Olmuyor Celal Bey!
2007 Milletvekili Genel Seçimi'nin çok özel sonuçlarından biri de kadın milletvekilliği sayısının 50'ye dayanmasıdır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde hâlâ yüzde 10 bile değiller ama bu da bir gelişmedir. Kadının söz hakkı adına bir umuttur.
Siyasette hak ettiği yere doğru hamle yapan Türk kadını, sporda sürekli geri adımlar atıyor.
Bir zamanlar kadın federasyon başkanımız vardı, şimdi yok...
Kulüplerde kadın başkan mı? Daha çok bekleriz, çoook!
Kadın kulüp yöneticilerimiz de pek talihsizler...
Saygıdeğer Belma Çobanlı Galatasaray'da kısa bir dönem asbaşkanlık yaptı, devamı olmadı.
Zeynep Sabancı Fenerbahçe'de Aziz Yıldırım yönetimine bir incelik, bir hanımeli yumuşaklığı katacaktı ki, eşini kaybetti, sarsıldı. O da kariyerini erken noktaladı.
Fırsatı kaçırmıyor
Nükhet Kalkavan Beşiktaş'ta Süleyman Seba'nın tek prensesi idi. Ama onun da dönemi Süleyman Seba ile birlikte bitti...Gülnaz Arsel'i Beşiktaş'ta bir kadın duruşu, bir incelik, bir temizlik ve bir masumiyet olarak görüyordum. Ne yazık ki, o da maço geleneklerin ötesine geçememiş görünüyor. Yönetimde Futbol Şubesi Sorumlusu Celal Kolot'la tartışması, Kolot'un masada yüzüne kalem atması sadece onu değil hepimizi üzdü.
Şimdi görüyoruz ki Celal Kolot'la anlaşmazlığı üzerine Başkan Yıldırım Demirören Gülnaz Hanım'a haber gönderip istifasını istemiş. Daha istifa masaya gelmeden onu müstafi ilan etmiş. İnternet sitesinde de kulüp adına teşekkür etmek inceliğini (!) gösteriyor başkan.
Bay Celal Kolot Beşiktaş kongresinde Demirören'in listesine girip yönetici seçildi. Artık kaç milyon dolar ödedi bilemiyorum, kulübe yaptığı katkıdan dolayı Futbol Şubesi Sorumlusu oldu.
Hiç hayra yormadım
Parayı bastırdı ya içinden geldiği gibi kafasına göre esip gürlüyor. Katkı, Futbol Şubesi, Futbol Şubesi Sorumluluğu gibi modern zamanların terk ettiği kavramlara danayıp borusunu öttürüyor.Futbolcusu ile selamlaşma tartışmasına girip azarlıyor, Tigana'yı göndermek için her türlü kumpası kuruyor. Transferde bireysel şov fırsatını kaçırmıyor. Dahası annesi ile Feldkamp'ı yaş terazisine oturtup tartıyor, ölçüyor, biçiyor ve bundan bir sonuç çıkartıyor.
İstediği yöneticiye posta koyup, başkanı da devreye sokarak maçoluğunu gösteriyor.
Celal Kolot seçimden bir-iki hafta sonra başkan dahil bir çok yönetici arkadaşıyla ters düştü. Deplasmana birbirlerinden uzak dururak gidip geldikleri gördüm. Ve o başlangıcı hiç de hayra yormadım.
Ne yazık ki, kaygılarım beni haklı çıkartıyor. Kolot'un ölçüsüzlüklerine her geçen gün yeni bir örnek ekleniyor.
Gülnaz Arsel gibi çiçekler de soluyor, kopartılıp atılıyor.
Olmuyor Celal Bey...
Kaç milyon dolar ödediniz bilemem ama, Beşiktaş ciddiyeti dediğimiz şey çok ucuza gidiyor...
Şampiyon ErdoğanFenerbahçeli "futbolcu" Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, açık ara seçim başarısıyla Cumhuriyet ve demokrasi tarihimize adını yazdırdı.
Önümüzdeki 5 yıllık yeni iktidar döneminde ondan tam anlamıyla "sportmenlik" bekliyoruz.
Seçim gecesi yaptığı barış ve iyi niyet mesajlarıyla dolu konuşması umudumuzu artırıyor.
Gerçek bir şampiyona yakışır biçimde yeni bir sayfa açmasını ve sporu siyasetin eğemenlik alanlarından biri olarak listeden çıkartmasını bekliyoruz.
Şefkatsiz güç olmaz.
Başbakan'ın sporumuzu desteklemesini, teşvik etmesini, elbette denetlemesini bekliyoruz.
Ama geçmişte kalan Mehmet Ali Şahin - Haluk Ulusoy kavgasını da artık bitirmelidir.
Parlamento'da sporla ilgili çağdaş yasaların çıkması için elini taşın altına sürmelidir.
Bunu ondan bekleyebiliriz...Çünkü o bir şampiyon!
Arçelik de mi?
Sanayinin devleri spor dünyasındaki yerlerini ve rollerini birer birer terk ediyorlar.
Vestel'in ağzı Süreyya Ayhan'dan dolayı fena halde yandı. Şimdi Manisaspor'u bile "üfleyerek" yönetiyor.
Ülker kulübü kapattı, rekabet dünyasındaki rolünü değiştirip sponsorluklara soyundu.
Eczacıbaşı da yıllar önce heves ve enerji ile başlattığı öncü görevini şimdi sadece voleybolla arkalarda sürdürüyor.
Geçen hafta hüzünle okudum ki Arçelik voleybol şubesini sonlandırıp, sporcularını serbest bırakarak kepenk indirmiş.
Türk Sanayii'nin amiral gemisi de spor deryasında karaya oturduğuna göre hepimizi kaygılandırması gereken bir durum söz konusudur.
Acaba heveslerini, enerjilerini, istek ve iştahlarını törpüleyen nedir?
Ekonominin dar boğazları mı, (hiç sanmam) yoksa sporumuzu yönetenlerin hoyratlığı, ilkesizliği, kurnazlıkları ve vurdumduymazlıkları mı?
Spor dünyasının iş alemine kulak kabartmasını, dikkatli bakmasını, sanayi devlerini yeniden kazanmak için gayret göstermesini dilerim.
Spor artık endüstri oldu...Endüstri devleri olmadan spor nasıl olacak, çaresini bulsunlar!
agokce@milliyet.com.tr
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

