|
 |
|
|
Sokağa çıktığımızda iktidarı görüyoruz
Milliyet EGE’nin bu haftaki konukları, CHP adayları Bülent Baratalı ve Mehmet Ali Susam iddialı konuştu: Sadece İzmir’de değil tüm Türkiye’de birinci olacağız
Murat Özken - Banu Şen
CHP’nin İzmir 1’inci Bölge milletvekili adayı Bülent Baratalı ve 2’nci Bölge adayı Mehmet Ali Susam, Milliyet EGE ailesiyle bir araya geldi, yazarlarımızın yanı sıra okuyucuların elektronik posta ve faksla gönderdiği soruları yanıtladı. İşte CHP’li adayların görüşleri:
AKP’yi savunan çıkmıyor
Seçim bölgenizdeki havayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bülent Baratalı: Benim seçim bölgem daha ziyade kentlilerin yaşadığı yerler. Tarım ağırlıklı değil. Siyasetçi bir aileden geliyorum. 1969’dan bu yana seçimlere giriyorum. 1977 genel seçiminde birinci olmuştuk. O zaman halkta büyük bir coşku vardı. Bugün bu coşkunun çok daha kuvvetli olduğunu görüyorum. Birinci olacağız, iktidar olacağız. Şu ana kadar yüzlerce kişiyle konuştum, ''AKP’ye oy vereceğim'' diyenle karşılaşmadım. Herkes, ''Oyum CHP’ye'' diyor. Eskiden, örneğin bir kahveye girdiğimizde, çıkarken kulağımıza fısıldanırdı destek sözleri. Şimdi alenen, herkesin içinde destek veriliyor. CHP’li siyasetçiye güvenin olduğunu görüyorum. Kentte CHP için bir sorun görünmüyor. Ancak kent kırsalında, göçle oluşan, gecekondu bölgelerinde sorun olabilir. Bu bölgelerdeki insanların birinci sorunu işsizlik. Geçmişten bu yana CHP’li belediyeler sayesinde evlerini yapmışlar, yerleşmişler, çalışmışlar, emekli olmuşlar. Artık çocuklarını düşünüyorlar. Onlar için iş istiyorlar. Emekliler, işçiler büyük maddi sıkıntı çekiyor. İlginçtir, bunun çözümünü de yerel yönetimden bekliyorlar. Kentlileşmiş bölgelerde CHP yüzde 90’a yakın oy alacak.
Siz seçim çalışmalarında nasıl bir hava ile karşılaşıyorsunuz?
Mehmet Ali Susam: Bölgemdeki 14 ilçenin tamamını ikişer defa gezdim. Günde binlerce el sıkıyorum. Gördüğüm hava şu, toplumun çok önemli bir kesimi AKP iktidarından memnun değil. Ve diyorlar ki ‘bu iktidar gitmeli.’ Bunu tarımdaki insan, esnaf, sanayici, kadınlarımız, gençlerimiz, emeklilerimiz söylüyor. Binlerce kişi arasından iki kişi çıktı, AKP’yi dik durup savunan. Belki de aralarında AKP’li olan ama bunu bana söyleyemeyenler de vardı. Çünkü kendi pozisyonlarından bakıldığında bu iktidarın bu kesime bir şey vermediği açık gerçek. Bunun yanında ‘hepiniz birsiniz’ anlayışı da var. Ama çok önemli bir kesim ‘bu kez ne olursa olsun CHP’ye oy vereceğiz’ diyor. Pazarda bir kadın ‘Geçen seçim AKP’ye 5 oy verdim. Bu kez sizin’ dedi. Terör konusunda da AKP iktidarına tepkiler var. Sokağa çıkınca iktidarı görüyorum. CHP iktidarda görünüyor.
Hükümet İzmir’e sırtını döndü
Siz TBMM Plan Bütçe Komisyonu’ndasınız. AKP’nin İzmir’e bakışı nasıldı? CHP’nin etkili muhalefet yapamadığı eleştirileri, bu dönemde siz İzmir için ne yaptınız?
Bülent Baratalı: AKP, ekonomide fazla birşey yapmadı. Kemal Derviş’in mimarı olduğu istikrar programını devam ettirdi yalnızca. Önce bankaları kurtarmak, sonra da sosyal politikaları desteklemek gerekiyordu. Türkiye’nin kredi notunun artmasıyla ülkeye giren 30 milyar dolarlık dış sermaye sayesinde bankalar kurtarıldı. Ancak sosyal politikalar unutuldu. Zaten bu da AKP’nin sonu olacak. AKP, ekonomide başarılı olamadı. 2002’de 180 milyar dolar olan dış borç bugün 400 milyar dolara çıktı. İzmir’e yatırımlar konusuna gelince... AKP’nin yüzü buraya dönük değil. Temsil ettiği zihniyet İzmir’den hoşlanmıyor. Bu 20 yıldır böyle. Kafalarında ‘Gavur İzmir’ düşüncesi hakim. İzmir’in ürettiğiyle aldığı arasında uçurum var. Bu şehirde ticaret tertemiz. Kara para hiç yok. Devlet, Trakya’da sanayiyi desteklerken, İzmirli sanayiciler kendi imkanlarıyla bu durumlara geldiler. Devlet, İzmir’e tek kuruş vermedi.
Biz ise muhalefette olmamıza rağmen, pek çok önemli projede ödenek çıkmasını, gerekirse artırılmasını sağladık. Bunu nasıl yaptık? İlgili bakanları, bürokratları zaman zaman tehdit ettik, pazarlık yaptık, haksızlıkları kamuoyuna duyurarak baskı unsuru olduk. Örneğin, yatırım planında olmamasına rağmen Artvin Barajı için para buldukları zaman dikildik bakanın karşısına, ''O imkan neden İzmir’e sağlanmıyor?'' diye sorduk. Bizim sağladımız ödenekler sayesinde İzmir İl Özel İdaresi çok güzel yatırımlar yaptı. Görüyoruz, Başbakan ya da hükümet üyeleri gelip bu hizmetleri sahipleniyor. Ben kibar siyasetçi olduğum için çıkıp bunları konuşmuyorum. Ama siyasetçi delikanlı olacak. Altında emeği olmayan işi sahiplenmeyecek. Yine de kaygımız yok. Çünkü halk, kimin, neyi yaptığını çok iyi biliyor.
‘Tek başıma miting yaparım’
CHP İzmir’de neden miting yapmıyor?
Mehmet Ali Susam: CHP İzmir’de miting yapar. Alasını yapar. Ben kişisel olarak miting yaparım ve en az 10 bin kişi toplarım. CHP’nin İzmir’de insan toplayamamaktan korktuğunu sanmıyorum. Bu, AKP’nin İzmir mitingini altında ezilmişliğinin, devlet imkanlarıyla miting yapmasından kaynaklanıyor.
CHP İzmir’de en çok siz çalışıyor görünüyorsunuz. Bu işin sırrı ne?
Mehmet Ali Susam: İyi çalıştığıma inanıyorum. Bu konuda mütevazı olmayacağım. İyi çalışıyorum ama bunu ekiple yapıyorum. Bir milletvekili bunu hak etmek için öncelikle seçimde çalışmalı. Dostlarımı, ekibimi, performansımı her türlü imkanımı ortaya koydum. Milletvekilliği yetmez. Ben CHP iktidarının vekili olmak istiyorum. Bunun için de arkadaşlarımızla çalışıyoruz. Teşkilatımız da çalışıyor. Bizim bir temsilcimiz parlamentoya gitsin diye düşünülüyor. 250 bin esnafın başkanı olarak sokağa çıkıyorum. Onları ziyaret ediyorum. 5 yıldır kendimi sevdirmişim ki bana sahip çıkıyorlar. ''Biz zaten senin esnaf odası başkanı olarak yaptığın çalışmaları biliyoruz. Parlamentoda da yapacağına inanıyoruz'' diyorlar. Yöneticiler, dostlarım da... Seçim çalışması tek başına yapılmaz, ekip olarak yapılır. Sadece kendi bölgemde çalışmıyorum. Kısıkköy’de, Örnekköy’de, Kemeraltı’nda da çalıştım. Güzelbahçe istiyor. Urla, ‘gelmezsen olmaz’ diyor. Teşkilatla da çok iyi uyum sağlandı. Teşkilat da bana sahip çıkıyor. İlçe başkanları da bana sahip çıkıyor. İnanıyorum ki çalışmalarımla bir milletvekili daha çıkaracağız.
MİLLİ EĞİTİM SINIFTA KALDI
İzmir’in, AKP iktidarının başladığı 2002 yılından bu yana, eğitimde ciddi bir düşüşü var. OKS ve ÖSS’de birinciliği kimseye kaptırmayan kent, son 5 yılda adeta başaşağı oldu. Bunun sebebi ne?
Bülent Baratalı: Burada çok beceriksiz, taraflı, militan, partizan bir milli eğitim müdürü var. Bir müdür, bu tabloyu görecek ve yerinde oturacak... Olacak iş değil. Bu arkadaşın, izin istemesi, ''Ben bu işi yapamadım'' deyip gitmesi gerekir. Her alanda olduğu gibi Milli Eğitim’te de kadrolaşma felaket. AKP iktidara geldi, MEB Talim Terbiye Kurulu’nu bir gecede lağvetti. Bütün üyelerini Türkiye’nin dörtbir yanına sürdü. Kim, nerde, ne yapmış, nereye getirilmiş, kim kayırılmış hepsini biliyoruz. Başbakan’ın, atamalarla ilgili ilginç kriterleri var. ‘Vücut dilinden anlayacak’, ‘Leb demeden leblebiyi anlayacak’, ‘frekansı tutacak’ gibi, ne anlama geldiği anlaşılmayan istekleri var. Bize göre atamalarda üç esas vardır. Liyakat, çalışkanlık ve sadakat. Kriterler bunlar olmalıdır.Fakat bugün Milli Eğitim Bakanlığı’nda tarikatların savaşı vardır. Geçen 5 yılda, Gülen tarikatı ile bir başka tarikat, atamalarda etkin olmanın mücadelesi içinde oldu. Bunların hepsi elimizde delilli, ispatlıdır. Bugün Türkiye’de bin 700 kadro vekaleten yürütülüyor. Böyle şey olmaz. Milli Eğitim Müdürleri’nin çoğu imam hatip kökenli. AKP için çalışıyorlar. İzmir’de Milli Eğitim sınıfta kaldı.
CHP, çiftçi ve esnafın yanında
AKP hükümeti döneminde Türkiye bağrını çok hızlı biçimde küreselleşmeye açtı. Bunun faturaları da oldu. Bundan en çok etkilenen çiftçi ve esnaftı. Siz bu konuda CHP’nin politikalarını yeterli buluyor musunuz?
Mehmet Ali Susam: CHP dünyadaki gelişmeleri çok yakından takip ediyor. Sanayileşme, bilgi toplumu ve teknoloji çağını doğru algılayan ve sermayenin küreselleşmesinde dünyadan kopan bir parti değil. Türkiye krizlerle boğuşurken, özellikle esnaf ve çiftçi kesimi krizlerle boğuşurken, küreselleşmeye de uyum sağlamaya çalıştı. Dünya küreselleşmeyle mücadele ederken koruma sınırlarını koymuş. KOBİ’leri ekonominin motoru kabul etmiş. 1999’da başlayıp 2001’de devam eden ekonomik kriz ekonomiyi alt üst etti. Kemal Derviş döneminde mali istikrar programı uygulandı. AKP de bunu aynen devam ettirdi. Türk tarımı uzun bir dönemdir kötü bir şekilde ekonominin ve Türkiye’nin üzerinde yokmuş gibi gösterildi. Çiftçi ve esnafa verilen krediler kara delikmiş gibi gösterildi. Mali sistemin batması bunlardan değil bankaların hortumlanması gibi nedenlerdir. Tarımı, sanayiciyi ve esnafı destekleyen bir ekonominin KOBİ niteliğiyle dünyayla mücadele edecek konuma getirilmelidir. CHP’nin politikalarından biri KOBİ ve Esnaf Bakanlığı ile Bilgi ve Teknoloji Bakanlığı kurmak olacak.
EXPO’nun yeni patronu yerel yönetim olacak
İzmir’in EXPO adaylığı konusunda da bazı sıkıntılar var. Büyükşehir Belediyesi’nin ‘by-pass’ edildiği yorumları yapılıyor. Bu konuda sizin düşünceniz nedir?
Bülent Baratalı: Bu dev organizasyonun Türkiye’de olabileceği düşüncesi büyük heyecan veriyor. İzmir’de yapılacak olması ise daha büyük bir coşku... Bu, her şeyden önce bir yerel yönetim projesidir. EXPO’nun patronu yerel yönetim olmalı. CHP iktidar olursa, bu konuda gerekli yasal düzenleme yeniden yapılacak. Yeni kanun çıkarılacak. Ancak buna merkezi hükümet de sahip çıkmalıdır. Bu anlamda maddi destek ve dış ilişkilerde Dışişleri Bakanlığı’nın protokol desteği verilmelidir.
İzmirliler, seçildikten sonra vekillerini bir daha görememekten yakınıyor. Milletvekili seçilirseniz İzmir’de de büronuz olacak mı?
Mehmet Ali Susam: Evet, İzmir’de bürom olacak. İzmir yerel basınının ve ulusal basının ilaveleriyle güçlü olduğu bir kent. Bu konuda ortak çalışmalar yapmayı düşünüyorum.
‘Sağlığın ticareti olmaz
Bağ-Kur ve SSK’lılara hastaneler açıldı. Bu bir seçim yatırımımı mı? Sağlıkla ilgili İzmir’de politikalarınız ne olacak?
Mehmet Ali Susam: Hükümet çok iddialı biçimde sağlık sisteminde devrim yaptığını söylüyor. Bana göre karmaşa yaratmaktan öte değil. Sağlık sistemi baştan aşağı değiştirilmeye çalışılıyor. Türk Tabipler Birliği’nin tamamen karşı olduğu bir sistem getiriliyor. Sağlıkta ticaretin önünü açıyorlar. Şu anda sistemin sadece rehabilite edilmeye ihtiyacı var. Ama yöntem bu olmamalı. Ancak AKP’nin yaptığı sağlık sisteminde ticaretleşmedir. Eşit ve adil bir sistem getirilmeli. Gelir gelmez bu sistemi değiştirmek lazım. Her sigortalının eşit sağlık hizmeti olmalı. Sigortalılar arasındaki uçurum kalkmalı. SSK’lı, Bağ-Kur’lu ayrımı ortadan kalkmalı. CHP, ''nüfus kağıdı olan herkes sağlık sisteminden yararlanacak'' diyor. Türkiye Cumhuriyeti, her vatandaşına sağlık ve eğitim hizmeti vermelidir. Bunun gerekçesi olmaz, kaynağı da bulunacak.
KİM, KİMDİR
Bülent Baratalı
1947’de Urla’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. 22 yıl Urla Belediye Başkanlığı yaptı. ''Urla Kent Senatosu'' Kurucusu, Ege Belediyeler Birliği Kurucusu ve Yönetim Kurulu Üyesi, Yarımada Belediyeler Birliği Kurucusu ve Başkanı, Türkiye Kent Kooperatifleri Kurucusu ve Başkan Yardımcısı görevlerinde bulundu. ''Çevre Teşvik'', ''Son 20 Yılın En Başarılı Belediye Başkanı'', ''Abdi İpekçi Dostluk ve Barış'' ödüllerinin sahibi. Evli ve 3 çocuk babası.
Mehmet Ali Susam
1956 yılında doğdu. 1980’da Ege Üniversitesi Kimya Fakültesi’nden mezun oldu. 1985’de Buca Esnaf ve Sanatkarlar Odası Yönetim Kurulu Üyeliğine, 1986’da Başkanlığı’na seçildi. 1996 -1999 yılları arasında İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkan Vekilliği görevini üstlendi. 2001’de İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanlığı’na seçildi. 2002’de Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu’nun Yönetim Kurulu Üyesi oldu. Evli ve iki kız çocuğu babasıdır.
|
|
|

|