenomen olmama zaman var" demişti. Herhalde olmuştur artık... Yok, hâlâ olmadıysa, fena...
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

