Seyircisiz derbi olur mu?
Hatırlarsınız.
Geçen sezon taraftarları Ali Sami Yen'deki Antalyaspor maçında Başkan Özhan Canaydın'a küfür edince, Galatasaray Kulübü disiplin kuruluna sevk edilmişti.
Temsilci raporları açıktı.
Talimata göre bu eylemin karşılığı seyircisiz oynama cezasıydı.
Tek noksan, eldeki bilgi ve belgeleri değerlendirme cesareti gösterecek bir disiplin kurulunun varlığı idi.
Nitekim o kurul, Fenerbahçe derbisi öncesi öngörülen cezayı kesmek yerine müthiş bir eyyam yapıp Galatasaray'ın dosyasını rafa kaldırmıştı.
Yine hatırlarsınız, o günlerde bazı meslektaşlarımız "Olur mu canım? Bir derbi maçı seyircisiz oynanır mı?" ifadeleriyle PFDK'nın kararını desteklemişti.
Benzer eylemden bir başka kulübe ceza verilebilir, ama söz konusu reyting rekorları kıracak bir derbi müsabakası olunca, kural mural tanınmazdı!
Temiz futbol
Uzatmayalım, ne olmuştu sonra?Seyircisiz oynanması gereken derbi maçında taraftarlarının çıkardığı o tarihe geçecek olaylar yüzünden Galatasaray Kulübü bu kez tam 5 maç seyircisiz oynama cezasına çarptırılmıştı.
Hafta başında fikstür çekildi.
Rastlantıya bakın ki, Galatasaray'a ligin 7. haftasında rakip olarak Beşiktaş çıktı.
Yani bir derbi maçı!
Yani federasyonun 80 küsur gün seyirciye yasakladığı Ali Sami Yen'de!
Yani boş tribünlere!
"Olur mu canım? Bir derbi maçı seyircisiz oynanır mı?" diyenler olup olmadığını gördü de...
Benim sözüm talimatların gereğini yerine getiremeyen, emirle karar vermeyi alışkanlık haline getirenlere.
Eğer ortada suçu cezalandıracak mekanizmalar, bunu uygulayacak iradeler yoksa, kimse iki de bir beyaz sayfa açmaktan, adaletten, eşitlikten, yeni başlangıçlardan söz etmeye kalkmasın.
İş, kurulları değiştirmekle bitmiyor.
Ne zaman o kurullarda görev yapanlar her kulübe eşit davranmayı ilke edinir.
Federasyonu yönetenler kurulların işlerine karışmaktan vazgeçer.
Kulüpler, federasyona ve kurullarına baskı yapmayı bırakır.
İşte ancak o zaman temiz futbolu ve temiz yönetimleri konuşabiliriz.
Cenk kaç oy getirir?
Kemal Unakıtan'ı bakanlık imkanlarını seçim bölgesi Eskişehir'den oy toplayabilmek için kullanıyor diye eleştirmiştik ya.
Meğer beteri varmış.
Hafta başında gazetelerde Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin'i Antalyaspor'la sözleşme imzalayan Cenk İşler'in yanında görünce gözlerime inanamadım.
Karşımızda duran Türkiye Cumhuriyeti'nin Spordan Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan yardımcısıydı.
Şahin tıpkı bir kulüp yöneticisi gibi yeni transfer Cenk'in yanına oturmuş, objektiflere tebessüm ediyordu.
Her kulübe, her takıma, her sporcuya, her taraftara ve her yöneticiye aynı uzaklıkta durması gereken ülkenin spor bakanı, seneye süper lige dönmesi için söz verdiği takımın transferinde başrolü oynuyordu.
Antalyaspor Kulübü Başkanı da çok doğalmış gibi Şahin'e katkılarından(!) dolayı teşekkür ediyordu.
Bu manzaraları milletçe kanıtsadık ya...
Pes doğrusu!
Yarın 81 şehirde milletvekili seçimi yapılacak.
Tüm siyasiler miting alanlarında verdikleri sözlerin ne kadar inanılır, güvenilir olduğunu test edecek.
Kimi yeniden meclise girecek, kimi vekilliğe veda edecek.
Ancak sporu kendi çıkar ve gelecekleri için kullananların yaptığı tahribat, bıraktıkları iz inanın kolay kolay silinmeyecek.
Sağlam sözleşme!
Beşiktaş Kulübü'nün teknik direktör Ertuğrul Sağlam ile yaptığı sözleşme dikkatimi çekti.
Başlama tarihi 1 Haziran 2007.
Bitişi 31 Ocak 2010.
2009 - 2010 sezonun tam ortası.
Yani ligin devre arası.
İlk kez karşılaştığımız bu durumu araştırdık.
İlginç bilgilere ulaştık.
Başkan Yıldırım Demirören ve ekibinin görev süresi 2010 yılının hemen başında bitecekmiş.
2.5 yıl sonra ayrılmayı kafasına koyan Demirören, yeni yönetimi rahatlatmak için hocanın sözleşmesini de kendine endekslemiş.
Türk futbolunda alışık olmadığımız koşulları içeren bir anlaşma gibi görünse de...
Tarafların etik açıdan takdir edilecek bir özveride bulunulduğu ortada.
Tebrikler Demirören ve Sağlam'a.
Galati'yi hafife almayalım
Vllaznia deyim yerindeyse tam bir mahalle takımıydı.
Arnavutluk temsilcisi her iki maçta da ilk golü yedikten sonra havlu attı.
Bu yüzden Trabzonspor'un on gollük serisi, kimseyi yanıltıp havaya sokmamalı, insanlar hayal aleminde dolaşmamalı.
Çünkü bordo-mavili ekip gerçek gücünü, Ziya Doğan ise kafasındaki oyun anlayışını henüz sahaya yansıtamadı.
Özellikle savunmada ve kalede yaşanabilecek sorunların tespiti açısından Vllaznia maçları iyi bir fırsat değildi.
Doğan'ın orta alandaki arayışları ise başarısızdı.
Sezon öncesi tedirginlik ve belirsizliklerin yaşandığı bu turdan sonra Trabzonspor en ciddi sınavını bu akşam Otelul Galati karşısında verecek.
Öncelikle bilinmesi gereken, Romen takımının Vllaznia'dan daha güçlü ve kendi liginin dişli ekiplerinden olduğu.
Geçen sezonu 5. sırada tamamlayan ve tarihinde ilk kez İntertoto'ya katılan Otelul Galati'nin Avrupa deneyimi ise fazla değil.
Julo çok etkili
UEFA Kupası'nda bugüne dek oynadığı 12 maçın beşini kazanan Galati'nin Trabzonspor karşısındaki en etkili silahı Julo olacak.Bir önceki turda Bosna temsilcisi karşısında takımının iki golünü kaydeden Jula, Galati'nin en skorer oyuncusu.
Daniel Stan, İoan Paraschiv ve Labukas dikkat edilmesi gereken diğer isimler.
Önemli bir başka not ise Galati'nin gollerini ağırlıklı olarak ikinci yarılarda bulması.
Sabırlı ve inatçı bir takım karakteri sergilemesi.
Bu bakımdan Trabzonspor enerjisini ekonomik kullanmalı, rehavete kapılmamalı.
Özellikle savunmada son dakikaya dek konsantrasyonunu yitirmemeli.
Ziya hocanın bu sezon üzerine titrediği Yattara'nın bencilliği bırakıp takımı için oynaması, gününde bir Gökdeniz ve Ceyhun'un ani ataklara katkısı golcülerin işini kolaylaştırır.
Bu da tur için yeterli skoru getirebilir.
Bir uyarı daha;
Maç günü 40 derecelik hava sıcaklığı ve yüksek nem oranı, temsilcimiz açısından ciddi sıkıntılar yaratabilir, dikkat!
cersen@milliyet.com.tr

