Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 15 Temmuz 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ada
Bir cenaze sofrasında zuhur eden bağımsız adaylık...
Meclis'e Baskın hazırlanıyor!

Prof. Baskın Oran'ın adaylığı, Hırant Dink'in öldürülmesiyle gündeme geldi. "Oradaki birlik ruhunu nasıl koruruz?" sorusu "Sesimiz Baskın olsun" sloganını doğurdu


can.dundar@e-kolay.net

Seçimde yarışan parti liderlerinin portrelerini hazırlarken bir bağımsız adayın portresini de es geçmek istemedim.
Kaldı ki, yarışan aday, benim hocam...
Aynı zamanda Or-An sitesinden komşumuz.
Mülkiye belgeselimizin danışmanı...
Aile dostumuz...
Ve oğlumuzun "arkadaşı"...
Hiç unutmam; tanıştıklarında bizimki "Niye Avrupa'da insanlar yerlere tükürmüyor da burada tükürüyor?" diye sorunca Hoca, konuyu Sanayi Devrimi'nden anlatmaya başlamıştı. Bu kez "Sanayi Devrimi ne ki?" sorusuna muhatap olunca da üşenmeyip o gece bilgisayarının başına geçmiş, Sanayi Devrimi'ni 11 yaşında bir çocuğun anlayacağı dille anlatıp onun elektronik posta adresine mesaj atmıştı.
İşte o Baskın Hoca şimdi "Sesimiz Baskın Olsun" sloganıyla İstanbul 2. bölgeden bağımsız milletvekili adayı...

"Allah belalarını versin!"
Daha yaz başına kadar Ankara'da kendi soyadını taşıyan bir semtte, huzurlu bir yaşamı vardı.
Geceleri evinin bodrum katında çalışır, tez okur, yazı yazar, mesajları yanıtlar. Sabaha karşı yatar, öğleye doğru kalkar. Mülkiye'ye derse gider... 40 yılda bir de dostlarıyla, Kalbur'a, Kumsal'a yemeğe çıkar.
Eşi Feyhan Bodrumludur. Yazları Bodrum'a göçerler. Bu çalışma programı aynen orada sürer.
Bu huzurlu hayatı kökten değiştiren şey, yakın dostları Hırant'ın katledilmesi oldu. Haberi aldığımda eşim Dilek'ten sonra ilk aradığım isimdi Baskın Hoca...
"Allah belalarını versin" diye ağlıyordu telefonda...
Cenazeden önceki gece İstanbul'da bir Ermeni lokantasında kafa çektik, Hırant'ın anısına... Soframızda Ahmet İnsel, Etyen Mahçupyan, Ömer Laçiner de vardı. Belki de Baskın Hoca'nın siyasete sürüklenişi o gün başladı.

"Rezil olmayalım"
Herkes "Hırant'ın cenazesindeki birliği nasıl koruyabiliriz" diye düşünüyordu.
Martta Ahmet İnsel, Radikal-2'de bir makale yazdı. Bu seçimde bağımsız sol adayların Meclis'e girebileceğini söylüyordu.
Baskın Hoca hararetle destekledi bu öneriyi; "Keşke olabilse" diye umutsuzca iç geçirerek... İşin gelip kendisine dayanacağını hiç düşünemeden...
Ama düşünmediği şey başına geldi.
Mayısta Aydın Engin İstanbul'dan aradı. "Burada 6 bin 500 kişiye danıştık. Herkes senin üzerinde mutabakata vardı" dedi.
Baskın Hoca inanamadı:
"Hayatta hiçbir zaman insanlar benim üzerimde mutabakata varmamışlardı" dedi.
"İyi düşündünüz mü, rezil olmayalım" diye sordu.
"Hesabı yaptık. 65 bin oy lazım. Çok çalışacağız. Yeter ki sen kabul et" dediler.
Tarih 15 Mayıs'tı.
Seçime tam dokuz hafta vardı.

Aileden siyasetçi
Kendisi de eşi de aileden siyasetçiydi aslında...
Babası 1943-50 arasında iki dönem CHP milletvekilliği yapmıştı.
Eşi, Atatürk'ün Milli Eğitim Bakanı Reşit Galip'in torunuydu. Onun babası da tam 18 yıl Bodrum belediye başkanlığı yapmıştı. Siyasetin neye mal olduğunu hayatından biliyordu. O yüzden evlenirken müstakbel eşine "Siyasete girmeyeceksin değil mi?" diye sormuştu.
"Ne işim var?" demişti Baskın Hoca...
Bu yıl Mülkiye'den emekli olmuştu. Kışları beş ay Ankara'da, yazları yedi ay Bodrum'da yaşayacakları bir hayata kavuşmuşlardı.
Bu yaz Baskın Hoca menisküs ameliyatı olacaktı. Birlikte Ege'de vapur gezisi yapacaklardı. Seçim için de geçici kütüklerini Bodrum'a aldırmışlardı. Bodrum'da değil İstanbul'da, üstelik kendisine oy vereceğini hayal edebilir miydi?

Fermuarlı pantolon
1 Haziran günü adaylığı açıklandı.
Ertesi gün çeşitli sol partiler ve kuruluşlar desteklerini açıkladılar.
Eş dost seferber oldu. 100 kişi aralarında biner YTL topladılar. Kendisi de verdi. Bir seçim fonu oluştu.
Önde gelen tanıtım-reklam şirketleri ekipleriyle gönüllü yardıma koştu. Bu profesyonel destek ve gönüllü gençlerin fedakarlığıyla 2. bölge afişlerle donatıldı.
Eşi Feyhan, başta itiraz ettiği iş, ciddiye binince eşinin safında yer aldı.
Ve Baskın Hoca yaz sıcağında kampanya için kolları sıvadı.
Diz kapağından fermuarlı bir yazlık pantolonu vardı; sıcak basınca şort olmaya müsait... "Bari onu giyeyim" dedi; "Yakışık almaz" dediler.
Hoca'yı seçim meydanına sürüklediler.
Gece çalışmaya alışmış vücudun ritmi tersine döndü. Okuldan eve, evden okula rutini bozuldu. Uykusuzluk, yorgunluk, tansiyon yüklendi.
Ve Hoca sabah 8'de başlayıp gece yarısına kadar süren toplantılar, görüşmeler, demeçler trafiğinin içine daldı.
Bir gün "huzurunda" dans eden Romanlar arasında, bir gün Lambda yürüyüşünde eşcinsellerle kol kola, Perpa'da esnafla diyalogda, Ümraniye'de gecekonduda, konserde Sezen Aksu'nun desteği arkasında...
Baktı ki, umut olmuş insanlara...
Seçime bir hafta kala bu ihbarımı ciddiye alın:
Parlamentoya Baskın hazırlığı var!

Sekiz haftalık bir siyasetçinin izlenimleri

"30 yıllık bir akademisyen olarak sekiz haftalık siyaset deneyiminde neler öğrendiniz?" diye sordum Baskın Hoca'ya...
Şunları anlattı:
"İkisi birbirinden çok farklı değil. 30 yıldır yazdığımı şimdi yüksek sesle okuyorum; sadece sloganlaştırarak... Bu adaylığı sivil toplum yarattı. Muazzam teveccüh var. Bunun nedeni ben değilim. İnsanlar ikrah getirmiş siyasi partilerden... 'Sen olmasan küfrede küfrede filancaya oy verecektik' diyenler, 'Bizi kurtardın' diyor. Kimliğini bastırmak zorunda kalanların, Kürtlerin, Alevilerin, eşcinsellerin, vicdani retçilerin, sakatların, feministlerin sesi olduk. Ve muazzam bir momentum yakaladık.
"Ama işin zorlukları var tabii... Bir yere gidiyorum, bir alkış kopuyor; 'Kimi alkışlıyorlar?' diye bakıyorum, beni alkışladıklarını fark ediyorum. 'El salla' diyorlar. Utanıyorum. Hâlâ alışamadım.
"Demirel gibi herkesin adını hatırlayamıyorum tabii ama Diyarbakır'da taktik verdiler; 'Birinin adını hatırlayamazsan "Başkan" de. İnsanlar Türkiye'de ya bir şeyin başkanıdır, ya eski başkandır; yanılmazsın' dediler. Öyle yapıyorum.
"Bazı siyasetçiler gelip taktik veriyor. Mesela biri dedi ki, 'Hocam git insanlara dokun ve 'Ben adayım' de... Çok doğruymuş bu..
Biz burada oğlumuzun evinde kalıyoruz. Mahallenin kasabı şikayet etmiş, 'Geçerken bir merhaba demiyor' diye... Ben hiç tanımadığım adama nasıl 'Merhaba' deyip oy isteyeyim; yalakalık değil mi? Ama insanlar istiyor bunu...
"O yüzden Osmanlı taktiğiyle çalışıyoruz. Onlar fethedeceği yere önden akıncıları gönderirmiş ya; biz de önden minibüsü, ardından kağıt dağıtıcıları yolluyoruz, arkasından da ben gidiyorum. Kağıtta resmini gördüğü adam gelip dokununca seçmenin yüzü gülüyor.
"Biri geliyor oyunun karşılığında taahhütname istiyor. 'Yahu sen bugüne kadar oy verdiğin partilerin hangisinden taahhütname aldın da fakir Baskın Oran'dan istiyorsun?' diyorum. Halbuki 'Bizim sözümüz senet' filan demem lazım ama yapamıyorum ki... Tutamıyorum kendimi...
"Yine de ezber bozmak güzel.. Mesela Kürtlere gidiyoruz. Hemen soruyorlar: 'Milletvekili olunca DTP'ye girecek misiniz?'
'Asla' diyorum, 'Hayır' da değil, 'Asla...'. Çünkü bırakın her şeyi, ben başımda öyle genel başkana, firavuna falan tahammül edemem. Ben partili bağımsız değilim, bağımsız bağımsızım.
"Kimileri 'Bağımsızın ne hükmü olur ki' diyorlar. Oysa partililerden çok daha etkili. Muazzam olanakları var. Bir defa Plan Bütçe Komisyonu, KİT komisyonu, İnsan Hakları komisyonu bağımsızlar olmadan toplanamıyor. Bütün komisyon toplantılarına girme ve konuşma hakkım var. İstediğim zaman kanun teklifi verme ve Meclis kürsüsünden o konuda konuşma hakkım var. Üstelik başımda 'Önce gruba getir bakalım' diyen bir firavun da yok.
"Bir de fazla gülmediğimden şikayet ediyorlar. Diyorum ki, 'Ezilenlerin neler çektiğinden bahsederken nasıl güleyim? Bu ikiyüzlülüktür. Ama siz bana "Rakıyla lakerda mı iyi gider beyaz peynir mi?" diye sorun da bendeki beşuşluğu görün..."


PAZAR
Seçim ekranının yıldızı kim?
"160 bin dolar bahse girdim, kesin kazanacağım"
"Gençler en çok ilişkinin ilk günlerinde aldatıyor"
İstanbul'da aç gezip Anadolu'da çok yiyor
Kraliçe'yi kızdıran kadın
En yeni "oyuncaklar"
Hayatımıza farklı keyifler katan can dostumuz kitaplarımız!
Mendili kaldı yadigar
Karga tulumba "kurtarma"
"Yüreğiyle bakmalı insan..."
Meclis'e Baskın hazırlanıyor!
Venüs gerilerken
Yemek şahane olmasa da hayat güzel
İstanbul geçmişte nasıl yönetilirdi? (1)
100 kalori yakmanın 100 yolu





Ahmet Turhan Altıner
Yasemin Çongar
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Milor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli

   
© 2006 Milliyet