Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 15 Temmuz 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
MÜZİK
Mendili kaldı yadigar

Kendinden sonraki kuşaklara yol gösteren Zehra Bilir, yöre ve şive farkı gözetmeden her türküyü okur ve o yöreye özgü kıyafetlerle sahneye çıkardı

MURAT BEŞER

Zincirlikuyu Mezarlığı'nda rüzgarsız bir gün. Yeşillere sarılı tabutun etrafında toplanan yaşlı kalabalığın içinde fırtınalar kopuyor sadece. İçlerinde tiyatrocuların, müzikologların, türkücülerin, muhtelif sahne emekçilerinin bulunduğu; birbirlerinden başka yaslanacak kimseleri yokmuşçasına omuz omuza vermiş, rüzgarsız havada titreyen bir kalabalık.
Beyaz takım elbisesi ve siyah gözlüğüyle, efendiliği yüzünden okunan bir adam konuşuyor; ellerini göbeklerinin önünde bağlamış hüzünlü insanların önünde.
"Ölmeden dakikalar önce, kaldığı huzurevindeki bütün hasta bakıcıları etrafına toplayarak 'Tiridine Bandım'ı söylemiş. Türkü okuyarak hiçbir acı çekmeden öldü" diyor, mevtanın vasiyeti üzerine tabutunun başında konuşan biricik oğlu Ergün Bilir.
Yorgun kalabalığın tarifi imkansız duygularla arkasından bıraktığı yadigar mendili salladığı kadın Zehra Bilir.
Yaşına has güzelliğin tüm çizgileriyle 94 yaşındaydı "Türkü Ana" lakaplı Zehra Hanım. Aşık Veysel ve Selahattin Pınar'ın yakın dostuydu. Safiye Ayla, Müzeyyen Senar, Hamiyet Yüceses, Münir Nurettin gibi isimlerin çağdaşı; batılı Cumhuriyet kültürü ile Anadolu halk kültürümüz arasındaki en önemli figürlerden biriydi.

Herkesin "Türkü Ana"sı
Gayrimüslim olarak tüm Anadolu insanlığının kalbinde kurduğu tahtla, günümüzün insanlık okulunda tarih dersi olarak okutulacak kadar derin anlamlar taşıyan güzel bir figürdü. Çağdaş Türk kadınına belki de gösterilecek en iyi birkaç müzelik örnekten biriydi.
Sanat musikisi söylerken Kanuni Artaki Candan'ın telkinleriyle halk müziği söylemeye başlamıştı. Her ne kadar kendisiyle özdeşleşen en ünlü türküsü "Tiridine Bandım" olsa da, yöre ve şive farkı gözetmeksizin her türküyü doğduğu yöreye has ağızla okur; o yöreye özgü kıyafetlerle sunardı. Türkülere kattığı mizansenle kendinden sonraki kuşaklara yol gösteren Zehra hanım, otantik giysilerini kuşanarak sahneye çıkan ilk türkücümüzdü.
Halk musikisine getirdiği farklı boyutla özgün bir solist olarak, özellikle 40'lı yılların sonunda ve 50'li yıllarda halk tarafından çok benimsenmişti. Repertuvarını mizahi ve eğlenceli halk türküleriyle oluşturan sanatçı, 10 plağıyla 1942 Sahibinin Sesi "ilave katalogunda" yer aldı. Aynı plak şirketinin 1947-1948 yıllarında yayımlanan kataloğuna 17 plağıyla katılan Zehra hanım, sayı bakımından liste başıydı.

Türküler öksüz kalmasın
"Cemo Cemile", "Ali Dayı", "Kaynana", "Koyuna Bak" gibi neşeli ve eğlenceli oyun türküleri ile en dikkati çeken isimdi. Sadece sahne ve gazinoların değil; radyo mikrofonlarının da tanıdığı isimlerin başında geliyordu.
Doğum yeri Arapgir'in haklı medarı iftiharı olan Zehra hanım, memleketinde düzenlenen Zehra Bilir-Türkü Ana Ses Yarışmaları'nda halkı tarafından sadakat ve kıvançla karşılandı.
Tüm Anadolu'yu memleketi belleyen bu hasletli insan, Edirne'den Kars'a, güneyden kuzeye okuduğu türkülerle; ayağında şalvarı, elinde mendiliyle türkülerin gramofondan ve radyodan dinlendiği dönemin simgesi oldu. Türkülerin türkü olduğu, türkülerin arabeskle popla kırılarak kimliksizleştirilmediği zamanların baş tacıydı Zehra hanım.
Vefasızlığın sorgulanmadığı, uyanıklığın zeka, iyi niyetin saflık sayıldığı "modern şarkıcılar" zamanlarında ise kendisini hatırlayan, arayan bir avuç insandan başka hiç kimse yoktu tabutunun yanı başında.
Zehra hanım o gün tabutu başında toplananların kederli yüzlerini görseydi "Beni bırakın, iyiyim; siz türkülerimi öksüz bırakmayın" derdi, Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki o rüzgarsız günde.

Haziranda ölmek zor

Cumhuriyet kültürünü özümsemiş bu gerçek salon hanımefendisi son derece hareketli, renkli, enerjik bir sahne ve sanat yaşamı sürdükten sonra son yıllarında bazı sağlık sorunlarıyla yatağa düşmüştü. Talihsiz bir düşme sonucu kalçasındaki protezin zarar görmesi nedeniyle uzun süre Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tedavi gördü. Kendisini en sık arayan soranlardan biri Müjdat Gezen'le birlikte birkaç eski dostu ve oğluydu.
Yakın dostlarından birinin kızı olan Sirarpi hanım, gönüllü olarak bakıcılığını üstlenmişti. Sağlık sorunlarına maddi sorunlar da eşlik ediyordu. Ocak 2007'de taburcu edilmesinin ardından Devlet Bakanlığı'nın talimatıyla Sosyal Hizmetler
ve Çocuk Esirgeme Kurumu'na bağlı Küçükçamlıca Bahçelievler Huzurevi'ne yerleştirildi.
Son altı ayını burada geçiren Zehra hanım, 28 Haziran akşamı kaldığı huzurevinde türkülerini halkına emanet ederek gözlerini yumdu.

Etli ve maydanozlu "Tiridine Bandım"

Yakınında bulunmuş insanların en fazla dikkatlerini çeken özelliği, yaşama ve yaşam kültürüne mükemmeliyetçilik kertesinde bağlı oluşuydu Zehra hanımın.
Titizdi ve bu da kusursuz konuşmasına yansımıştı. Misafirperverliğiyle nam salmış gerçek bir salon hanımefendisiydi. Mükellef sofralar hazırlamak; bu sofralar etrafında eşi dostu yareni ağırlamak; elleriyle hazırladığı özel yemekleri tattırmak en büyük keyfiyetlerinden biriydi.
Bilinenden öte, tıpkı türkülere yaptığı gibi yemeklere de yorum katar ve icatlarda bulunurdu Zehra hanım. Dilinden düşürmediği "Tiridine Bandım" türküsündeki yemeği yapmıştı. Tiritten farklı olarak hazırladığı "Tiridine Bandım" adlı, etli ve bol maydanozlu bu yemeğin tarifini yıllar önce bir TRT programında vermişti.
Sadece Anadolu yemekleri değil, tüm dünyanın mutfağına meraklıydı. Her milletin yemeğini, sanki oranın insanlarından öğrenmişçesine nefaset içinde pişirirdi.
Yemeklerini yemek, türkülerini dinlemek bir yana; anlatması ve hakkında anlatılanı dinlemesi de güzel, dört dörtlük bir kadındı Zehra hanım.


PAZAR
Seçim ekranının yıldızı kim?
"160 bin dolar bahse girdim, kesin kazanacağım"
"Gençler en çok ilişkinin ilk günlerinde aldatıyor"
İstanbul'da aç gezip Anadolu'da çok yiyor
Kraliçe'yi kızdıran kadın
En yeni "oyuncaklar"
Hayatımıza farklı keyifler katan can dostumuz kitaplarımız!
Mendili kaldı yadigar
Karga tulumba "kurtarma"
"Yüreğiyle bakmalı insan..."
Meclis'e Baskın hazırlanıyor!
Venüs gerilerken
Yemek şahane olmasa da hayat güzel
İstanbul geçmişte nasıl yönetilirdi? (1)
100 kalori yakmanın 100 yolu





Ahmet Turhan Altıner
Yasemin Çongar
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Milor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli

   
© 2006 Milliyet