
Hasan PULUR
Olaylar ve insanlar
Sömürgede bile bunu yapmazlar!
ALMAN gazeteci Erwin Kirc'in bir sözünü not etmişiz:
"Hiçbir şey gerçeğin kendisinden daha şaşırtıcı değildir."
Bu sözü niye bir kenara not etmişiz?
Hatırlamıyoruz, lakin çarşamba günü okuduğumuz bir haber, bu sözün ne kadar gerçek olduğunu gösterdi ve bir o kadar da "hâlâ" şaşırttı. (x)
"Hâlâ!" diyoruz, çünkü "şaşırmak" fiilinin biz de etki yapmadığını, kısacası "şaşırmak" duygumuzun körleştiğini düşünenlerdeniz.
Ne duyarsak duyalım, hırsızlık, ahlaksızlık, üçkâğıtçılık, sahtekârlık, döneklik, iftira, ne duyarsak duyalım, omuz silkip geçmekteyiz, üstelik çocuklar gibi "Bana ne!" diyerekten.
* * *
YETMİŞ küsur yıl bu ülkenin insanı olarak yaşadık, üstelik pamuklara sarılı, cam fanus içinde değil, taşıyla toprağıyla, tozuyla bir arada...
Herkesin "Olmaz, olmaz, bu kadarı da olmaz!" dediğine, biz "Olur, olur, bal gibi olur!" diyerek bazılarının bamteline basmışızdır...
* * *
HANİ Burdur ile Isparta takımları maça başlamışlar, diyelim, daha ikinci dakikada Isparta bir gol atmış,-Burdur da atmış olabilir- Burdur seyircisi başlamış bağırmaya:
"Biz bu golü saymeyoz!"
Ispartalılar karşılık vermiş:
"Sayceniz, sayceniz!"
Biz de hep "Sayceniz!" diyenlerden olduk, varsın onlar "Dünyada olmaz!" desinler, biz "Olacak, olacak!" demişizdir ve de olmuştur.
İsterseniz Yalçın Doğan'a sorun, geçen gün telefonla aradı:
"Abi, senin dediğin çıktı, adam yazmaya başladı!"
"Ya da biz demiştik!" demeye bile gerek görmedik, geleceği söyledik:
"Daha birinci basamakta, yakında ikinci basamaktadır, sonra hop diye eşiği aşar, atlar içeri!"
* * *
NEYSE, lafı uzatmayalım, yeteri kadar uzattık.
Biz ne diyorduk?
"Şaşırma, hayret etme duygularımızı kaybettik, o duygularımız dumura uğradı, işlemiyor, körleşti!" diyorduk.
Meğer hâlâ hayat varmış, şu haberi okuyunca...
* * *
İZMİR'de bir genç kullandığı motosikletle kaza yapıyor, tabii başında kask yok, hastaneye kaldırılıyor, kurtarılamıyor, beyin ölümü gerçekleşiyor, hastane yetkilileri gencin ailesiyle temasa geçiyor, organ nakline izin alıyorlar, böbrekleri iki hastaya takılıyor, kalbi bir başkasına, karaciğeri de başkasına...
Yani dört kişinin hayatı kurtarılıyor.
* * *
SONRA?
Dört organıyla dört kişinin canını kurtarmış olan, ölen gencin ailesinden hastane 30 bin YTL ücret istiyor!
* * *
İŞTE bizim, şaşırmak, hayret etmek duygularımızı tekrar çalışır hale getiren bu olay...
Zavallı genç ölümüyle dört kişiye can vermiş, hâlâ para diye kefenine yapışıyorlar.
Yahu, etmeyin, eylemeyin, sömürge idaresinde bile bunu yapmazlar.
(x) Taylan Yıldırım, İzmir DHA/Milliyet, 11 Temmuz 2007.
h.pulur@milliyet.com.tr

