Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 18 Temmuz 2007 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"160 bin dolar bahse girdim, kesin kazanacağım"

Şarkıcı, oyuncu, yönetmen, işadamı, çete davası sanığı, yeni milletvekili adayı İbrahim Tatlıses:

ŞÜKRAN PAKKAN

İbrahim Tatlıses siyasete ısınmaya çalışıyor. Kendi cebinden harcayarak satın aldığı seçim otobüsüne Milliyet'i konuk eden Tatlıses ile oto tamircilerini, kahvehaneleri, lokantaları dolaşıyoruz. Bu nasıl bir sevgi seli? "Oyunuz kime?" deyince durup düşünüyorlar ama Tatlıses'i gören ayağa kalkıyor, hatta düğmesini ilikleyip elini öpmeye çalışanlar var. Şirketiyle aynı sokakta bulunan oto tamircilerine giren Tatlıses'e "Abi bugüne kadar gelmedin ama" diye serzenişte bulunuyorlar, yanıt net: "Ne işim olur oğlum benim tamircide?"
Sıra seçim otobüsünde ama önce çiğköfte molası. Tatlıses Kebap'tan gelen bir porsiyon çiğköfteyi motorun üzerinde açıp yiyor. Tatlıses otobüsü inanılmaz bir ilgi görüyor. Önünden geçtiğimiz kebapçılar "Gel bir şeyler ye" diye bağırıyor. Otobüsün önüne atlayanlar, kapıyı zorla açtırıp sarılanlar, kornalarıyla eşlik edenler... Sanki seçim turu değil, düğün konvoyu. Fonda Tatlıses'in son albümü var, "Ağrı Dağın Eteğinde" çalıyor seçim bölgesindeki Bakırköy yollarında. Yardımcısı elinde mikrofon, anons yapıyor: "Mazot 1 YTL olacak."
Bazı vatandaşlar ise arabasından sanatçıya sık sık şöyle sesleniyor: "Neden bağımsız aday olmadın İbo?"... "Siyaset zevkli miymiş?" sorusunu ise "Olağanüstü" diye yanıtlıyor. Zafer işaretine "muzır" yanıt verenlere "Demokratik ülkedeyiz, elbette olacak" diyor. Siyaset turlarında en çok şaşırdığı ise eskiden kendisinden her fırsatta türkü okumasını isteyen kalabalıkların, artık yanına gelip "Açız, fakiriz" diye dert yanması olmuş.
Şanlıurfa'dan bağımsız aday olması beklenirken son anda Genç Parti'nin İstanbul 3. Bölge 1. sırasında ortaya çıkan Tatlıses ile röportajımız onun farklı yüzlerini ortaya koyuyor. Siyasette ciddileşen Tatlıses, konu özel hayatına gelince değişiyor. Bir yandan "fakirleşen halka" umut dağıtarak Ankara vizesi istiyor, diğer yandan kadına "tokatı" hâlâ hak sayıyor...

Şöhretin zirvesindeniz, haliniz vaktiniz yerinde. Şimdi neden siyasete soyundunuz?
Benim arkadaşlarım bir yanı yıkıklardır. Bir tarafı eksikler. Zaten dört dörtlük insanlarla mutlu olamam. Bizim keyfimiz yerinde ama keyfi yerinde olamayanlar için bir şey yapabilir miyiz diye soruyorum. İşte bu yüzden siyaset.

Sauna Çetesi davasından yargılanıyorsunuz ve dokunulmazlık kazanırsanız bu dosyalar rafa kalkar. Siyasete girişinizde bu davalar ne kadar etkili?
Bugüne kadar 50 tane mahkemede, 50 savcıyla karşılıklı oturdum ve beraat ettim. Ben eroin satmam, beyaz kadın ticareti yapmam, devleti satmam, terörist, soyguncu değilim. Beni önce Allah koruyor. Hiçbir kuşkum yok.

Neden Genç Parti'yi seçtiniz?
Ben de bir sanatçıyım ve bütün kesimlere hitap etmem gerekir. AKP, CHP ya da MHP'ye girsem bir rengim olacak. Ama GP'nin sağı solu yok. Kendi başına bir parti.

Teklif nasıl geldi?
Tesadüf oldu. Cem Uzan ile görüştüm. Biz yedi yıl birlikte çalıştık, huyunu suyunu biliyorum. Uzan'a 20 Uzan eklenmiş. Bir kere agresif değil, sabırlı, çok dirayetli, kavgacı asla değil.

Bağımsız aday olup seçilmeyi garantilemek varken, neden risk aldınız?
Hiçbir risk yok. Ben milletvekilliği sevdalısı değilim. Ben zaten Urfa'dan yüzde bir milyar seçilirdim. Urfa'dan korktum diye bir şey de yok. Yüzde 15'ten fazla oy ile en az 100 sandalye kesin. 100 vekil ile neler yapmayız?

Nasıl bir Meclis aritmetiği öngörüyorsunuz?
Adam 70 günlük partiyken yüzde 7 oy aldı. Sokaktaki adam inadına GP'ye oy verecek. Bütün gençler bizden yana. Herkes Uzan'ın söylemlerini taklit etmeye başladı. Şimdi de "Mazot 1 YTL olacak" diyor, herkes gülüyor.

Neden gülüyorlar sizce?
Çünkü doğru söylüyor. Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar. Beni Uzan savunucusu olarak görmeyin, ben vekil adayıyım. Kendisinde bir cevher olmasa buraya kadar gelmez.

Ailesi hakkında açılan davalar sizi düşündürüyor mu?
Beni rahatsız etmiyor, ben onları çok iyi tanıyorum. Bana göre siyasete girmeseydi sinirlenip birtakım laflar etmeseydi başına bunlar gelmezdi.

Meclis'te nasıl bir Tatlıses göreceğiz?
Ben gerginlik yaratmam, lafın dişisini söyleyeceğim orada. Dişi siyaset yapacağım. Kavgacı erkek siyaseti yapmam.

Çevreniz nasıl karşıladı siyaset kararınızı?
Eş dostla bahislere girdim. En büyüğü 10 bin dolarlık bahis yaptım. Toplamda 160 bin doları buldu. Kesin kazanacağım.

Kazanırsanız ne yapacaksınız bu parayla?
Mazotlu araba alacağım, mazot 1 YTL olacak ya, iyi olacak.

Müziğe, konserlere, programlara ara verecek misiniz?
Kesinlikle hayır. Bakan olursam ayrı ama.

Aynaya baktığınızda nasıl birini görüyorsunuz?
Adam gibi bir adam görüyorum. Sürekli insanlara ve etrafına bakan, iyi davranan, zaman zaman sinirlenen, iyi niyetinden çok şey kaybeden bir adam. Manevi kredisi yüksek biriyim. Bu kredi sık sık suistimal edilir.

Bir şans verilse, kendinizde ne değiştirmek isterdiniz?
Artık iyilik yapan, kredi veren, insanlara güvenen İbrahim Tatlıses'i görmek istemiyorum aynada. Katıysa katı olacağım.

Değişir misiniz bu saatten sonra?
Kesinlikle değişeceğim. Çünkü zararı gören ben oldum.

Size bakıldığında nasıl bir İbrahim Tatlıses görünüyor?
İnsanlar, naturel, abartısız, yalansız birini görüyor bakınca.

"Feministler 'İbo'yu sevmemekle hata yaptık' diyecekler"

Kadınlarla olan ilişkiniz muamma. Sizi sevenleri yolunu kesiyor, ama birçok kadın şiddet eğiliminiz nedeniyle adınızı duymaya tahammül edemiyor.
Feministler değil mi? Feministler bir gün "Biz İbrahim Tatlıses'i sevmediğimiz için hata yapmışız" diyecekler. Sıradan biri olsaydım abartılmayacaktı. Çünkü onlar da abartısını öğreniyorlar, olaylar öyle aktarılıyor. Kendi kendilerine karar veriyorlar, beni sevmiyorlar.

Birkaç nedenleri var herhalde.
Neymiş, kadın dövermişim. Peki, mahkemenin önünde adam kadını 19 yerinden bıçakladı. Sesleri çıkmadı. Bu nasıl kadın hakları savunuculuğu? Mahkemelerde gözü balon gibi şişen yüzlerce kadın var. Bense bir laf ediyorum, herkes "ayy, uyy" diyor. Niye? Ben söylediğim lafın arkasındayım.

Hâlâ aynı fikirdesiniz, "Dayak mubahtır" diyorsunuz.
Bakın, biri "Bana şunu yaptı, bunu yaptı" diyor. Benim bildiğim asil, ağır kadın karşılığında Amerika'yı da verseler tek bir cümle etmez. Asil kadın susan kadındır.

Dayak yemesine rağmen susan kadındır yani?
Bak şimdi.

Şimdi diyelim ki, ben kocamdan şiddet görüyorum ve yardım istiyorum. Bu benim asaletimden ne götürüyor?
Hangi türlü şiddet görüyorsunuz?

Bilmem, herhangi.
Bunu sen kendine soruyor musun? Adam, durup dururken pata küte, bunu mu yaptı?

Hiç şiddet görmedim, misal diyorum. Zaten o durumda adam manyak değil midir?
O manyaksa, sen niye onunla berabersin?

Tamam diyelim ki; eve geldi, yemek hazır değil diye tokat attı. Oldu mu?
Bak şimdi, adam eve geldi mi, güler yüz, saygı ister, kocası dışarıda ne yapmış önemli değil, "Nasılsın?" diye sorar. Oysa başlıyor; "Nerede kaldın, saat kaç?"...

Şimdi mi dayak?
Yok değil. Bu tür şeyler birikim yapar. Tokat sonra gelir. Adam ne zorluklardan çıkıp gelmiş, sen bunları sorarsan, gülemez. Kapıyı çeker gider, meyhanede oturur. Ne oldu? Sen kocadan, huzurdan oldun, çocuğun sefil oldu. Hangisi doğru? İşte feministler buna karşı.

Peki, siz hiç kadın dayağı yediniz mi? Bu sizin kitapta yazar mı?
Kesinlikle...

Dayak yediniz?
Evet. Karşılık gördüm. Ben tokat atıyorum, o tekme atıyor. Ben yumruk atıyorum, o da yumruk atıyor. Ama ben şimdi bunu anlatırken, gülüyorum. "Bir yumruk attı, feleğim şaştı" diyorum olaydan sonra. Bazı evlerde kavga olmazsa, yavan ekmek yemek gibi olur. Kavga sevgiyi pekiştirir.

Kim attı size o tokadı?
Adalet hanımdan (ilk eşi) bir tokat yedim. Bir sabah otele geldi, arkadaşım vardı yanımda, bir de bir kadın. Kadını benimle zannetti, "şırak!" diye bir tokat yedim. Hiç sesimi çıkarmadım. Ama ben onun kolunu da kırmıştım.

Ne diyorsunuz?
Yok, kolu incinmişti. Urfa'da ben inşatta çalışıyorum. Tül perde almış, 3.5 lira borcu var, bana söylemiyor. Perdeci dedi ki "Yengenin bir alışverişi var, eğer mümkünse..." Borcu kapattım. Sonra bir hareketim oldu.

Pişman mısınız şimdi?
Bin defa pişmanım. Pişman değilim de diyebilirim. Çünkü bana söylemesi lazım.

"Hiçbir şeyden pişman değilim"

Namusun anlamı nedir?
Namus bakkalda satılan bir şey değil. Bunun şekli şemali yok.

Hiç aldatıldınız mı?
Bilmiyorum. Bilemem. Aldatılmayacak adam yoktur diye bir şey yoktur. O, kadınla şerefi arasında bir şeydir. Ama aldatıldığıma da inanmıyorum.

Şöhret iyi bir şey mi?
Çok güzel bir şey. Ama ateşten gömlek gibi, taşıyamazsan yakar.

Hayatta dayanamadığınız, tahamümül edemediğiniz ne var?
Bana kahpelik yapılmasın. Hiç dayanamam.

Hayatınızın en güzel dönemi hangisi?
Her dönemi çok güzeldir. Güzelliği kendim yaratırım. Nabzım hızlı hızlı atar, "İn aşağı" derim, kendi kendimi tedavi ederim.

Psikolojik destek alıyor musunuz?
Allahtan başka kimseden destek almam. Neden alayım?

"Bu kadar ün hasta eder" derler ya.
Kendin gibi olursan taşımayacağın şey yoktur. Naturel olunmalı.

Lüksü sever misiniz?
Sevmem, sıkılırım. Kral dairesi 14 oda, ne yapayım?

Kaç tane otomobiliniz var?
Arabam Mercedes. Bir de küçük Hyundai'm var, geceleri kendim kullanıyorum.

Bankada kaç paranız var?
Şerefsizim 100 bin dolarım yoktur. Yatırım yapıyorum.

Özel hayatınızın gündemde olması, her ayrıntının bilinmesi, nasıl yansıyor size?
Ben hiçbir şeyi saklamam. Ben öyle 14 tane var falan diyorum ya, gırgır, şamata olsun diye.

Hayatta en pişman olduğunuz şey?
Hiçbir şey. Kendimle çok barışığım. Kavgasız, gürültüsüz hayatı seviyorum. Ama peşimden geliyor.

Niye sizden korkuyorlar?
Korkmanın çeşitleri vardır. Sevgiden, kırmamak için olabilir.

Ekibiniz düşüncelerini açıkça söyleyebilir mi size?
Kesinlikle. Ama yanlış yaptığımı genelde önce ben söylerim.

"Takıntı"nız var mı?
Simetri hastalığım var. Mesafeler eşit olacak. Mesala kağıdınız defterinizin üzerinde tam ortada durmuyor, fena oluyorum.


PAZAR
Seçim ekranının yıldızı kim?
"160 bin dolar bahse girdim, kesin kazanacağım"
"Gençler en çok ilişkinin ilk günlerinde aldatıyor"
İstanbul'da aç gezip Anadolu'da çok yiyor
Kraliçe'yi kızdıran kadın
En yeni "oyuncaklar"
Hayatımıza farklı keyifler katan can dostumuz kitaplarımız!
Mendili kaldı yadigar
Karga tulumba "kurtarma"
"Yüreğiyle bakmalı insan..."
Meclis'e Baskın hazırlanıyor!
Venüs gerilerken
Yemek şahane olmasa da hayat güzel
İstanbul geçmişte nasıl yönetilirdi? (1)
100 kalori yakmanın 100 yolu





Ahmet Turhan Altıner
Yasemin Çongar
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Milor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli

   
© 2006 Milliyet