|
 |
|
|
HABER ANALİZ
AKP gözünü şimdi Büyükşehir’e dikti
İzmir’de milletvekili sayısını artırıp zafer kazanan AKP moral buldu, yerel seçimi hedef seçti. Birinciliği kaptırmamayı başaran CHP’de ise iç hesaplaşma başladı
Münir Koçaslan
İzmir, 22 Temmuz seçimlerinden ''CHP’nin birinci olduğu tek büyükşehir'' unvanıyla çıktı. Türkiye oyları yüzde 46.6’yı geçen AKP, İzmir’de yüzde 30.4’ü aşamadı. Bir başka deyişle Türkiye’deki iki kişiden biri AKP’ye oy verdi. İzmir’de ise bu oran üçte bir oldu. Sandıktan moralle çıkan AKP 2009 yerel seçimlerinde İzmir’i kazanma hedefine kilitlendi.
Büyüşehir seçimi, yeni yasal düzenlemeye göre, artık üç yıl öncesi gibi sadece 9 metropol ilçede yapılmayacak. Bu alan, toplam 50 kilometre yarı çaplı daire içinde kalan, aralarında kırsal kesimin de bulunduğu toplam 19 ilçeye yayıldı.
13 puanlık fark 6’ya düştü
CHP, 2004’te Ahmet Piriştina’yla oyların yüzde 45’ini (545 bin 310 oy) aldı. AKP ise yüzde 32’ye (391 bin 337 oy) takıldı. Bu kez aynı bölgeden 22 Temmuz’ta CHP’ye yüzde 37.8 (453 bin 811), AKP yüzde 30.6 oy (360 bin 952 oy) çıktı. Yani aradaki makas kapandı, 13 puanlık fark yaklaşık 7’ye indi.
Yeni Büyükşehir sınırları içinde ise CHP’nin oyu yüzde 36.8 (646 bin 982), AKP’nin oyu 30.6 (549 bin 202) oldu. Fark 6 puana indi.
Elbette, yerel seçimlerde oylar adaylara veriliyor ama bu tablodan da mesajlar alınmalı...
Yeni Piriştinalar lazım...
CHP, Cumhuriyet mitinglerine, rejimle ilgili kaygılara, gerginliklere, DSP’yle yapılan güçbirliğine rağmen beklenen oy artışını gerçekleştiremedi. Genel başkana karşı seçmende direnç var. Geçen yerel seçimde partinin çok üzerinde oranla gelen oylarda, her kesimle kucaklaşan, uzlaşan başarılı icraatlara imza atan, kendini iyi ifade eden, halkla sıcak ilişkiler kurabilen Piriştina faktörü vardı. Artık bu durum söz konusu değil. Çünkü CHP’nin yeni bir Piriştinası yok.
Örgüt, halka bütünleşmeli
Yerel örgüt halkla temasta değil, zaten yapısı da buna yatkın değil. Seçmenle organik ve duygusal bağı yok. Örneğin kömür dağıtımını eleştirmekle, sadece seçim kampanyasında kapı kapı dolaşılmakla oy alınmayacağı ortaya çıktı. Teşkilattaki kronikleşmiş huzursuzluklar, çekişmeler, işleyiş tepeden aşağı giderilmeli. Parti yenilenmeli.
Yerel çözümler üretmek şart
Artık iyice anlaşıldı ki, laiklik ve cumhuriyet değerleri üzerine propaganda yapmak yeterli değil. Yerel politikalar da üretilmeli. Hükümetin İzmir’e yaptıklarını ya da yapmadıklarını eleştirmenin yanında, olması gerekenleri de elle tutulur şekilde ortaya konulmalı. Yani kenti büyütecek, geleceğe hazırlayacak, yaşam kalitesini yüksetecek, ''yapılacak işler listesi'' hazırlanmalı.
2009’da sıkıntı büyür
İzmir, AKP belediye başkanlarının görev yaptığı Ankara ve İstanbul’la hatta Konya’yla Kayseri’yle kıyaslanıyor. İzmir’in çeşitli açılardan tüm bu kentlerin gerisinde kaldığı ifade ediliyor. Bu nedenle yatırımlar sürüncemede kalmamalı.
Örneğin Büyükşehir, Kültürpark’taki dev bir çukur gibi duran otopark inşatıyla ortaya çıkan sorunu gidermeli.
Metrolar mutlaka 2009’dan önce bitmeli.
Gaziemir’den Çiğli’ye uzanan güzergahtaki karayolu alt geçitleri bir an önce yapılmalı.
Okulların yenilenmesine, yoksul öğrencilere destek sağlanmasına, sosyal projelere ağırlık verilmeli. Sosyal destekler artırılmalı.
Halkla ilişkiler daha da güçlendirilmeli.
Küresel ısınmanın yol açtığı susuzluk tehtidine karşı alınacak önlemler kağıt üzerinde kalmamalı. Tasarlanan barajlar başlamalı.
EXPO için daha ateşleyici rol üstlenmenin yolları aranmalı. İzmir, kesinlikle 2009’a bu haliyle taşınmamalı.
AKP’ye mesajlar
AKP, her yerde tavan yaparken, İzmir’de direnci kıramadı. AKP; modern yaşam tarzına müdahale etmeyeceğini, laik sistemle problemi olmadığını ortaya koymalı..
Bunun için de ilk sınav cumhurbaşkanlığı seçimi... Sağlanacak uzlaşma, AKP’ye yönelik kaygıları azaltır. Siyasal olarak da ''Merkezin büyük partisi'' gibi algılanma süreci başlar.
Parti teşkilatı, İzmir milletvekilleri bu yönde bir ''halkla ilişkiler stratejisi'' izlemeli. Üstelik daha çok çalışmalı. AKP’yi birinci yapmayan İzmir’in her alanda ''cezalandırıldığı'' imajı silinmeli.
Bunun için en büyük fırsat, günlük yaşamda birebir hissedilebilecek işler yapılmalı.
Kuzey Çevre Yolu, metrolardan önce bitmeli.
İzmir’in vizyonuna, geleceğine ilişkin söylemler, seçim meydanlarında kalmamalı.
Yani EXPO konusunda gerçekçi destek sağlanmalı. Tüpgeçit projesi net olarak ortaya konulmalı.
Turizm ve eğlenceye yönelik tedirgin edici uygulama ve mesajlardan kaçınılmalı.
''Kırmızı noktalı bölgeler'', ''içki yasakları'', ''plajların bölünmesi'' gibi çıkışlardan uzak kalınmalı.
Tabii tüm bunlar için ''takiye'' yapılmamalı.
İzmir bu haritayı konuştu
Milliyet EGE’nin Seçim Özel ekinde yayınladığı, ilçelere göre birinci partileri gösteren oy haritası dün çok konuşuldu. Siyasetçiler, görüntüyü şu yorumlarla karşıladı:
CHP’nin kıyı şeridindeki yerleşimlerde öne çıkması, ''kırsalla, kentsel''in çelişkisine bağlandı.
Çeşme, Urla, Seferihisar, Karaburun, Foça, Dikili, Aliağa ve metropolün sahil bandı CHP’nin ''son kaleleri'' olarak algılandı.
İzmir’in, tarım ve hayvancılığa dayalı, yıllardır merkez sağın oy deposu olan iç kesimlerde, ibrenin AKP’ye döndüğü ortaya çıktı.
''Üretici eziliyor, köylü, esnaf kan ağlıyor'' söylemleri sandığa yansımadı.
Seçmen oy verirken, kendi durumu iyi olmasa bile ''ülkenin genel ekonomik ve siyasi istikrar'' algısını öne çıkardı.
MHP’nin ise tek üstünlüğü, terörün dramatik bir şehit cenazesiyle ateş düşürdüğü Bayındır’da elde etmesi dikkat çekti.
|
|
|

|