Anadolu için büyük fırsat
Şampiyonluk tahmini açısından sıkıcı bir futbol mahali burası. Özellikle son 15 senedir. İki temel şampiyonluk favorisi var. Galatasaray ve Fenerbahçe sadece 2 şampiyonluk bırakmışlar dışarıya. Onları da Beşiktaş almış. Ki, onlar da son 12 yılda sadece 100. yıl motivasyonuyla bir tane koparabilmişler. Trabzonspor ise çok öncelerden beri yok. Peki bu yıl ne olur? Biraz beyin cimnastiği yapalım.
Karadeniz fazla durgun
Trabzonspor'un şu ana kadar görülen performansı ve futbol niyeti bu yarışta bir fark yaratmak için yeterli değil. Ciddi savunma sorunlarına rağmen Stepanov'un ayrılması işi daha da zorlaştıracak gibi.Ziya Doğan'ın garanti oyunu biraz abarttığını ve sonuç alamadığını da söyleyebiliriz. Doğan'ın önce savunmayı kurup sonra önüne hücumcuları yerleştirdiği bir oyun görülüyor. Halbuki bunun tersi olması gerekli. Eldeki takımın bir fark yaratabilecek bölgesi forvet arkası silahları. Yani Gökdeniz, Yattara ve Ceyhun'un sürekli kullanımda olması şart. Önlerine Ersen-Umut ikilisinden birini koyduktan sonra arkaya destekleri yerleştirmek gerekli. Elde Serkan ve Ayman gibi 2 sert orta saha varken bu işi yapmak zor olmaz. Yani hücuma dönük bir 4-2-3-1 Trabzon için keyifli ve iddialı bir oyun olabilir.
Ama bunu Doğan yapar mı? Sanmıyorum. Böyle olunca da keçiboynuzu bir oyun kaçınılmaz oluyor.
Beşiktaş'ın yönetim sorunu
Evet Beşiktaş'ın İlhan'ı, Feyyaz'ı, Pascal'ı, yani direkt bir golcüsü yok. Bu temel ve büyük bir eksiklik gibi gözüküyor. Ama çok iyi kalecileri, 4 oyuncusundan 3'ü direkt milli takım futbolcusu olan bir savunması var. Çok iyi bir çapa transferi, Cisse var. Belki de geçen yılın tüm ligde en çok aşama kaydeden oyuncusu Serdar Kurtuluş var. Henüz yararlanılamasa da piyasanın bilenen iki forvet arkası Ricardinho ve Delgado var. Kadro olarak alternatifli ve çok yönlü bir hamur bu. Golcü transferiyle sorun çözülür mü? Kağıt üzerinde öyle.Ancak Beşiktaş'ta, Del Bosque ve Tigana gibi iki dünya devinin arkasında duramayan hatta bizzat bu isimleri yaralayan bir yönetim var. Daha da kötüsü, biraz sonradan görme bir futbol şubesi yönetimi.
Geçen yıl takım şampiyonluğun güçlü adayıyken hocayla kavga edebilmiş hatta hocaya küçük çaplı bir mezalim uygulamış bir şube yönetimi. Bu yönetim tarzı bildik Ertuğrul Sağlam portresiyle ne kadar uyuşur? Ligin ateşli günlerinde ne kadar sağlam durabilir? Beşiktaş için sorun bu. Takım değil! Ertuğrul Sağlam'ın başka bir şey öneren ve takdir toplayan futbol anlayışı, Kartal'ı kendisini şampiyonluk kesinliğine hapsetmiş politikası içinde ne kadar hareket alanı bulabilecek? Hem de bu yönetimle! Beşiktaş için çok zor bir yıl olacak.
Fenerbahçe'de artı olan ne?
Aziz Yıldırım yönetiminin başarı yılları, teknik adam istikrarının her şeye rağmen sağlanmasıyla geldi. Önce Daum, sonra Zico, yönetim içinde, taraftar sathında ve medyada kesin ve büyük muhalefete rağmen görevde kaldı, kalıyor. Fenerbahçe kültürünü yeniledi ve başarı sağladı. Ancak aynı istikrarın kadroda sağlandığını söylemek zor.1- Daum bir takım içi lider istemişti. van Hooijdonk bu işi çok iyi yaptı. Ama onun yerine koyamadı Fenerbahçe.
2- Şimdiyse Fenerbahçe'nin işler kötü giderken isyan eden oyuncuları gitti. Tuncay ve Ümit'in futbolculuk değerlerinin yeri doldurulabilir. Ama oyunun ruhuna etkileri kolay olmaz.
3- Daum ayrıca bir duran top takımı yaratmıştı. Oyunu kontrol ediyor ve iş sıkıştığında boy ortalaması yüksek olan takım duran toplarla skoru çözüyordu. Fenerbahçe'nin bu silahı Zico döneminde zayıfladı.
4-Ve hiçbir zaman ne Daum ne de Zico döneminde Fenerbahçe oyun temposunu hedeflediği Avrupa standardına çıkaramadı. Şu ana kadar izlediğimiz takımda da sorun aynen devam ediyor. Ki Fenerbahçe'yi Avrupa'da ilerletmeyen de bu zaten. Yüksek tempoda uygulanamayan ham bir oyun kurgusu. Zico'nun, Fenerbahçe'ye ve içinde olmak istediği Avrupa'ya kendisini ispat etmek için bu temel sorunu çözmesi gerekiyor.
Aslan'da sert rüzgârlar
Ve Galatasaray. Beklenmedik bir volümde ve -benzer oyuncular olan Bouzid ve Servet'in alınması dışında- dengeli bir transfer yaptılar. Kalli'nin bildik yöntemleriyle oyuncular eğitiliyor şimdi. Kalli kötü polis, yardımcılar ve Adnan Sezgin iyi polis.Alman hoca takımda özellikle gençleri kendilerine getirmek için 1-2 yıldızı kurban edecek her takımında yaptığı gibi. "Kimse işini aksatmasın. Bakın Necati bile gitti" Sert, ama her zaman etkili bir mesaj. Bu eğitimin Galatasaray'ı güçlendireceği kesin.
Ancak Kalli'nin 'Negatif yönleri de düşündüm' diyerek zaman zaman sinyallerini verdiği Lincoln'ü nasıl idare edeceği önemli. Önemli bir oyuncu, önemli kariyer defolarıyla alındı. Diğer taraftan hocanın lig başladıktan sonraki performansı da mühim. Her antrenmana çıkmaya her deplasmana gitmeye sağlığı el verecek mi? Aslında çok da gerekli değil. Buradaki sorun kamuoyu gözünde güçlü bir yardımcısının olmayışı. Kalli olmadığında insanların endişe duymayacağı bir imaj bulunmayacak takımın başında. Misal Bülent Korkmaz gibi bir isim bulunabilseydi bu asla bir sıkıntı olmazdı. Ama şimdi bu bir sorundur.
Oyun açısından tempolu oyun Galatasaray'ın da eksiği. Tabii daha çok erken. Galatasaray yeni kurulan tek büyük. Ve zaten bu belirsizlikler yüzünden Galatasaray için büyük laflar söylemek için çok erken.
Bu tabloda ligin favorilerinin işleri geçen senekinden daha kötü gidebilir. Buna uyanan bir Anadolu kulübü için geçen seneden daha büyük bir fırsat var bu sene. Geçtiğimiz yılların Gençler ya da Antep'i olsa çok emin konuşabilirdik oligarşinin yıkılışından. Ancak şu ana kadar böyle bir pırıltı yok. Umarım birileri ligi bekliyordur.
mdemirkol@milliyet.com.tr

