|
 |
|
|
İktidarın yolu mideden geçer
Çeşitleme / Selim Türsen
Yüz binlerce kişinin laiklik mitinglerine aktığı, CHP-DSP ve ANAP-DYP birleşmesi henüz lafta olduğundan ''Oyumu kime vereceğim?'' sorularının en fazla sorulduğu günlerden biriydi. Alsancak’ta bir erkek kuaföründeki jöleli saçları dimdik havada, kulağında küpe, kolunda dövmesi olan genç berber makasını sallarken ''Abi benim hiç derdim yok. Oyumu kime vereceğimi biliyorum'' dedi. Merakla ''kime'' diye sorduğumda ''AKP’ye'' dedi. Tabii ki şaşırdım. ''Bak, ‘laiklik elden gidiyor’ diye millet mitinglere gidiyor. Sen endişelenmiyor musun'' diye sorduğumda ''Abi, ben 30 yaşındayım. Akşamları içkimi de içerim. Ama, iki senedir ekmeğin fiyatı değişmedi. Ben buna bakarım'' dedi.
Sonra da ''Zaten Türkiye’de ordu varken laiklik filan da elden gitmez'' diyerek noktayı koydu.
* * *
Türkiye’de her iki kişiden birinin, İzmir’de ise her üç kişiden birinin AKP’ye oy verdiği seçim sonuçlarına bakarak ''Bunun mantığı yok'' diyecek kadar ''Asıl Türkiye’den'' habersiz parti yöneticileri var. Onlar arada sırada parti binasından kafalarını çıkarıp sokağa baksalardı eminim bu kadar mantıksız konuşmazlardı.
Seçim sonuçları 70 milyonluk Türkiye’de insanların en büyük derdinin midelerinde olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Bu oyların dinle, imanla ilgisi yok. Son 30 yılda enflasyon toplumu öylesine kemirip, 2001 krizi öylesine bir darbe vurmuştu ki halk o kabus günlerine geri dönmek istemiyor. O nedenle hiç tereddüt etmeden yıllık fiyat artışlarını yüzde 50-60’lardan yüzde 10’ların altına çeken AKP’ye oyunu verdi.
Ne zaman ki kişi başına gelir 8-10 bin dolara yaklaşır, açlık, işsizlik korkusu azalır, o zaman sadece maddi değil, manevi değerlerin de önem kazanmaya başlayacağını göreceğiz.
Kişisel özgürlükleri savunmak için tepkiler daha fazla öne çıkacak. Bugün İzmir’de ''Yaşam biçimim değişecek. İçki içemeyeceğim, kapanmak zorunda kalacağım'' kaygısıyla CHP’yi, en başarılı olduğu üç ilden biri yapan kaygılar, Türkiye genelinde sandığa yansımaya başlayacak.
* * *
Neyse ki dünyada olağanüstü gelişmeler olmazsa fazla beklemeye gerek kalmayacak. Önümüzdeki dört, beş yılda Türk ekonomisinin büyüklüğünün 1 trilyon dolara ulaşacağı, kişi başına gelirin katlanacağı tahminleri giderek artıyor. Bunlar gerçekleşirse insanların akılları midelerinden çıkıp başlarına gelecek. Yaşam biçimlerine müdahale kaygısını fazla duyacak. Tabii bu arada AKP gerçek bir merkez partisi olup, gizli gündem kaygılarını yok edebilirse, muhalefet de bugün olduğu gibi halkın gerçeklerini ''mantıksız'' bulursa, beş yıl sonraki seçimlerde de AKP’nin tek başına iktidar olması hiç sürpriz olmaz.
Emekli generalin CHP analizi
Seçim sonuçları bir kez daha gösterdi ki, İzmir, laiklik kaygısıyla ulusalcı dalgadan en fazla etkilenen kent. Her ne kadar Milliyet EGE Seçim Özel Eki’ndeki çarpıcı araştırmaya göre CHP kıyı şeridine kadar çekilmek zorunda kalıp Çeşme, Urla, Seferihisar, Karaburun, Foça, Dikili, Aliağa ve metropolün sahil bandı ''son kaleler'' olarak değerlendirilse bile bunu da başarı olarak kabul etmek gerekir.
Ama dikkat, makas kapanıyor. Yayın Koordinatörümüz Münir Koçaslan’ın fikir vermesi için yaptığı analize göre, 2004 yerel seçim sonuçlarıyla karşılaştırıldığında, CHP ile AKP arasındaki fark 13 puandan 6 puana inmiş.
Gelişmeler CHP’de büyük fırtınalar kopacağını gösteriyor. Bazı CHP yöneticileri başarısızlığın nedenlerinden biri olarak askerin e-muhtırasını gösterdi. Ama galiba asker öyle düşünmüyor. Genellikle ordunun görüşlerini yansıttığı düşünülen, sık sık ekranlarda gördüğümüz emekli generallerden Armağan Kuloğlu, BBC’ye seçim sonuçlarını değerlendirirken ana muhalefet partisini eleştirdi. Kuloğlu, CHP’nin yönetim kadrolarının değişip, yeniden yapılanması gerektiğini savundu. AKP’yle ise bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da laiklik, demokrasi, sosyal devlet ve Atatürk ilkelerinden taviz vermeden çalışmaya devam edileceğini söyledi.
Şimdi iş zamanı
Cumhurbaşkanlığı seçimi de uzlaşmayla kazasız, belasız atlatılırsa bütün beklentiler ekonominin hızlı bir yükseliş dönemine gireceği şeklinde. Dünyadaki para bolluğu bu yükselişin en önemli kaynağı olarak görülüyor.
Petrolün varilinin 70 dolara çıkması başta Araplar olmak üzere petrol üreticisi ülkelerde inanılmaz bir fon, yaklaşık 1 trilyon dolarlık fazlalık yarattı. Bu para uluslararası finans kuruluşları aracılığıyla sıcak para ya da doğrudan yatırım şeklinde dünyada güvenli bulduğu ülkelere akıyor.
Tek parti iktidarı, uzlaşarak seçilecek bir Cumhurbaşkanlığı makamı ile birleşirse oluşacak siyasi istikrar ortamı Türkiye’yi en önemli cazibe merkezlerinden birisi yapmaya devam edecek. Riskler azalırsa yılın son çeyreğinde düşmesi beklenen faizler tahminlerden önce geri gelebilir. Faizin düşmesi ekonominin canlanması demek.
Yeni dönemde İzmirliler de bu pastadan pay kapabilmeli. Katma değeri fazla, yıldızı yükselen sektörlere yönelik yeni alanlara yatırımlar hem işadamları, hem çalışanlar, hem de iş peşinde koşan gençler için büyük fırsatlar yaratabilir.
Şimdi kolları sıvama zamanı.
stursen@milliyet.com.tr
|
|
|

|