Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 25 Temmuz 2007 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
SEYİR DEFTERİ
Jüstinyen ile Teodora (2)

Jüstinyen'in iktidarından başka sunacak bir şeyi yok sevgili karısına. Oysa Teodora yalnızca eşi ve yoldaşı değil, aynı zamanda sırdaşı onun

NEDİM GÜRSEL

Teodora, nedense uzmanların erguvan rengi olduğu konusunda ısrar ettikleri, bana sorarsanız düpedüz kahverengi elbisesinin içinde tüm endamı ve ihtişamıyla duruyor. Solunda hizmetine verilmiş genç ve güzel kadınlar, sağında görünüşlerinden devlet memuru oldukları anlaşılan iki delikanlı var.
Maiyetindekilere oranla biraz yaşlı görünüyor Teodora; olgun bir kadın edası var bakışlarında, hem durgun ve düşünceli hem görkemli.
Ve elinde tuttuğu altın kaseyi birilerine sunuyor ama acaba kime? Belki kiliseye, belki sevgili kocası Jüstinyen'e. Ya da imparatoriçe oluncaya kadar erkeklere cömertçe sunduğu bedeninin simgesi bu kase, gerçekte onu bir kurum ya da tek bir kişiye değil, erkek egemen toplumun ta kendisine sunuyor. İsa'nın havarilerine söylediği sözleri tekrarlar, "İşte bedenim, alın ve kullanın, işte kanım, kana kana için!" der gibi.
Ayak bileklerine dek tüm gövdesini örten elbisenin alt kısmında üç insan figürü görünüyor. Bunlar Mesih'in doğumunu haber veren yıldızın peşinden Bethleem'e kadar gelip, beşiğinde mışıl mışıl uyuyan çocuk İsa'ya hediyeler sunan Mecuzi krallar olmalı. Onların Filistin'de bir ahırda doğan çocuğa sunmak üzere uzak bir ülkeden, ta Acem'den getirdikleri değerli hediyeler vardı, Teodora ise mücevher kaplı altın kasede ateşi, bitmez tükenmez arzuyu sunuyor çevresindekilere.
Kocası da elinde bir altın çanak -belli ki kutsal bir çanak- karşı duvardan ona bakıyor. Jüstinyen'in iktidarından başka sunacak bir şeyi yok sevgili karısına. Oysa Teodora yalnızca eşi ve yoldaşı değil, aynı zamanda sırdaşı onun. Hatta suç ortağı.

Ayasofya'daki mozaik
Ayasofya'nın duvarında, imparator kapısının tam üzerindeki mozaik geliyor aklıma. Bizans tarihi boyunca dua törenlerine katılan tüm imparatorların, sonra da cuma namazına gelen Osmanlı padişahlarının altından geçtikleri o kapının üzerinde Meryem siyah mantosunun içinde hem sevecen bir anne hem koruyucu bir kadındır. Kederlidir. Sonradan Golgotha'da çarmıha gerilecek İsa'yı tutar kucağında.
Solunda Konstantin, Kutsal Bakire'ye İstanbul kentinin bir maketini sunar, Jüstinyen ise Ayasofya'nın, "Sonunda seni aştım Süleyman!" diye bağıracak kadar gurur duyduğu kendi eseri tapınağın maketini. Ve ne tuhaf burada, Ravenna'daki portresinin neredeyse aynısı, hiç abartmadan söylüyorum, benzerinden de öte, sanki tıpkısıdır Jüstinyen'in yüz çizgileri.
İki kilisenin de aynı dönemde, yani 6'ncı yüzyılda, Jüstinyen'in imparatorluğu zamanında yapıldığı düşünülürse, Konstantinopolis ve Ravenna'da birbirlerinden habersiz yaşayan mozaik sanatçılarının, Ravenna Bizans yönetimine geçtikten sonra belki de bir araya geldiklerini, Jüstinyen'in kendisini ya da bir tasvirini gördükten sonra işe koyulduklarını varsayabiliriz.
Kubbesi, altın sarısı mozaikleri ile bizi büyüleyen Ayasofya'nın yapımının, ilk taşı konulduktan tam beş yıl, 10 ay ve dört gün sonra, 27 Aralık 537'de bitirildiğini biliyoruz. Yapımına Gotların yönetiminde başlanılan San Vitale bazilikası ise Bizans ordusunun başkomutanı Belisaire'in kenti ele geçirdiği tarihten (MS 54O) yedi yıl sonra, 547'de tamamlanıyor. Demek ki, Ayasofya San Vitale'den 10 yıl daha eski, aralarında çok az yaş farkı var. Bu nedenle, mozaiklerin üslubundaki yakınlık bizi şaşırtmamalı. Jüstinyen'in iki ayrı portresindeki benzerlik de.
Ya Teodora? Onu duvara bir renk ışıltısında böyle güzel, donuk ve alımlı duruşuyla nakşeden sanatçı gerçekten biliyor muydu imparatoriçenin gerçek hayat hikayesini? Yoksa onu yalnızca Basileus'un eşi olarak mı hayalinde canlandırmıştı? Bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz.


PAZAR
'Hayvanın hastalanacağını rüyamda görüyorum'
Gazeteci Zincirkıran'ın yarım asırlık anıları
"Dilim bazen kahkaha da atar"
Teknoloji mücevhere dönüştü
"Burası Perili Köşk değil, peri gibi bir köşk"
Türkiye'nin gizli kalmış cennet köşelerini keşfe çıkıyoruz
Bastille'de bir kilit ustası
Festival yağmurları
Jüstinyen ile Teodora (2)
Dikkat KKKA!
Babaya bağlı... Futbolcu... Tek eşli... Sosyal... Vefakar...
Türkiye'yi neler bekliyor?
Acılı melek
İstanbul geçmişte nasıl yönetilirdi? (2)
Resmi olmayan kesin sonuçları açıklıyorum
Sütannemiz pırt yaparsa!
Zarif kırmızılara hasret kaldık





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Milor
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

   
© 2006 Milliyet