Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 19 Temmuz 2007 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Deniz köpürdüğü zaman

Çeşitleme / Selim Türsen

Salı günü karaya ayak bastığımda bir haftadır teknede sallanmanın verdiği sarhoşlukla yalpalaya yalpalaya arabama bindim. Limandan ayrılırken radyoyu açtığımda Başbakan Erdoğan’ın sesi geliyordu. Daha doğrusu sese benzer bir şey. Bağırmaktan kısılmış ses tellerinin son hırıltılarıyla, tek başına iktidar olamazsa siyaseti bırakacağını söylüyordu.
Ne olmuştu acaba geçen bir haftada. Biz, birbirimizi 1967 yılından beri tanıyan, yedi yıl boyunca aynı sınıf, aynı yatakhane, aynı yemekhanede 24 saat boyunca bir arada olmuş beş kafadar, geçen bir hafta boyunca 11.5 metrelik bir teknede dalgalarla boğuşup, rüzgarla köşe kapmaca oynayıp durmuştuk. Furni adlı bir Yunan adasındaki küçük bir balıkçı köyünün limanına sığınıp fırtınadan kafamızı dışarı çıkaramazken, dünyada ve Türkiye’de neler olup bittiğinin farkında değildik elbet.
Limandaki meyhanenin sahibi Sivos’u da Türkiye’de olup bitenler zerre kadar ilgilendirmiyordu. Ama Kuşadası’ndaki orman yangınıyla yakından ilgiliydi.
* * *
İçinde deniz mahsulleri olan nefis meyhane pilavı yapan Sivos’un annesinin eli o kadar lezzetliydi ki, bir yıl önceden tadı damağında kalan Boğaziçi Üniversitesi Elektronik Bölümü Dekanı arkadaşımız Kadri Özçaldıran, kilolarına kilo katmak için bizi oralara kadar sürüklemişti. ''En iyi tekne arkadaşının teknesidir'' sözünün tam hakkını vererek her defasında Teos III’ü ile azgın sulardan çıkarıp sakin limanlara ulaştırmayı başaran, denizde kaptan, karada sanayici Suat Evren’in ise o sıralarda ne seçim, ne de piyasalar ilgilendiriyordu. Denizcilik yaşamının en büyük balığını yakalamış 9 kiloluk akyanın tadını çıkarıyordu.
* * *
Sığındığımız limanda rüzgarın hızı bir ara 90-100 kilometreye ulaşıp, hava raporlarları yeni fırtınalar gösterince, seçimleri kaçırırsak, sonuçlarına göre neler yapabileceğimizi bile şakalarımızın arasına katmaya başladık. Deniz sürprizlerle dolu. Ege’nin lacivertini beyaz köpükler kapladığı zaman yapılan bütün plan programlar bizim ki gibi aksayabiliyor. Üç-beş gün diye yola çıkıp, on-onbeş güne varan sapmalara hiç şaşmamak gerek. Hava patlar, gösterge arızalanır, demir tarar vs.
* * *
Sürpriz deyince, yılardır tavla başında çarpışan usta ihracatçı ve tavlacı Fatih Hasırcı ile diş hekimliği kadar tavlada da iddialı olan Yıldırım Uran’ın attığı zarlar geldi aklıma. Yunan sularında Fatih’ten her ''Neptün, Plüton, Mars'' sesleri yükseldiğinde, Yıldırım başını havaya kaldırıp hızla dönen rüzgar gülüne bakarak zarlara lanet okurken, ne Türkiye’deki seçimler geliyordu aklımıza, ne güneydoğudaki acılar, ne de küresel ısınma ve deprem riskleri.
* * *
Hepimiz 1956 doğumluyduk ve 51’nci yaşımızı sürüyorduk. Yarım asırlık yaşamımızda hatırlayamayacağımız kadar çok sayıda genel ve yerel seçim görmüştük. Birini çocuk aklımızla hatırlayabildiğimiz üç askeri darbe, bir kadife yumruklu darbe, son olarak da e-muhtırayı görmüştük. Yaşamımız boyunca denizde olduğu gibi bu ülkenin siyasi ve ekonomik yaşamında sürekli sürprizlerle karşılaşmıştık.
* * *
Erdoğan, bağırmaktan kısılmış sesiyle tek başına iktidara gelmezse siyaseti bırakacağını söylerken acaba elindeki anketlere mi güveniyordu. Ya da ''Bu kadar çok milletvekiliyle ancak bu kadar yapabildiysem, koalisyonda hiçbir şey yapamam'' düşüncesiyle artık siyasi hayatının biteceğini mi düşünüyordu. Bunu da peşin peşin ilan edip kahraman olarak mı siyasete veda etmeyi düşünüyordu.
Ömrümüz sürprizlerle geçti, galiba daha büyükleri bizi bekliyor. Bakalım 23 Temmuz sabahı hangi sürprizlere gebe.

23 Temmuz sürprizleri

Fatih Dalan bir kaç hafta önce Milliyet EGE’yi ziyaret ettiğinde Demokrat Parti’nin barajı aşacağından hiç şüphesi olmadığını söylüyordu. Tabii ki hiçbir politikacı ''geçemeyeceğim'' demez. Ama Dalan çok inanarak ve kararlı konuşuyordu. Son günlerde Demokrat Parti’nin Türkiye genelinde yükselişe geçtiği haberleri artmaya başladı. Demokrat Partililer, ''AKP’nin tek başına iktidar olmaması ve AKP’siz bir hükümet için bizim barajı geçmemiz şart. Hesabınızı buna göre yapın'' diyor. İstanbul’da sohbet ettiğim İlhan Kesici ise ''Kasım’da bu seçim tekrarlanır. Hazır olun'' diyordu. Ben Meclis’e giren hiçbir milletvekilinin emeklilik hakkını kazanmadan yani iki yıldan önce erken seçime ''evet'' diyeceğine inanmıyorum. Ama Kesici ''olacak'' diyor.
Bu seçim, gerçekten çok sürprizlere gebe. 23 Temmuz sabahını iple çekiyoruz.

stursen@milliyet.com.tr







EGE
İdrar yapamıyor mu?
Emeklilik hakkında her şey
Boş arazi, moloz ve toprakla dolduruldu
Notlar...
Deniz köpürdüğü zaman





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Bahar Akbaş
Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Deniz Sipahi
Selim Türsen

   
© 2006 Milliyet