Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 22 Temmuz 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bizi biz yapan tercihlerimizdir

Satır Arası / Deniz Sipahi

Geriye dönüp baktım, klasik pazar yazılarımı seçim sürecine girdiğimden beri bırakmışım. Oyunuzu mutlaka atmanız gerektiğini hatırlatır, aşağıdaki seçenekleri bir kenara not etmenizi tavsiye ederim.
İki şey insanı ''nitelikli insan'' yapar.
1. İradeye hakim olmak.
2. Uyumlu olmak.
İki şey ''ekstra değer'' katar.
1. Hitabet ve diksiyon eğitimi almak.
2. Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek.
İki şey geri bırakır.
1. Kararsızlık...
2. Cesaretsizlik...
İki şey kaşif yapar.
1. Nitelikli çevre.
2. Biraz delilik.
İki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeyi sağlar.
1. Baskın yeteneği bulmak.
2. Cidden sevdiğin işi yapmak.
İki şey başarının sırrıdır.
1. Ustalardan ustalığı öğrenmek.
2. Kendini güncellemek.
İki şey başarışı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır.
1. Niyetin saf olması.
2. Ruhsal farkındalık.
İki şey milyonlarca insandan ayırır.
1. Sorunun değil, çözümün parçası olmak.
2. Hayata ve her şeye yeni (özgün, orijinal, farklı) bakış açısıyla yaklaşabilmek.
İki şey gelişmeyi engeller.
1. Aşırılık (mübalağa, abartı, ifrat, tefrit).
2. Felakete odaklanmış olmak.
İki şey çözüm getirir.
1. Tebessüm (sırıtma veya kahkaha değil).
2. Sükut (susmak).
İki şey ''kalitesiz insan''ın özelliğidir.
1. Şikayet...
2. Dedikodu...
İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer.
1. Bakış açısını değiştirmek.
2. Karşındakinin yerine kendini koyabilmek.
İki şey yanlış yapmanı engeller.
1. Şahısları, olayları akıl ve kalp süzgecinden geçirmek.
2. Hak yememek.
İki şey kişiyi gözden düşürür.
1. Demagoji (laf kalabalığı)
2. Kendini ağıra satmak (övmek, vazgeçilmez göstermek).

Pisagor’un bardağı ve Kızılderili Şefi Seattle’ın mektubu...

Bir dostumun yaptığı görsel bir sunu sayesinde öğrendiğim Pisagor’un bardağının öyküsü oldukça ilginç. M.Ö. 570-500 yılları arasında yaşamış ünlü düşünür Sisamlı Pisagor’un buluşu olan bardağın ortasında bir yükselti var.
Bu bardaktan bir şey içmek istiyorsanız, doldurduğunuz sıvının düzeyinin bu yükseltiyi aşmaması gerekiyor. Bir damla olsun aştığı takdirde, konan sıvı bardağın altındaki delikten akmaya başlıyor ve bu süreç bardağın içinde hiç sıvı kalmayana dek sürüyor.
Aç gözlülerin bu bardaktan alması gereken çok ders var. ''Daha çok para ve güç'' uğruna, dünyamızı kirletmekten kaçınmayan ülkeler, özellikle de ABD, uzun uzun düşünmeli bu bardağa bakarak. Aşırı tüketim yoluyla kısıtlı doğal kaynakların yok edilmesi, insanları bölerek çıkartılan savaşlar sonucu bardak artık taşmak üzere. Doğa kendini korumak, yapılan yanlışları göstermek amacıyla daha çok kuraklık, hortum ve seller yarattı. Tehlike sinyallerinin artması ve küresel ısınmanın hesaplanandan daha hızlı gerçekleşmesi üzerine kaynakları kullanmak konusunda ''bencilce'' davrananlar, faturayı ödeme konusunda ''paylaşımcı'' olmaya karar verdiler.
* * *
Kyoto Protokolü’nü imzalamayanlar, ''Gelin hep birlikte havayı daha az kirletelim, daha az enerji sarf edelim, daha temiz enerji kaynakları kullanalım, ormanları koruyalım'' demeye başladılar. Kitle imha silahı bahanesiyle Irak’ı işgal edenler daha fazla petrole sahip oldukça petrol fiyatları arttı. Balzac boşuna söylememiş, ''Her servetin altında, insanlığın yüz kızartıcı kirli suçları yatar'' diye...
ABD başkanının pahalı hediye alma yasağı nedeniyle ziyaretlerde verilecek hediye hep sorun olmuştur. Bence bu kişiye verilebilecek en güzel hediye bir Pisagor bardağı. Hatta bu bardağın ABD’de seri üretiminin yapılmasının dünyanın geleceği açısından yararlı olacağı da söylenebilir.
* * *
En güzelini, belki de akrabamız olan, Kızılderili Şefi Seattle 1854’te ABD Başkanı Franklin Pierce’a yazdığı mektupta söylemiş:
''Biliyoruz ki beyaz adam bizleri anlamaz. Onun için bir toprak parçasının, bir diğerinden farkı yoktur; çünkü o gece gelen ve topraktan gereksinim duyduğunu alan bir yabancıdır. Toprak beyaz adamın kardeşi değil, düşmanıdır. Onu ele geçirdikten sonra çeker gider. Atalarının mezarlarını terk eder ve doğan çocuklarının haklarını unutulur. Beyaz adam, annesi olan toprağı ve kardeşi olan gökyüzünü satın alınacak, yağmalanacak, koyun veya parlak boncuklar gibi satılacak şeyler olarak görür. Onun bu ihtirası dünyayı yiyip bitirecek, geriye sadece bir çöl kalacaktır.''

(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, ulgenok@ulgenok.net)

dsipahi@milliyet.com.tr








EGE
Emeklilik hakkında her şey
Bizi biz yapan tercihlerimizdir





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Deniz Sipahi

   
© 2006 Milliyet