
Hurşit GÜNEŞ
Gösterge
Siyasette televizyon
Geçen hafta bir gece televizyon kanalları arasında dolaşırken, Okan Bayülgen'in sunduğu bir programa takıldım. Genç milletvekili adayları tanıtılıyordu. CHP'den de İstanbul 2. Bölge adayı genç bir hanım vardı.
İsmini de ilk defa duyuyordum: Didem Engin'miş. Bu genç hanımın biyografisini izleyince gerçekten heyecanlandım.
Henüz 30 yaşını doldurmuş olan Didem Engin Ankara'da Charles de Gaulle Lisesi'ni bitirmiş. Sonra da Galatasaray Üniversitesi'ni. Endüstri Mühendisi olduktan sonra Jean Monnet bursuyla Belçika'daki College de l'Europe'ta yüksek lisans yapmış.
Engin'in dedesi yıllarca Bingöl Kiğı'da parti yöneticiliği yapmış. Yani kökten CHP'liler. Kendi iradesiyle de gitmiş CHP'den milletvekili adayı olmuş.
Didem Engin umut veriyor
Gerçi Didem Engin'in birdenbire milletvekili adayı olacağı yerde, hiç olmazsa ülkesine döndüğünde kısa bir süre için partide görev alması daha iyi olurdu diye düşünülebilir. Ama CHP'de partili olma ya da parti için çalışma şartı artık kalktığına göre buna gerek yok.
Didem Engin'in sıralamadaki yeri pek umut vermese de, Didem Engin umut veriyor. Umarım siyasette karşılaşacağı düş kırıklıkları onun cesaretini kırmaz. Siyaset bir dolu profesyonel cambazı barındırır. Oysa Türkiye'nin böylesi iyi yetişmiş gençlere ve kadınlara ihtiyacı var ve açıkçası Didem Engin'le gurur duydum.
Didem Engin'i ne yazık ki televizyon aracılığıyla tanıyabildim. Gerçekten de televizyonların siyasal kampanyalarda rolü çok önemli.
Bu konuda son bir araştırma da ABD'den geldi. Daniel Benjamin ve Jesse Shapiro isimli iki araştırmacı Harvard Üniversitesi'nin 260 öğrencisine 58 siyasal yarışmayı izleme olanağı vermiş ve bu katılımcıların kazananı tahmin etmelerini istemiş. Çok adaylı bu yarışmalarda kazanan yüzde 58 olasılıkla doğru tahmin edilmiş.
"Eh ne de olsa Harvardlılar parlak olur" denmemeli. Çünkü araştırmacılar televizyonların sesini kısarak izletmişler. Yani adayların ne söylediği bilinmeksizin başarı tahmin edilmiş. Benzer bir araştırma 1996 yılında Romanya'da da yapılmış.
Başkan adaylarının fotoğraf ve video kliplerinden kimin kazanacağı tahmin edilebilmiş. Yine geçen yıl Finlandiya'da adayların fiziksel görünüşlerinin yetenek ve birikimlerinden daha etkili olduğu bir araştırmada belirlenmiş.
Kazanmak için düzgün fizik gerekiyor
Benjamin ve Shapiro öğrencilere sesli propaganda da izletmiş. Ancak kazananı tahmin etmede başarı oranı değişmemiş. Buradan politikacıların ne dediği değil, nasıl göründüğünün önemli olduğu sonucu çıkarılabilir. Fakat bu yanlış olur. Çünkü denekler "kime oy vereceklerini" değil, "kimin kazanacağını" tahmin etmeye çalışmış. İkisi aynı şey değil.
Kimi araştırmalar da seçim başarısıyla ekonomik veriler arasında ilişki kuruyor: Ama bunların başarı oranı da tam değil. Öte yandan fiziksel görünümü hangi etmenlerin (ırk, cinsiyet ve boy gibi) belirlediğini merak eden Benjamin ve Shapiro özellikle boy, cinsiyet ve ırkın da etkili olmadığı sonucuna varıyor. Ancak özgüven, kampanya bütçesi ve göreve bağlılığın yüzde 75 oranında başarıyı sağladığı görülüyor.
Ancak hepsinden öte televizyona bol bol çıkmak gerekiyor. Didem Engin'i de biz böyle tanımadık mı?
hgunes@milliyet.com.tr

