İsmailağa cemaati için AKP ile SP rekabeti var
Yıllardır Erbakan'ın partilerini destekleyen İsmailağa cemaatinin AKP'ye kaymasının nedeni, Çankaya seçim sürecinde yaşananlara bağlanıyor. Nakşibendi Yahyalı cemaatinin SP'ye destek vereceği söyleniyor
Tarikatlar, dini cemaatler ve 22 Temmuz - 5
Ömer Erbil
"Mahmut Hoca" olarak bilinen "İsmailağa cemaatinin şeyhi" Mahmut Ustaosmanoğlu, Ahıskalı Ali Haydar Efendi ile Zahid Kotku'nun talebesi. Mahmut Hoca, icazet aldığı Zahid Kotku'nun cenaze namazını da kıldırdı. Daha sonra, artık başlı başına bir tarikat görüntüsü veren cemaatini oluşturmaya başlayan Mahmut Hoca, Fatih'te adeta İslami bir "bölge" oluşturdu.
Radikal bir cemaat olarak bilinen İsmailağa'nın müritleri cüppe ve sarıkla geziyor. Merkezleri Fatih'teki Çarşamba Mahallesi'nde olan cemaat, son dönemde adını İsmailağa Camisi'nde işlenen cinayet ve "Cüppeli Ahmet Hoca"nın icraatıyla duyurdu. Mahmut Hoca'nın erkeklerin şalvar, sarık ve cüppe; kadınların çarşaf kullanımını şart koştuğu öne sürülüyor.
Rüyadan AKP çıkınca...
Mahmut Hoca'nın istiharecisi (girişilecek bir işin hayırlı olup olmadığını rüyadan anlamak için abdest alıp dua okuyarak uyuyan kişi) olarak bilinen Veli Hoca'nın, "Bu seçimde AKP desteklenecek" sözleri müritler arasında hızla yayılıyor. Yıllardır Necmettin Erbakan'ın partilerini destekleyen cemaatin AKP'ye kaymasının nedeni, cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde yaşananlara bağlanıyor.Ancak istihareden çıkan sonuç Saadet Partisi'nde büyük yankı uyandırdı. Saadet Partililer arasında, Erbakan'ın duyduğu rahatsızlığı Mahmut Hoca'ya ilettiği konuşuluyor. Hatta, AKP'lilerin "Oylarınızı bize vermenizi Mahmut Hoca istiyor" propagandası üzerine SP'liler, "Erbakan Hoca konuştu, Mahmut Hoca AKP'den vazgeçti" diye karşı propaganda yapıyor.
İsmailağa cemaatine mensup pek çok isim bugün Saadet Partisi'nin gençlik kollarında ya da mahalle temsilcileri arasında yer alıyor. Çarşaflı ve sarıklı cemaate mensup partililerin cemaatten gelecek telkinler karşısındaki tavrının ne olacağı merak ediliyor.
Mahmut Ustaosmanoğlu'nun, evinden çıkamayacak ölçüde hasta olduğu biliniyor. Cemaat üyeleri, sadece namaz vakitlerinde yatağından doğrultulan Ustaosmanoğlu'ndan gelecek son işareti bekliyor. Nakşibendilerin bu önemli kolunun, özellikle büyük şehirlerdeki oy potansiyelinin küçük olmadığı öne sürülüyor.
Yahyalı cemaati Saadet'e yakınNakşibendi Yahyalı cemaati, Kayseri'de Fethullah Gülen cemaati ile birlikte en güçlü dini grup olarak nitelendiriliyor. İsmini Yahyalı Hacı Efendi'den alan cemaat, Nakşibendi tarikatının Anadolu'daki önemli kolları arasında sayılıyor.
Halen cemaatin "şeyh" postunda oturan Ali Ramazan Dinç, Erbakan'ın olaylı Libya seyahati sırasında yanında bulunan 44 kişiden biri.
Cemaatin müritleri arasında çok sayıda Kayserili işadamı bulunuyor. Özellikle sanayinin büyümesiyle Kayseri'de hızla gelişen cemaatin Konya, Sivas ve Erzurum'da da çok sayıda müridi olduğu biliniyor.
Milli Görüş sitelerinde ismi yâd edilen Ali Ramazan Dinç'in SP'ye yakın olduğu biliniyor. 2002 seçimlerinde AKP'ye çok sayıda oy çıkan cemaatten bu seçimde Saadet Partisi'ne destek verileceği söyleniyor.
Dinç kimdir?
1955 yılında Kayseri'nin Yahyalı ilçesinde doğdu. İlk öğrenimini Yahyalı'da, ortaöğrenimini Kayseri İmam Hatip Lisesi'nde, yükseköğrenimini Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde tamamladı. Öğrencilik yıllarından itibaren fıkıh, hadis, tefsir konularında özel hocalardan ders alan Dinç, Avrupa, Afrika ve Türk cumhuriyetlerinde çok sayıda konferans verdi.
'Işıkçılar'da ibre AKP'den yana...Cemaat, adını Hüseyin Hilmi Işık'tan alıyor. Medya ve finans sektörlerinde önemli girişimleri bulunan Enver Ören'in kayınpederi olan Işık, Saadet-i Ebediyye adlı kitabıyla ünlendi. Önemli Nakşibendi şeyhlerinden İmam Rabbani'nin Mektubat isimli eserinden yararlanarak hazırladığı kitap çok sayıda baskı yaptı.
Dönemin Nakşi şeyhlerinden Abdulhakim Arvasi'nin öğrencisi olan Işık'ın etrafında örgütlenen cemaat, bugün Enver Ören'in liderliğinde devam ediyor.
Özal'ın başbakanlığı döneminde kurulan İhlas Holding ve İhlas Vakfı ile büyüyen cemaat, Türkiye gazetesi, İhlas Haber Ajansı ve TGRT Haber isimli televizyona sahip.
Ören, 28 Şubat öncesinde Devlet Bahçeli'nin randevu taleplerini geri çevirdiği gerekçesiyle, MHP'nin tepkisini çekmişti. 28 Şubat sonrasında MHP'nin iktidar ortağı olmasıyla bu kez Bahçeli, Ören'e mesafeli durdu.
İzleyen süreçte cemaat en sıkıntılı dönemlerinden birini yaşadı. Taahhütlerini karşılamayarak binlerce kişiyi mağdur eden İhlas Finans'ın faaliyetleri durduruldu ve tasfiye sürecine girdi. AKP, bu dönemde, İhlas Finans'a el konulmasını isteyen CHP'nin teklifini engelledi.
'AKP korudu'
CHP Grup Başkanvekili Haluk Koç, 2005 yılında yaptığı açıklamada, AKP'nin İhlas Finans'ı koruduğunu savundu.Bu arada "İslami televizyon kuruluyor" iddiasıyla binlerce kişinin katkısı sağlanan TGRT, Amerikalılara satıldı. Cemaatin gücü, bu satışın da ardından zayıfladı. Ören, geçen seçimlerde AKP'ye yakındı. Sahibi olduğu medyada sık sık AKP iktidarının icraatını onaylayan yayınlar yapıldı. Cemaatin yayın organları hâlâ AKP'yi destekliyor.
Özal'a göre cemaatler bu seçimde de etkiliKorkut Özal, 29 Mayıs 1929'da doğdu. Yükseköğrenimini İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi'nde, uzmanlık eğitimini 1956-1957'de ABD'de tamamladı. ODTÜ'de ve Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi'nde öğretim üyesi olarak çalıştı. 1965'te profesör oldu.
1973 ve 1977 seçimlerinde Milli Selamet Partisi'nden (MSP) Erzurum Milletvekili oldu. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı yaptı. 1980 ihtilalinden sonra aktif siyasetten çekildi. 1995 seçimlerinde ANAP İstanbul Milletvekili oldu.
Özal ailesi, Mehmet Zahid Kotku'ya olan bağlılığıyla biliniyor. Anne Hafize Özal, Süleymaniye Camisi'nin haziresinde bulunan şeyhi Mehmet Zahid Kotku'nun yanına defnedildi. Daha sonra kardeş Yusuf Bozkurt Özal da aynı yerde toprağa verildi.
Korkut Özal, bugün hâlâ İskenderpaşa cemaati üzerinde etkin bir isim. Özal ile 22 Temmuz seçimlerini ve bu seçimlerde tarikatların etkilerini konuştuk.
Cemaatlerin üst yönetimlerindeki tepki tabanda da var mı?
Cemaatlerin aktif kadrolarında (seçmen olarak) oy veren kimselerin sayısı bu anlamda etkili olamayacak kadar azdır. Ancak, cemaatlerin üst kademe kadrolarındaki isimler, toplum kanaat önderleri olarak geniş tabanlarda etkili olabilmektedir. Ne var ki internet, TV kanalları, radyo şebekeleri, STK'ların bu kadar yaygın olarak görev yaptığı ülkemizde, artık rey kullanan kimseler, kendi değerlerini bu kanallarda yaptıkları bireysel ve toplumsal gözlemlerle oluşturmaktadır.
Başka bir ifadeyle, artık reyleri, kanaat önderlerinden çok yukarıda saydığım evrensel medya araçları ve bunların interaktif programlarının oluşturduğu fikir altyapı sistemleri yönlendirmektedir. Seçmenlerin eğilimleri, bu bakımdan çok daha katmanları olan bir yapıyla ve kolay kolay istenildiği gibi manipüle edilemeyecek bir derin yargı yapısıyla oluşmaktadır.
Nitekim ciddi ve bilimsel kurallara dayanarak yapılan kamuoyu yoklamalarının birbirini doğrulayıcı sonuçlar vermesi de bu hususu kanıtlamaktadır.
İskenderpaşa cemaatine yakınsınız. İskenderpaşa cemaatinin seçimdeki tavrı nasıl olur?
Yukarıda işaret ettiğim gözlem ve değerlendirmeler bütün cemaatler içinde doğrudur.
Cemaatlerin tavrı seçimi nasıl etkiler?
Cemaatlerin hepsinin ortak paydası din ve vicdan konularına verdikleri önem ve bunların onların davranışlarını düzenleyen en önemli çerçeve olmasıdır. 1946 yılından beri seçimleri yakından izleyen ve değerlendiren bir kimse olarak, bu zihniyeti ve bu tavrı benimseyen sessiz çoğunluğun seçimlerde alınan sonuçta en önemli faktörü oluşturduğunu gözlemleyegeldim. Bunun en vurucu örneği, 2002 genel seçiminin daha önceki parlamentodaki bütün partileri barajın altında bırakarak, AKP'yi onların bile beklemediği yüksek bir çoğunlukla parlamentoya taşımasıdır. 2007 seçiminde de bu altyapının en etkin faktör olacağını düşünüyorum.
Eskiden partiler içinde cemaatlere yakın en az bir milletvekili olurdu. Bu seçimde bu gelenek yok mu oldu?
Demokrasinin gelişmesi ve toplumsal iletişim sisteminin bu kadar güçlü hale gelmesi, siyaset alanında bambaşka yapılaşmaları yavaş yavaş öne çıkarmaktadır. Bu bakımdan artık kişilerin değil, temsil edilen fikirlerin etrafında siyasal yapılaşma olgusunu ön planda görmemiz gerek.

