Olgun ve solgun futbol
Futbolda kızgın gündem, yazın soğuyor... Hele transferin hızı kesilip yavaşlayınca heyecan arayanlar ister istemez hayatın başka alanlarına yöneliyor. Bu yıl tatil ortasına rastlayan seçim, sosyal hayatın en önemli dinamiği... Maşallah tüm partiler, liderleri ve adaylarıyla medya üzerinden müthiş bir propaganda savaşına girişmiş durumda.... Televizyon programcıları da futbolu hiç aratmayan tartışmalarla siyasete renk ve derinlik kazandırıyorlar.
Futbol biraz gölgede kalıyor...
Ben hiç de şikayetçi değilim kendi adıma... Zihinlerimizi biraz dinlendirebilir, hayatımızı sınırlayan taraftarlık kimliğimizin renklerini biraz soldurabilirsek, yeni sezonda futboldan daha çok keyif alabiliriz, diye düşünüyorum... Hepimizi birleştiren temel değer "futbolseverlik" olduğuna göre, dinlenmeye ve solgunlaşmaya da çok ihtiyacımız olduğunu sanıyorum...
Daha akıllı davrandılar
Transfer çalışmaları, bu yıl tüm takımların esastan bir "yenilenme" sürecine girdiğini gösteriyor.Ortak özellik, yöneticilerin parayı harcarken daha akıllı, oyuncuları seçerken daha dikkatli davrandığı biçiminde özetlenebilir. Her şeyden önce yöneticilerle teknik adamlar arasında geçmiş yıllara oranla daha uyumlu bir transfer dönemine tanık olduğumuzu söyleyebiliriz.
En gösterişli transferi yapan elbette Fenerbahçe... Roberto Carlos'la piyasayı açan sarı - lacivertlilerin programa assolistle başlayan, gerisini uvertürlerle sürdüren gazinolara benzediğini gördük... Gidenlerle gelenlere baktığımızda Fenerbahçe'nin güçlendiğini söyleyebilir miyiz ? Sanmıyorum... Vederson da Ali Bilgin de bu açığı kapamaya yetmez gibi geliyor...Ama yine de bir yenilenmedir bu... Nasıl bir takım yapısının ortaya çıkacağını merakla bekliyoruz.
Bence en isabetli transferleri Galatasaray yaptı. Feldkamp ile Adnan Sezgin, Linderoth - Lincoln ikilisine forma giydirip hazırlık çalışmalarına başlarken yönetim de taraftarın kızgın öfkesini biraz olsun soğutmuş ve yumuşatmış sayılabilir. Kaldı ki Volkan da çok değerli bir transfer olarak görünüyor. Yeni sezonda Galatasaray'ın iki handikapı var : Birincisi, 5 maçı seyircisiz oynayacak olması... İkincisi de yıllardan beri Şampiyonlar Ligi atmosferine alışan eski ve yeni oyuncuların bu defa UEFA Kupası gibi ikincil bir organizasyonla yetinmek zorunluluğu... Bu durumun lige nasıl yansıyacağını gerçekten merak ediyorum. Yenilenmiş Galatasaray'da benim gözüm yine de eski birini; Mondragon'u arayacak... Orkun ve Aykut'un beni anlayacaklarını ümit ediyorum.
Sürpriz vaad ediyorlar
Beşiktaş da yenilenmiş sayılır... Ertuğrul Hoca sık sık arıza yapan teknik direktör yönetim ilişkilerine yeni bir boyut katabilir, "Sağlam" bir duruş gösterebilir mi ? Demirören, yakın geçmişte yaşadıklarından bir ders çıkarmış olabilir mi ? Umarım!En yararlı transfer olarak Cisse'yi görüyorum... Ön liberoda yerli ortağı kim olursa olsun, gözümüz hep Cisse'nin üzerinde olacak... Tello'yu Meksika - Şili maçında izledim. Ne yalan söyleyeyim, gözümü ısıtmadı... Ekstradan bir şeyler yapacağını sanmam. Belki de yapar, yanılmış olurum. Rüştü Reçber, kalede sadece eldivenleri ve adıyla değil, takım içinde tecrübesi ve ağabeyliği ile bir liderlik sergiyebilir... Beşiktaş'ta uzun süredir boş kalan bu liderliği doldurursa, takımın çizgisini de yükseltebilir.
Şurası kesin: Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray yeni sezonda yeni adamlarla geçen yıldan daha farklı taktikler, daha farklı oyuncularla daha çok merak yaratan maçlara çıkacaklar. Bütün takımlarla birlikte 3 Büyükler de sırf bu nedenle daha çok sürpriz vaat ediyor bizlere...
Taraftar gözlüklerini bir yana bırakır, futbolseverliğimizle onları seyredersek daha fazla keyif alabiliriz belki...
Ne dersiniz ?
Alex tedaviye Tümer nöbete!
Alex de Souza, tatilden dönüp iki yıllık imzayı attı ve yeniden Brezilya'ya uçtu...
Takım Avusturya'ya, Alex Rio'ya...
Kasıklarındaki sakatlığın tedavisini geçen yıl İsviçre'de yaptıran Alex'in tam da hazırlık programının ortasında yine tedavi için Brezilya'ya dönmesi bana çok garip geldi. Elbette yöneticiler ve kulüp doktorları bu durumun farkındadır.
Anlaşılan o ki Alex en azından Şampiyonlar Ligi ön elemesinde takımındaki yerini alamayacak.
Bu durumda Zico'nun yeni seçeneklere yönelmesi gerekiyor...
Alex'in hücumdaki etkin rolünü taşıyacak oyuncu Deivid olabilir. Aslında onun tam bir Alex alternatifi olduğunu biliyoruz. Ancak yönetimin, yabancı sayısında zorlanması Deivid'in elden çıkarılması sonucunu doğurabilir ki, bunu çok yanlış bulurum.
Oyun içindeki liderlik rolünün sahibi de Tümer Metin olur...
Zor maçların oyuncusu Tümer, hem Alex'in hem de Tuncay'ın boşluğunu tek başına dolduracak, arada skor da üretecek gerçek bir futbol yıldızıdır...
Yeter ki Zico ona çok ihtiyacı olan güveni göstersin. Ondan çok şey beklediğini anlatsın...
Tümer, liderliğini yapsın, Fenerbahçe zor dönemi atlatsın!
"... Varsa bir durum... ben konuşurum!"
Türkiye Futbol Federasyonu, Trabzon toplantısında nihayet yabancı ile ilgili kararını açıkladı : 6 + 1...
Sahada altı oyuncu, kulübede bir yedek...
Elbette Kulüpler Birliği'nde tezgahlanan "sınırsız" dayatmasını karşılamaktan çok uzak bir formül bu...
Ne Yıldırım Demirören'i mutlu etti, ne de Aziz Yıldırım'ı...
Beşiktaş Başkanı sayının altıda kalmasında ısrar ediyordu... Fenerbahçe Başkanı da bütçesine ve vizyonuna güvenerek sınırların kalkmasını istiyordu.
Federasyon, +1 kararı alırken, her şeyden önce onları susturmuş oldu... Yabancı oyuncu sayısı ile ilgili yetkinin kendinde olduğunu gösterdi. Kulüpler Birliği dayatmasına teslim olmayacağını ilan etti.
İşin siyaset yanı böyle...
Sportif yanına dönersek, FİFA'nın uygulamaya hazırlandığı 6+5 formülüne de yakın bir karar bu... FİFA sahada oynayanların en az yüzde 51'inin (6) yerli oyuncu olmasını istiyor... Sınırsız yabancı kararı alınsaydı, FİFA kararına dönmek sert ve zor olurdu.
Yılbaşında TFF'den yeni bir karar bekleyebiliriz... Sahadaki oyuncu sayısının yerli çoğunluğa (6) dönmesi hiç de sürpriz olmamalıdır.
agokce@milliyet.com.tr
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

