Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 24 Temmuz 2007 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Herkes evcilik oynarken onlar gazetecilik-şarkıcılık oynardı

Milliyet'in İzmir'deki başarılı muhabiri Banu Şen sordu, "Taktik" adlı yeni albümünü çıkaran şarkıcı kardeşi Bengü yanıtladı. Meğer herkesin evcilik oynadığı yaşlarda Banu kardeşine sorular sorup teybe kaydeder, Bengü de annesinin topuklularını giyip şarkıcı gibi cevap verirmiş. "Temelleri" yaklaşık 20 yıl önce atılan bu röportaj gerçek oldu

BANU ŞEN


Her şeyini bildiğin, "en yakını" olduğun biriyle röportaj yapmak ne kadar da zormuş. İnsan ne açık arayabiliyor ne de rahat rahat soru sorabiliyor. "O öyle değil, böyleydi" diye cevaplara müdahale ediyor bir de... Belki de kapris bile yapabiliyorsunuz birbirinize.
"Taktik" albümü ve "Bakkal" şarkısı tartışmalarıyla bu yaz, müzik piyasasına hareket getiren Bengü'den söz ediyorum. Yani kız kardeşim Bengü'den! Bu bir gazeteci-ünlü röportajından çok abla-kardeş röportajı oldu. Belki de en ilginci evin içinde küçücük bir çocukken şarkılar mırıldanan, biraz büyüdüğünde sahilde "Haydi şu şarkıyı da söyle" dediğiniz kardeşinizin haberini yazıyor olmak.
Çocukken herkes evcilik oynarken bizim bir oyunumuz vardı. Bengü annemin topuklularını giyer, şarkıcı olurdu. Ben de teybimizi hazırlar, Bengü ile radyocuymuş ya da gazeteciymiş gibi röportaj yapardım. Bunların hepsini kaydederdik. Şimdi oyun gerçek oldu. O artık ünlü. Şarkıları herkesin dilinde. Dergilere kapak oluyor, televizyonda haber oluyor. Bense o hayranlarına imza dağıtırken, sorularımı sormak için deniz kıyısında onu bekliyorum.

Çocukken oynadığımız oyun bugün gerçek oldu... Anlatır mısın?
Bugüne kadar yüzlerce röportaj yapıldı. Bu an benim için en özeli. Sanırım senin için de öyledir. Çocukluğumdan beri çok büyük hayaller kurdum. Bu hayalleri daha elimde tutamazken sen biliyordun ve birebir yaşıyordun her şeyi.
Ben bütün insanların bu dünyaya bir amaç için ve bir yetenekle geldiğini düşünüyorum. Kimi çok güzel resim yapıyor, kimi çok güzel şiir yazıyor. Ben içinde müzikle doğan bir çocuktum. Hâlâ oturup iki yaşımda daha tam konuşamazken dedemin sesimi kaydettiği kasedi dinleyip geceleri ağlıyorum ve şaşırıyorum.
Sanki iki küçük kızken oynadığımız oyun bugün gerçek oldu. Küçükken herkes evcilik oynarken ben annemin topuklu ayakkabılarını giyip şarkıcı olurdum. Sen de benimle röportaj yapardın. Bunları bir de kasede alırdık. Oyun gerçek oldu.

"Hayalim Pop Show'da yarışmaktı"
Ama oyun gerçek olurken pek çok da sıkıntı yaşadın.
Tabii ki. Yazlıkta bir akşam eve giderken sana "Bir gün beni herkes tanıyacak" dediğimde lise iki öğrencisiydim. Ve o zaman en büyük hayalim Pop Show Şarkı Yarışması'na katılmaktı. Amerikan Lisesi'nde son sınıfa geldiğimde herkes gibi ben de önce üniversiteye girebilmek için çalışıyordum. Aynı zamanda da Konservatuvar Müdürü Müfit Bayraşa'dan özel şan dersleri alıyordum.
Müfit beyin bir telefonuyla havalara uçtum. Çünkü Pop Show Şarkı Yarışması'na benimle katılmaya karar vermişti. Ve 1996'da ilk hayalim gerçekleşti. Yarışmada ikinci olmuştum. Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi'ni kazandım, babamı ikna ettim ve İstanbul'a yerleştim.
Şehir dışına okumaya giden her genç kız gibi evimi, odamı, yatağımı ve ailemi geride bırakıp İstanbul'a gitmek zor olsa da ben koca bir hayalin peşindeydim. Bu hiçbir zaman kolay olmadı. Tek başıma İstanbul gibi bir şehirde, böyle bir ortamda kendi kurallarımdan ödün vermeden ayakta kalıp zoru başardım.

"Albümümde beş-altı tane hit var"
Bu albümün farkı ne? Sen de bu kadar iddialı konuşuyorsun ve konuşuluyorsun...
Ben eskiden de iyi şarkılar söylüyordum. İyi bir yorumcuydum. Ama bu proje bir bütün oldu. Ve promosyonuyla da, ekibinin gücüyle de ben hiç yalnız kalmadım. Benim için çalışan birileri var. Çünkü bazen sanatçı, albüm ne kadar iyi olsa da, arkadaki ekip iyi olmadığı için hep yalnız kalır.

Albümü sen nasıl buldun?
İlk çıktığım zamandan beri bu planlamayı yapmıştım kendimce. İlk albümüm çok iyi bir çıkış yakalayamamıştı ama şarkılarım ve ben tanınıp sevilmiştik. Emekleme dönemiydi diyebilirim ilk iki albüm için. Ama artık üçüncü albümde koşmam gerekiyordu. Çok iyi şarkılar bulup çok iyi bir ekiple çalışmalıydım.
Önce bu iki adımı gerçekleştirdim. Serdar Ortaç'ın "Korkma Kalbim" şarkısını çok beğenmiştim. Serdar ve Erol Köse ile bir araya geldik. Uzun süredir Türk popüler müzik dinleyicisinin hasret kaldığı bir repertuvar oluşturdu Erol bey. İnsanların hit sıkıntısı çektiği bu dönemde, iddia ediyorum ki albümümde beş-altı tane hit var.

"Kendime daha fazla güvenim geldi"

Yorumculuğunun dışında bestelerin de var. Önceki albümde "Müjde" ve "Ucuz Mumlar" vardı. Bu albümdeki "Yolcu"yu ben de çok sevdim. Yorumculuğunla birlikte bu yönünü de ilerletmeyi düşünüyor musun?
Besteci, söz yazarı gibi olmak gibi bir iddiam yok. Sadece kendi içimde yaşadığım duygular söz ve müzik olarak bir araya geliyorsa, dinleyiciye layık olan şarkımı albümüme koyuyorum. Sadece bir duygu paylaşımı benimki. "Söz yazarıyım, besteciyim" demiyorum. Ama ne zaman albümde yedi-sekiz tane şarkım olur, işte o zaman bu yönümü daha çok ortaya çıkartabilirim.

Bu albümle birlikte sahne performansın da çok konuşuluyor. Köşe yazarları yazıyor. Ben de gazeteci arkadaşlarımdan duyuyorum...
Yıllarca Kenan Doğulu'ya vokalistlik yapmamın ve bugüne kadar çok fazla konser vermemin katkısı var. Her geçen gün sahnede yeni bir şey öğreniyorum. İnsanların ne istediğini tahmin edebiliyorum. Ve tabii kendime daha fazla güvenim geldi. Eskisine göre daha rahatım.

"Akşamları Kordon'da oturmayı seviyorum"

İzmir'e gelir gelmez önce evime koşuyorum. Arkadaşlarımla buluşuyorum. Alsancak'ta eskiden gittiğim kafelere gidiyorum. Akşamları Kordon'da oturmayı seviyorum. En güzeli de sabah kalktığımda gevrek ve İzmir tulumu eşliğinde annemin bana demlediği çayı içmek oluyor.


CUMARTESİ
Herkes evcilik oynarken onlar gazetecilik-şarkıcılık oynardı
En moda En yeni
"Benden romantik parçalar bekleniyor"
Kahve sadece içilmez
40 yıl sonra yeniden "Edie stili"
ne var, ne yok
Bunaltan sıcaklarda içiniz serinlesin





Melis Alphan
Ali Rıza Kardüz
Menderes Özel
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan

   
© 2006 Milliyet