
|
|
|
 |
|
|
Youtube'a savaş
Fransız Le Figaro gazetesindeki bir habere göre, Fransa'nın en önemli özel televizyon kanalı TF 1 Youtube'a karşı savaş açtı. Özel kanalın bazı programları izinsiz olarak Youtube'da yer aldı. Bunun üzerine kanal, hukuki yollara başvuracağını açıkladı. Peki bizde durum neydi? Yerli dizilerimizin bu internet ortamında indirilip izlendiği biliniyor. Emel Taşyürek isimli okurum; "Evimde televizyon yok, Türk dizilerini internetten takip ediyorum" diyor.
Aslında durum vahim. Ben de bu konuyu en çok izlenen iki televizyonun yöneticisine sordum. Kanal D Genel Yayın Yönetmeni İrfan Şahin, "Fransız kanalı haklı. Bu bir suçtur. Youtube'un alıp da programımızı, dizimizi yayınlama hakkı yok. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun yanı sıra Sınır Ötesi Televizyon Yayıncılık ilkeleri de buna müsaade etmiyor. Haber amaçlı kullanım ayrı. Kanal D olarak herhangi bir internet sitesinde program ya da dizilerin yayınlanmasına izin vermiyoruz" dedi. Youtube'daki durumu inceleyeceklerini söyledi.
Ayar: Bekliyoruz
Show TV Genel Yayın Yönetmeni Saner Ayar; "Olgunlaşmasını bekliyoruz. Youtube'ta en temel nokta ister beş dakika olsun, ünlü olabilirsiniz mesajıdır. Blog paylaşım sitesiydi. Ama sonra TV materyellerine gidildi. Görüntünün haber amaçlı kullanılması sorun değil ama bir diziyi yayınlamak, bu olamaz. Bunun bir maliyeti vardır. Takip ediyoruz." diyor.
Büyük iş
Bir sorun da kanalların kendi sitelerindeki görüntü kalitesi. Okurum Taşyürek şöyle bir örnek veriyor; "Amerikan ABC kanalı diziyi ertesi gün sitesine koyuyor. Gayet düzgün. Show TV de çabuk koyuyor ama kalitesi çok kötü. Diğer kanallar ya koyuyor ya da geç koyuyor". Böyle olunca millet de Youtube'dan indirip bir güzel izliyor. Yani bir yanda Youtube ile hukuk savaşı yapmaları bir yandan da kendi sitelerindeki dizi bölümlerinin yanına çeki düzen vermeleri gerekiyor kanalların.
Hayal'in hayali
Yeni program ile çok izlenen kanal karşılaşmasında çözüm; vitrin ve magazin kimliklerin buluşması şeklinde olur. Kanal 1'in bu yeknesak gidişin içinde farklı bir format yakalaması sürpriz oldu; "Filmin Devamı". Programın adı bu.
Aslında iş bir takip olayı. Bir zamanlar "popüler olan" şimdi unutulanların resmi geçidi. Ama bu resmigeçit gayet usturuplu yapılıyor.
Susurluk Kazası'nın kamyon şoförü, çivici katil Süleyman Aktaş, Bülent Ersoy'un eski eşi Cem Adler...
Süleyman Aktaş paranoik şizofren olarak hayat boyu Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde kalacakmış. İyi olduğunda manzara, hastalanınca çivili resimler yapıyormuş... "Çiçek sulama" operasyonunu hatırlarsınız. Kamer Genç'in olayı. Bu olayın kahramanı dansöz Hayal şu sıralar İstanbul Harbiye'de çalışıyor. O günleri şöyle bir anlattı. Kamer Genç'e âşıkmış. En çok ağda yapmasını seviyormuş Genç'in. Bir de yanında ilaçları hiç eksik etmezmiş sayın Genç. Onun yanında yorulmamak için.
"Genco" iyi gidiyor
Yaz döneminin yeni dizileri arasında gözüm en çok "Genco"yu tuttu. İyi seçilmiş oyuncular var. Doğru rollerde, akıcı bir senaryo, rahatsız etmeyen bir çekim. Bu ekip zaten "Gümüş"ü çekmiş. Yani paslanmadan hemen yeni işe koşmuşlar. Birbirini tanıyan bir ekip. Bu da çok önemli.
s.kologlu@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|