
Taha AKYOL
Objektif
Hukuk savaşını kim kazandı?
ÜNLÜ Adnan Hoca konusunda 5 Aralık 2005 günlü Milliyet'te "Hukuk savaşını kim kazandı?" diye bir yazı yazdım; Adnan Hoca hakkında açılan suç örgütü davasının zaman aşımına uğramasını eleştiriyordu.
Adnan Oktar ve müritleştirdiği zavallı gençler hakkında 10 Ocak 2000 tarihinde, yani bundan tam 6 yıl 7 ay önce "tehditle menfaat sağlamak" ve "çıkar amaçlı suç örgütü kurmak" suçlarından dava açılmıştı...
Oktar'ın avukatları davayı uzatmak için hâkimler hakkında defalarca ret dilekçesi veriyorlar, yetkisizlik itirazında bulunuyorlardı. Dava bu yüzden üç Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde dolaşıyor, sonra Ağır Ceza'ya intikal ediyordu. Şu Ağır Ceza, bu Ağır Ceza... Mahkemeler arasındaki yetki ihtilafını çözmek için Yargıtay... Ve bu şekilde 5 yıl geçiyor, dava zaman aşımına uğruyordu!
Milliyet gazetesi manşet yapmıştı. Ben de 5 Aralık 2005 günlü yazımda, Oktar'ın avukatlarının itirazların zaman aşımı amaçlı olduğunu belirtiyor, "Kanun kötü niyeti himaye etmez" diyerek zaman aşımını eleştiriyordum.
Tekzip savaşı
Bu yazım üzerine Oktar'ın avukatları beni savcılığa şikâyet ediyor. Savcılıktaki ifademde "Çalınmış gençler" faciasını anlatıyorum. Hukuki bakımdan, Adliye'nin "manevi şahsiyetine hakaret" etmediğimi, mahkemeyi etkilemek için yazmadığımı, sadece "hakkın kötüye kullanılmasını" eleştirdiğimi belirtiyorum.
Ceza yoluyla sonuç alamayan Oktar'ın avukatları bu defa "tekzip" yoluna başvuruyorlar. Propaganda niteliğinde bir "tekzip metni"ni Milliyet gazetesinde ve ayrıca benim sütunumda yayımlatmak istiyorlar...
Yeni bir hukuk savaşı daha başlıyor.
Normal hukuki süreçlerde görülmeyecek tuhaflıklar: İkamet adresi falanca ilçede, ama tekzip için başvurulan mahkeme fişmanca ilçede! Yine dosya ilçeler arasında dolaşıyor! Yine yetki ihtilafı için Yargıtay'a gidiyor!
Bu şekilde tam bir yıl dört ay süren bir "tekzip savaşı" yaşanıyor!
Nihayet, yetkili mahkeme, "tekzip" kararını kaldırıyor!
Ve bu hukuk savaşını hukuk kazanıyor!
Bunun için Sayın Av. Nurcan Çalışkan'ı kutluyorum ve teşekkür ediyorum.
İftira, hakaret gibi suç unsuru bulunmadığı ve tekzibi gerektiren bir unsur taşımadığı yargı kararıyla hükme bağlanmış olan 5 Aralık 2005 tarihli yazımın son bölümünden birkaç paragrafı buraya alıyorum:
Çalınmış gençler
"Adnan Hoca'nın Rasputin benzeri 'karizması'na kapılmış çocuklar... Ailesinden, arkadaşlarından, sosyal çevrelerinden ve kendi istikballerinden koparılmış, çalınmış gençler... Okullarını bırakanlar, ailelerinden servet aktaranlar, okuyup da iş tutmayıp hayatını mahvedenler, kararmış gelecekler!
Nice ailenin, nice ana babanın, nice gencin yaşadığı facialar!
Ebru Şimşek bunların şantaj ağına düştü. 7 yıl mücadele etti. Onu yıldırmak için aleyhine 300 dava açtılar, bin kadar duruşmaya katıldı! Ve, çaresiz, pes etti! Devletin hukuku yenik düşerse bu kızcağız ne yapsın?! 'Türkiye Cumhuriyeti devletinde hakkını aramak kadar aptalca bir şey yok' diye inliyor."
Ama görüyorsunuz, hukuktan ebediyen kaçılamaz. Önünde sonunda hukuk galip gelir!
İSTANBUL 2. ve 3. BÖLGEİstanbul'da 2. Seçim Bölgesi'nde, CHP'ye Beşiktaş yüzde 44, Şişli yüzde 66 oy vermiş; bu sonuncusunda Mustafa Sarıgül'ün şahsi oyları inkâr edilemez ama CHP'nin gücü açık. AKP bu iki ilçede yüzde 20 civarında!
3. Seçim Bölgesi'nde bulunan Bağcılar ile Bayrampaşa ise varoş ağırlıklı; AKP'nin oyları sırayla yüzde 44 ve yüzde 52'dir. CHP'nin ise yüzde 15'i geçmiyor!
İki İstanbul! Hatta iki Türkiye?
22 Temmuz seçimlerinde CHP halka doğru, AKP ise üst sınıflara doğru açılabilecek mi? Bunun için çalışıyorlar.
CHP: Varoşlar iktidar olacak!
2. Bölge'de CHP'nin liste başı adayı Mehmet Sevigen'in tanıtım posterlerinde, el ilanlarında "varoşlar iktidar olacak" diye yazıyor!.. CHP'nin duvar posterlerinde benzer ifadeler var.
Mehmet Sevigen, Baykal'a en yakın isimlerden biri olduğu için mesajları bilhassa önemli. Kendisini "Varoşların adayı" diye tanıtıyor.
Geçen perşembe Arnavutköy'de varoş niteliğindeki mahallelerin muhtarlarıyla kalabalık bir toplantı yaptı. AKP'den şikâyetler ekonomikti, tapu sorunlarıyla ilgiliydi. Sevigen hayli memnun ayrıldı. Görüştüğümde böyle örnekleri anlatarak "İstanbul'da AKP'yi geçiriyoruz, bu seçimler bir başka..." diye konuştu:
"Şişli ve Beşiktaş öncelikle cumhuriyet ve laiklik diyor. Varoşların öncelikli sorunu ise ekmek, iş! Varoşlarda AKP'ye ciddi tepki var; AKP zenginlere çalıştı."
CHP 3. Bölge adaylarından Zeynep Damla Gürel, Kemal Derviş ekibinden geçen dönem parlamentoya girmişti. Şimdi CHP, 3. bölge adayı. Seçilme şansı bakımından kritik bir bölgede. CHP'de İstanbul'da Zeynep Damla Gürel'in, Ankara'da Gülsün Bilgehan Toker'in parlamentoya girebilmeleri Türk- Avrupa ilişkileri açısından çok yararlı olur.
Zeynep Damla Gürel'in analizi:
"En önemli sorun işsizlik, kahvehaneler genç işsizlerle dolu. Ama işsizlerle politizasyon yok, belli bir partiye akın yok. Ama CHP oranını artıracak bu belli. Terör de hassas bir bir olgu, CHP ve MHP'ye ek oy getiriyor. Cumhuriyet değerleri hassasiyeti ise büyük oranda CHP'ye yönelmiş durumda."
- Bu grosmarketler bizi mahvediyor. 65 bin bakkal kapandı! Yabancı sermaye gelsin de esnafı mahvetmesin, iş yapmaya gelsin.
Kotil, eleştirilerinin sertliğini dengeleme ihtiyacı duyuyor:
- Tayyip Bey'i severiz, bizde çok emeği var ama halimiz de böyle.
Celal Adan konuşuyor, CHP ve AKP'nin Cumhuriyet'le halkın değerlerini çatıştırdığını söylüyor:
- Merkez sağ barış ve uzlaşma için vardır. Kavgayla hele de böyle tehlikeli bir kavgayla enerji kaybettirmek ülkeye büyük zarardır. Demokrat Parti ekonomik kalkınma için vardır, esnaf için vardır?
Celal Adan'la beraber yine 2. Bölge adayı Ömer Balıbey de orada; İstanbul'un başarını Milli Eğitim Müdürü saygı görüyor, eğitim üzerine konuşuyor.
Adan benim eski arkadaşım, "Laf aramızda" diyerek baraj meselesini sordum. Şu cevabı verdi:
- Kesinlikle baraj sorunumuz yok. Esnafın ilgisini gördün. Bütün halk kesimlerinde böyle.
Netice: İzlenimim şu: İstanbul seçim sonuçlarında elbet değişmeler olacak, ama 'devrim' çapında olmayacak sanıyorum.
Peki 'yüksek burjuva'lar?
- Bizden hayat tarzlarına karışacağız sanarak korkuyorlardı. Artık AKP'nin Türkiye'yi ileri götürdüğünü görüyorlar, üst tabakalarda da bize yönelişler var.
Oylarının artması için üç temel sebep sayıyor: Halkın değerleriyle barışık olmak, özgürlükçü ve demokrat olmak, ekonomiyi ileriye götürmek.
Yarın Kazlıçeşme'de yapacakları "milli irade mitingi"nde "en az 600 bin, hatta bir milyon" katılım bekliyor.
Programında ve propaganda posterlerinde ekonomiden, kalkınmadan en çok bahseden parti, AKP... Ekonominin gelişmesini simgeleyen üst üste yığılmış para demetleri ve yükselen rakamlar, hem kalkınan Türkiye'yi, hem alt sınıfların orta sınıflaşma arzusunu resmediyor: DP'den beri "kenar" dakilerin yükselme "merkez"e "ilerleme" arzusu!
"Yüksek burjuvazi" CHP'nin laikliğini, AKP'nin ekonomisini beğeniyor! AKP'yi elitlere taşıyan simge isimlerden biri İstanbul 2. Bölge AKP adayı Egemen Bağış. Başbakan'ın dış politika danışmanı, genç, sıcak, başarılı bir isim.
Bağış, seçim çalışmalarına başlarken İstanbul Modern'de bir davet verdi, siyasi projelerini anlattı... Diyebilirim ki iş, basın, ve sanat ve kültür dünyasının bütün elitleri oradaydı. Âlem dergisi tam 10 sayfa ayırdı. Fotoğraflar, varoşların partisi AKP'nin "elitler" kesiminde gördüğü ilginin belgeleri. Egemen Bağış şunu söylüyor:
-AKP, bütün bölgelerden ve bütün sosyal sınıflarından da oy alan tek parti, milli, reformist, demokrat bir parti. Muhafazakârlıkla ilericiliği birleştiren bir parti. Bu yönümüz daha bir görüldüğü için bu seçimlerde oy patlaması yapacağız.
- Türkiye'ye yönelik dış ve iç tehditler artmıştır, halk biliyor ki, bunun üstesinden gelecek parti MHP'dir. Yer altı, yer üstü zenginliklerimizi soydurmayacak, dünya enerji oyununda Türkiye'yi kazançlı çıkaracak parti MHP'dir.
Diğer faktör terör; "AKP tek başına iktidar, terörü durduramadı. Aksine azdırdı."
MHP'yi hangi kesimler destekliyor?
- Bize varoşları yakıştıranlar var. Artık milliyetçilik üst sınıfların da benimsediği bir fikir. Her kesimden oy alacağız.
21 Temmuz'da MHP'nin Kazlıçeşme'de yapacağı mitingde "en az 200 bin kişi" bekliyorlar.
İstanbul 2. Bölge MHP'den liste başı aday iktisatçı Prof. Mithat Melen. İnönü CHP'sinin önde gelen isimlerinden merhum Ferit Melen'in oğlu! Neden MHP?
Evvela milliyetçilik! İsmet Paşa, Ferit Melen, Nihat Erim, İsmail Rüştü Aksal; Türkiye'deki milliyetçi gelenek. İkinci sebebim, Sayın Devlet Bahçeli?
Devlet Bahçeli ile asistanlık günlerinden tanışıyorlarmış. Bahçeli'yi "devlet adamı" diye övgüyle anlatıyor. CHP-MHP koalisyonu? Cumhurbaşkanı seçimleri? Melen'in cevabı:
- Türkiye'nin uzlaşmaya ihtiyacı var. Biz ülkenin ihtiyacına göre, CHP ile de AKP ile de sorunların çözümünde işbirliği yaparız.
Melen, ekonomide ciddi reformlara ihtiyaç olduğunu bunun için de uzlaşmak gerektiğini söylüyor.
t.akyol@milliyet.com.tr

