
Çetin ALTAN
Şeytanın gör dediği
Çabala kaptan çabala, yırtıkları yamala
Ekonomik bir şeffaflıkla, hukukun evrensel ilkelerini değilse de; "vatanı, devleti, milleti, bayrağı, atalarımızın kanıyla sulanmış bu toprakları sevme aşkı" azgınlaştığında; nasıl "durumdan görev çıkarma" gerekçesi arz-ı endam ediyorsa; acaba "durumdan eğlence çıkarma" da, mümkün olamaz mı?
***
Örneğin son 80 yılın nutuk ve demeçlerinde:
"Vatan gayyur omuzların üstünde yükselir"
"Nurlu ufuklar yakındır"
"Kanımızın son damlasına kadar bu uğurda..."
"Devletimizin imajını bozmayalım"
"Kurumlarımızı yıpratmak isteyen bazı hainler"
"Onlar münferit hadiseler"
"Milli çıkarlar açısından..."
"Bizi arkamızdan hançerlemek isteyenler"
türü beylik klişelere benzer taşlaşmış kalıplar, kaç yüz bin kez kullanıldı; bir listesi çıkarılsa, eğlenceli olmaz mı?
***
Tabii daha da eğlencelisi, bu tür taşlaşmış kalıplarla şahlananların; hangi kaynaklardan geçindiklerinin ve ne düzeyde bir hayat sürdüklerinin de, bir grafiğinin yapılması.
***
Dünkü Milliyet'in manşeti; "ülkeye sahip çıkma" yiğitliğini kimseye bırakmayanların, şimdiye dek aydınlatmayı hiç düşünmedikleri bazı karanlıkların üstüne, güçlü bir projektör tutuyordu:
"Bazı yargı üyeleri uyuşturucu çetesiyle temasta - Çete hattında şok isimler - Uyuşturucu parası için savaşan iki çeteye yönelik telefon dinlemelerine bir hakim, 8 polis ve eski Yargıtay genel sekreter yardımcısı da takıldı..."
***
Haberin ayrıntıları iç sayfalarda şu başlıkla sürüyordu:
"Vaniköy çetesi Susurluk gibi - Vaniköy'deki baskın öncesinde yapılan dinlemeler çete üyelerinin hakim, savcı ve polislerle ilişkisini ortaya koydu..."
***
Aynı haber, dünkü Hürriyet'in de manşetindeydi:
"Vadi Konseyi Sobelendi - Uyuşturucu çetelerine yönelik teknik takibe, 5 yargı mensubu takıldı. Bunlardan 3 savcı ile 1 hakimin, çeteden kadın isterken 'Konseyi toplayın, geliyoruz' diye şifreli konuştukları öğrenildi"
***
Bendeniz şimdi merak ediyorum; böylesine derin çaplı bir yırtığı yamalamaya, kaptanlardan biri çabalayacak mı, çabalamayacak mı?
***
Yamalama tekniklerinden biri de; yırtığı görmezlikten gelip, olayın gündemden düşmesini ve unutulmasını beklemek.
Yahut:
"Maalesef bu tür olaylar dünyanın her tarafında oluyor; neyse ki sanıklar yakalanmış ve adalete teslim edilmiştir"
gibi, bir yamayla durumu idare etmek.
***
Haftaya pazara seçimler var.
Nutuklar, mitingler, karşılıklı suçlamalar gırla...
Ancak Türkiye'de, yıllık getirisi 60 milyar doları bulduğu defalarca açıklanıp; kitaplara, TV ekranlarına da yansımış olan, uyuşturucu ve silah kaçakçılığıyla mücadeleyi keskinleştirme vaatlerine hiç rastlanmıyor.
***
Atıp tutarken mangalda kül bırakmayan tosuncuklar; yoğun bir uyuşturucu kaçakçılığıyla kirlenmiş olan ülkeyi, nasıl arıtacaklarından hiç söz etmiyor ve yüce milletimizi böyle bir pislikten kurtarma sözü vermiyorlar.
***
Herhalde ya akıllarına gelmiyor; ya da bu tür kaçakçılıklar, "vatana ihanet" suçlamaları arasında sayılmıyor.
Kimbilir?
***
Dünkü Sabah'ın "Ekonomi" sayfasında da Esen Evran'ın haberi manşete şöyle çıkarılmıştı:
"Aç kaldılar, bunaldılar, süt kesildi - Kuraklık nedeniyle yem miktarı azalınca çiftçi, hayvanları zorunlu diyete soktu. Sıcak havadan olumsuz etkilenen hayvanlar, yemi de bulamayınca süt verimi yüzde 20 düştü. Sütün litresi de yüzde 15 artışla 55 yeni kuruşa fırladı"
***
İneklerin süt kesmesi de, değişik türden bir yırtık...
Kaptanların, bu yırtığı da yamalamaya çabalaması gerekmez mi?
Örneğin şöyle:
"Hiçbir vatansever inek, havalar kurak gitse de kesmez sütünü. Ama ne yazık ki ineklerin, böyle kutsal bir sevgisi yok. Zaten öyle bir sevgiye sahip olan bir inek, bizim gibi insan olurdu. Nasıl ki böyle bir sevgiden yoksun bir hain de; insan değil, hatta inek bile değil, tam bir öküzdür."
Alkış patlar, yırtık yamalanmış olurdu.
***
Bendenize sorarsanız, "durumdan eğlence çıkarma"; başka şeyler çıkarmadan çok daha insancıl ve uygarca...
c.altan@prizma.net.tr

