Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 14 Temmuz 2007 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Anadolu solu

Gökkuşa¤ı / Reşat Kutucular

Seçim öncesi Milliyet EGE’de bu kez CHP 1’inci Bölge 3’üncü sıra adayı Bülent Baratalı ve 2’nci Bölge 4’üncü sıra adayı Mehmet Ali Susam’ın katılımıyla gerçekleştirdik.
Sayın Baratalı deneyimli bir politikacı. Derin CHP’li sayılır. Özgüveni yüksek, kibar ve soğukkanlı. Sayın Susam ise hem kişisel hem de siyasi ilerleyişini takdirle izlediğim bir insan. Çalışkan ve içten. CHP’ye katkı sağlayabilecek söylemleri var. Temsil ettiği tabanın gücünü hissettiriyor. Adaylar İzmir’in bildiği, İzmir’i bilen isimler olunca da toplantı dost meclisi havasında geçiyor.
Sayın Baratalı toplantının başında CHP’yi nasıl evrensel solun ilkelerini reddetmeden, ''Anadolu solu'' eksenine oturttuklarını anlatttı uzun uzun. Sermaye emek çelişkisi üzerinden siyaset yapmadıklarını vurguladı. Kapitalizmin küreselleşme üzerinden bu kadar azgınlaştığı bir dünyada ''sol düşünce'' kendini yeniden tarif etmeye çabalarken, CHP ''sol''u bu biçimde algılıyor demek ki.
* * *
Bu duruş net bir duruş mu peki? ''Anadolu solu'' modellenmiş bir dünya görüşü mü? Ekonomik, sosyal, hukuki, kültürel, siyasi ayakları tamam mı? Bir bütünlük, bir tutarlılık, en önemlisi bir siyasi kararlılık gösteriyor mu? Benim edindiğim intiba pek öyle olmadığı yönünde.
En azından CHP’nin muhalefet pratiğinde böyle bir ton hissedilmiyor. İktidarın uygulamaları daha çok vaka bazında noktasal atışlarla eleştiriliyor. Arkadaki sebeplerden çok öndeki sonuçlarla boğuşuluyor. Ana odaklanma laiklik üzerine. AKP’nin öteki eksiklerine, yanlışlarına ve günahlarına yeterince vurgu yapılmıyor.
Belki de CHP’nin en büyük sorunu AKP icraatlarına ikna edici alternatif bir modelle cevap verememesi. Veriyorsa bile bunun iletişimini kuramaması. Gelişmelerin önünde giden, alternatif yol öneren, nesnel çerçeveden çıkmayan çok boyutlu ve yaygın bir muhalefet anlayışı beklenmez miydi Anadolu solundan?
Petkim özelleştirmesine bakalım örneğin. CHP’nin akıllıca şekillendirilmiş bir ''özelleştirme sistemi'' olsa, Petkim’in nasıl özelleştirilmesi gerektiğini etraflıca anlatsa... Ya da satılmasına karşıysa da neden karşı olduğunu açıklaya açıklaya gelse. Satmayıp, verimliliği nasıl artıracağını, kadrolaşmayı nasıl engelleyeceğini, nerelere yatırım yapacağını belirtse siyasi iktidar Petkim’i en yüksel fiyatı verene bu kadar kolay satabilir miydi? Satsa bile bu seçimde daha ağır bir fatura ile karşılaşmaz mıydı?
Yani siz Anadolu solu gibi kulağa ve kalbe son derece iyi gelen bir siyasi görüşle ortaya çıkacaksınız, haksızlıklarla dolu, adaletsizliklerin, dengesizliklerin, yanlışların, çarpıklıkların, çelişkilerin kol gezdiği bir Türkiye’de iktidara gelemeyeceksiniz. Gümbür gümbür gelirsiniz vallahi. Tabii duruşunuz akıllıca detaylandırılmışsa... Bugünün küresel kapitalizmini doğru biçimde süzüyorsa... Ülke sorunlarını çözme iradesini hissettiriyorsa... O güveni veriyorsa.
Sayın Baratalı’nın, Sayın Susam’ın o güveni vermesi yeterli değil. ''İzmir, Türkiye’ye benzemesin'' diye, ''Türkiye, İzmir’e benzesin'' diye CHP, esas olarak Anadolu’ya bu güveni vermeli.
* * *
Son dört haftada sırasıyla MHP, DP, AKP ve CHP’den sekiz milletvekili adayını ağırladık.
Hemen tamamı milletvekili olarak İzmir’e yararlı olabilecek nitelikte göründü. Belli sözler de verdiler.
Bütün adayları dinledikten sonra çiftçiler için sevindim. Çünkü tarım konusunda herkes aşırı iddialı. Ülkemizin genç nüfusu içinse biraz üzüldüm.
Çünkü gençliğe dönük olarak yuvarlak laflar, altı doldurulmamış vaadler var. Siyasi parti programlarında da gençler yüzeysel bir itibara sahip, o kadar.
Çalışan gençler, okuyan gençler, iş bulamayan, mesleklerini yapamayan gençler... Küreselleşmenin kültürel fırtınasında kafası karışan gençler...
Eğitimi parasallaştırılmış gençler... Teknolojiye yakın, teknolojiye uzak gençler... Sağlıklı, sağlıksız yaşayan gençler, spor yapabilen, yapamayan, psikolojisi iyi, psikolojisi kötü gençler... Bir de bütün bu sorunları belki biraz daha derin yaşayan genç kızlarımız...
Gençlerin sorunlarını bilen, onların dilinden anlayan, onları dinleyen, onlara öncelik ve umut veren bir siyasi anlayışa ihtiyaç var. Acilen.

ege@milliyet.com.tr







EGE
Emeklilik hakkında her şey
Yol çukur kaynıyor lambalar yanmıyor
Anadolu solu
Birinci sıradan 37’nciliğe...





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Reşat Kutucular
Deniz Sipahi

   
© 2006 Milliyet