Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 15 Temmuz 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Karikatür hoşgörü gerektirir

Satır Arası / Deniz Sipahi

9 Mayıs 2004 tarihinde Cumhuriyet gazetesi çizeri Musa Kart’ın Türkiye’deki imam hatip liselerini ip yumağı, Recep Tayyip Erdoğan’ı da ip yumağına dolanmış olarak tasvir edip çizdiği karikatürü Başbakan’ı çok kızdırdı.
Erdoğan, Cumhuriyet Gazetesi ve yazı işleri müdürü Mehmet Sucu hakkında Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde tazminat davası açtı ve davayı kazandı. Ancak bu karar, Yargıtay’ın mizaha hoşgörü istediği ve siyasilerin ağır eleştirilere katlanması gerektiğine işaret ettiği kararıyla bozulunca dava yeniden ilk mahkemeye döndü.
Daha sonraki davalarda ise yargıç, Yargıtay gerekçesini dikkate alarak Erdoğan’ın tazminat istemini reddetti.
* * *
Tayyipler Alemi, Penguen Dergisi’nin 24 Şubat 2005 tarihinde yayınlanan kapağında Recep Tayyip Erdoğan konulu karikatürlerin tamamına verdiği isimdi.
Erdoğan kendisini kedi olarak betimleyen Cumhuriyet Gazetesi çizeri Musa Kart’tan 5 bin YTL, başka bir karikatür nedeniyle Evrensel Gazetesi aleyhine açtığı davada ise 10 bin YTL manevi tazminat kazandı. Penguen Dergisi’ndeki 8 karikatürist bu davaları protesto için bu karikatürleri çizmişlerdi. Bunun üzerine ''Karikatürlerin, Başbakan Erdoğan’ın kişilik haklarına saldırı içerdiği ifade edilen dilekçede, Penguen Dergisi’nin sahibi Erdil Yaşaroğlu ile Pak Yayıncılık’tan 40 bin YTL manevi tazminat talep edildi.''
Ankara Birinci Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davada 14 Şubat 2006 tarihli duruşmada yargıç, tarafların görüşlerini aldıktan sonra davanın reddine karar verdiğini açıkladı.
* * *
Leman Dergisi’nin 6 Temmuz 2006 tarihinde, Reco Kongo kenesi başlığı ile kapak yaptığı ve bir vatandaşın sırtına Kırım Kongo hastalığına neden olan bir kenenin bindirildiği şekliyle resmedilmiş Leman dergisi çizerlerinden Mehmet Çağçağ’ın karikatürüydü.
Kapak nedeni ile Leman Dergisi aleyhinde Erdoğan’ın avukatları Fatih Şahin ve Muammer Cemaloğlu tarafından, Başbakan’ı küçük duruma düşürülerek eleştiri sınırları aşıldığı iddiası ile Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 25 bin YTL’lik manevi tazminat davası açıldı.
Dava karikatürün, dünyada en pahalı benzin kullanan Türk halkının tepkisini, en yüksek vergi veren yurt insanının dileklerini tepkisel olarak anlatmak amacıyla çizildiğini, Kırım Kongo kanamalı hastalığına yol açan kan emici kenenin dünyada bilinen bir varlık, benzetmenin de Erdoğan’ın kişilik haklarına saldırı değil eleştiri hakkı olduğu vurgulanarak reddedilmişti.
Karikatür böyle bir sanat...
Biraz abartı var, biraz eleştiri...
Özellikle siyasetçiler karikatürlere alışmak ve hoşgörüyle bakmak zorunda.
Bunlar niye mi aklıma geldi.
* * *
Geçen Pazar günü Alsancak Gündoğdu Meydanı’nda Erdoğan’ı beklerken seçim TIR’ının karşısına iki metre yüksekliğe yerleştirilen 80 metrekarelik perdede üç karikatür dönüşümlü olarak gösteriliyordu. Muhalefeti hedef alan karikatürlerden birinde Başbakan Erdoğan Red Kit’e, muhalefet liderleri de Dalton kardeşlere benzetildi.
Deniz Baykal’ın Joe, Devlet Bahçeli’nin Jack, Mehmet Ağar’ın William ve Cem Uzan’ın da Avarel Dalton olarak gösterildiği karikatürde; Erdoğan atı Düldül ve köpeği Rintintin ile iktidara koşarken, diğer parti liderleri, tozun içinde nal toplarken tasvir edilmişti.
İkinci karikatürde MHP lideri Devlet Bahçeli, penceresinden Rahşan Ecevit’in baktığı, üzerinde DSP yazan ev ile penceresinden Baykal’ın baktığı, üzerinde CHP yazan eve iki eliyle su taşıyordu. Üçüncü karikatürde ise Bahçeli idam ipi ayaklarına dolanmış şekilde gösteriliyordu.
Şimdi AKP lideri ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Deniz Baykal’a, Mehmet Ağar’a, Devlet Bahçeli’ye, Cem Uzan’a, Rahşan Ecevit’e hakaret etmiş mi oldu?
Acaba liderler mahkemeye gitse yargıçlar nasıl sonuç alırlar?
Merak ediyorum.

''Hediye alıp, oy vermemek'' ahlaki midir?''

Sözlükte (Dil Derneği) ahlakın iki tanımı var.
''Bir toplum içinde kişilerin benimsedikleri, uymak zorunda bulundukları davranış biçimleri ve kuralları'' ve ''Belli bir toplumun belli bir döneminde bireysel ve toplumsal davranış kurallarını saptayan ve inceleyen bilim.''
Bu iki tanımın ışığında incelersek, ''hediye alıp, oy vermemek'' eyleminin ahlaki (etik) olup olmaması, bu eylemin Türkiye’de bugünkü koşullarda gerçekleşen bireysel ve toplumsal davranış kalıplarının içinde veya dışında olmasına bağlı diyebiliriz.
Türkiye’nin yönetiminden sorumlu başbakanın bireysel söylemlerine ve davranış kalıplarına bakalım öncelikle. Türkiye’nin en güzel insanlarına sahip, en güzel kentine ima yoluyla ''gavur'', şehide ''kelle'', terörist başına ''sayın'', şehit annesi için ''Ne konuşacam ben o kadınla yahu!'', artık şehit cenazesi görmek istemeyenlere ''Askerlik yan gelip yatma yeri değildir'', Birleşmiş Milletler’in liste başı teröristi için ''Yasin El Kadı’yı tanıyorum, kendisine inanıyorum, güveniyorum, param kadar da kefilim'', Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne ''Sana mı kaldı türban konusunda karar vermek, bu ulemanın işidir. Ulema ne diyorsa o olur'', Danıştay üyelerine (türban kararı konusunda) ''Efendi sen kim oluyorsun, buna mecelle ‘şeriat hukuku’ karar verir'' (Birkaç hafta sonra bu kararı veren Danıştay üyeleri silahla tarandı, hakimlerden biri öldü), bir çiftçiye ''Artistlik yapma lan, ananı da al git'' şeklinde sözler sarf edilmesi ahlakla, hatta hukukla bağdaşır mı? Ya rakiplerin çağrılarına karşın televizyonda tartışmaktan kaçmak?
* * *
Toplumsal bir davranış kalıbı olarak ''oy karşılığında hediye dağıtmak'' veya ''bölücü terör örgütü kurucusu için af önermek'' ahlaki midir? Tüm bunlar ahlaki olacak da ''hediye alıp, oy vermemek'' mi ahlaki olmayacak? Ayrıca şunları da düşünmek lazım. Bu hediyelerin ücretini kendi ceplerinden mi ödüyorlar? Bu değirmenin suyunun geçtiği yollar ahlak sınırları içinde mi?
Sonuç... Yöneticiler tarafından sergilenen bireysel ve toplumsal eylemler göz önüne alındığında, Türkiye’de ''hediye alıp, oy vermemek'' kesinlikle ''ahlak sınırları'' içindedir. Asıl ahlaki olmayan; söylem ve eylemleri ahlakla bağdaşmayan insanlardan ''hediye alıp'', onlara ''oy vermek'' tir.
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, ulgenok@ulgenok.net)

dsipahi@milliyet.com.tr








EGE
Emeklilik hakkında her şey
Karikatür hoşgörü gerektirir
Küresel ısınma
Antrenörlük ve istikrar





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Deniz Sipahi
İsmail Sivri
Fatih Tanfer

   
© 2006 Milliyet