|
 |
|
|
SEYİR DEFTERİ
Jüstinyen ile Teodora (2)
Jüstinyen'in iktidarından başka sunacak bir şeyi yok sevgili karısına. Oysa Teodora yalnızca eşi ve yoldaşı değil, aynı zamanda sırdaşı onun
NEDİM GÜRSEL
Teodora, nedense uzmanların erguvan rengi olduğu konusunda ısrar ettikleri, bana sorarsanız düpedüz kahverengi elbisesinin içinde tüm endamı ve ihtişamıyla duruyor. Solunda hizmetine verilmiş genç ve güzel kadınlar, sağında görünüşlerinden devlet memuru oldukları anlaşılan iki delikanlı var.
Maiyetindekilere oranla biraz yaşlı görünüyor Teodora; olgun bir kadın edası var bakışlarında, hem durgun ve düşünceli hem görkemli.
Ve elinde tuttuğu altın kaseyi birilerine sunuyor ama acaba kime? Belki kiliseye, belki sevgili kocası Jüstinyen'e. Ya da imparatoriçe oluncaya kadar erkeklere cömertçe sunduğu bedeninin simgesi bu kase, gerçekte onu bir kurum ya da tek bir kişiye değil, erkek egemen toplumun ta kendisine sunuyor. İsa'nın havarilerine söylediği sözleri tekrarlar, "İşte bedenim, alın ve kullanın, işte kanım, kana kana için!" der gibi.
Ayak bileklerine dek tüm gövdesini örten elbisenin alt kısmında üç insan figürü görünüyor. Bunlar Mesih'in doğumunu haber veren yıldızın peşinden Bethleem'e kadar gelip, beşiğinde mışıl mışıl uyuyan çocuk İsa'ya hediyeler sunan Mecuzi krallar olmalı. Onların Filistin'de bir ahırda doğan çocuğa sunmak üzere uzak bir ülkeden, ta Acem'den getirdikleri değerli hediyeler vardı, Teodora ise mücevher kaplı altın kasede ateşi, bitmez tükenmez arzuyu sunuyor çevresindekilere.
Kocası da elinde bir altın çanak -belli ki kutsal bir çanak- karşı duvardan ona bakıyor. Jüstinyen'in iktidarından başka sunacak bir şeyi yok sevgili karısına. Oysa Teodora yalnızca eşi ve yoldaşı değil, aynı zamanda sırdaşı onun. Hatta suç ortağı.
Ayasofya'daki mozaik
Ayasofya'nın duvarında, imparator kapısının tam üzerindeki mozaik geliyor aklıma. Bizans tarihi boyunca dua törenlerine katılan tüm imparatorların, sonra da cuma namazına gelen Osmanlı padişahlarının altından geçtikleri o kapının üzerinde Meryem siyah mantosunun içinde hem sevecen bir anne hem koruyucu bir kadındır. Kederlidir. Sonradan Golgotha'da çarmıha gerilecek İsa'yı tutar kucağında.
Solunda Konstantin, Kutsal Bakire'ye İstanbul kentinin bir maketini sunar, Jüstinyen ise Ayasofya'nın, "Sonunda seni aştım Süleyman!" diye bağıracak kadar gurur duyduğu kendi eseri tapınağın maketini. Ve ne tuhaf burada, Ravenna'daki portresinin neredeyse aynısı, hiç abartmadan söylüyorum, benzerinden de öte, sanki tıpkısıdır Jüstinyen'in yüz çizgileri.
İki kilisenin de aynı dönemde, yani 6'ncı yüzyılda, Jüstinyen'in imparatorluğu zamanında yapıldığı düşünülürse, Konstantinopolis ve Ravenna'da birbirlerinden habersiz yaşayan mozaik sanatçılarının, Ravenna Bizans yönetimine geçtikten sonra belki de bir araya geldiklerini, Jüstinyen'in kendisini ya da bir tasvirini gördükten sonra işe koyulduklarını varsayabiliriz.
Kubbesi, altın sarısı mozaikleri ile bizi büyüleyen Ayasofya'nın yapımının, ilk taşı konulduktan tam beş yıl, 10 ay ve dört gün sonra, 27 Aralık 537'de bitirildiğini biliyoruz. Yapımına Gotların yönetiminde başlanılan San Vitale bazilikası ise Bizans ordusunun başkomutanı Belisaire'in kenti ele geçirdiği tarihten (MS 54O) yedi yıl sonra, 547'de tamamlanıyor. Demek ki, Ayasofya San Vitale'den 10 yıl daha eski, aralarında çok az yaş farkı var. Bu nedenle, mozaiklerin üslubundaki yakınlık bizi şaşırtmamalı. Jüstinyen'in iki ayrı portresindeki benzerlik de.
Ya Teodora? Onu duvara bir renk ışıltısında böyle güzel, donuk ve alımlı duruşuyla nakşeden sanatçı gerçekten biliyor muydu imparatoriçenin gerçek hayat hikayesini? Yoksa onu yalnızca Basileus'un eşi olarak mı hayalinde canlandırmıştı? Bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz.
|
|
|

|