'Aşk yazıları üstadı Ercan bey'
Fena halde canım sıkıldı sevgili avukatım Günay Erkan'ın telefonuyla:
"Davadan üç ay hapis cezası çıktı, tazminat falan ayrı..."
Hamile bir kadının diz kapağına tekme atıp çantasını çalan deyyus bu kadar ceza alıyor mu acaba?
Neden?.. Eleştirilerimin sertliğinden.
O sıkıntıyla oturdum bir liste yaptım kendime.
***
Bundan sonra yazılarımda öncelik "aşk" üzerine olacak diye başladım:
"Mualla, Haydar'ın eline kenetlenen parmaklarını çözdü ve 'goool' sesleri arasında sarı-kırmızı kaşkolunu boynundan çıkarıp Hülya Koçyiğit adımlarıyla uzaklaştı... Acaba derbi, büyük aşkı bitirmiş miydi? "
Fena mı; "apolitik-genç-tüketici" okuyucu da kazanırım!
***
İkinci sırada yakın çevre esnafı var:
"Kadıköy'ün lezzet kabesi Gözde Şarküteri'nin sahibi Hüseyin Bey'den en iyi Hollanda peyniri markasını ve pazı dolmasının püf noktasını aldım. Öyle bir İran havyarı ile Norveç somonu gelmiş ki, mutlaka tadın".
Hiç olmazsa, "Mortadella yeni" türünden tiyolara hak kazanırım!
***
Sonra eş-dost yazıları:
"Halikarnas'ın sahiplerinden sevgili Hakan, esprisi parasından çok bir adam. Çapkınlıkta 'top ten' yapılsa, liderliği yakalar... 2'den 5'e kadar boş kalır altındaki sıralar"!
Hakan da anlayışsız değil ya; misafiri olan bir iki yöneticiye beni över... Çark döner.
Gelsin dörtte biri günde iki dolarla geçinen güzel ülkemin en güzide mekanlarında sportif sohbetler:
"Futbolumuz acaip gelişti monşer"!
***
Ne uğraşacağım yöneticisiyle, hocasıyla, fanatik adamlarıyla.
Bana ne, gariban sporcunun tesisinden malzemesinden?
Spordaki kırık adalet terazisinden?
Müfettiş raporunu takip et, temeli atılan salonu izle, Bingöl'deki Kervansarayspor'u, Şırnak'taki Şenoba'yı, Mardin'deki Nusaybinspor'u hayatta tutmaya çalış!.. Kavgacıya "ayıp", hak yiyene "günah" de... Mücadele, mücadele...
Aşkla, meşkle, özel hayatla, etsiz sütsüz kalem oynatanlar, çok daha makbul bizim dünyada.
Onlara da kızamıyor insan... Doğru dürüst gazeteciliğe niyetlensen, bir ucu siyasete dayanıyor her eleştirinin, bir ucu bir büyük kulübe... Her kesimden kalın paltolu adamlar bu işin içinde.
Yoluna mafya mı çıkar, psikopat mı, tazminat mı, politika mı bilinmez.
Ya pembe mürekkep kullanıp akşam rahat uyuyacaksın ya da mahkeme, tehdit, düşmanlığa katlanacaksın.
***
Biz, ne İsa'ya ne Musa'ya yaranabiliyoruz; yetmiyor bir de üç ay beş gün hapis alıyoruz.
Neden?
Yöneticilerin iğrenç kavgalarını eleştirip topluma çizdikleri "rol modellerin" ipliğini pazara çıkardığımız için... "Benden sonra tufan"cıların toplumsal akıl sağlığımızı bozduğunu ve kayıkçı kavgalarına karışanların aslında kişisel itibar peşinde koşan naylon spor adamları olduğunu yazdığımız için.
Benim "onların şahsına verdiğim" zarar ile "onların topluma verdiği" zararı kıyaslasak, hepsi müebbet yatarlar.
Onlara alkış, bize üç ay.
***
Sonra yırtıp attım "aşk-tüccar-ahbap" listesini.
Suyuna tirit yazıları "basın tarihinin en müthiş makaleleri" olarak sunan, pazarlayan, okutan bunca yetenek arasında nereden çıkmıştı tarz değiştirmek şimdi.
Bizim İpekçilerden, Seviklerden, Bapçumlardan aldığımız "Kalemini kır ama satma" nasihatine aykırı değil miydi rezaleti, yolsuzluğu, şirretliği görüp de görmemezliğe gelmek?..
Halkın sesi olmak yerine, yönetici servetlerine ve muhabbetine göre taraf seçmek?
Sahibi olmadığın köşeleri, ona buna kiralamak?
Eleştiri oklarını saklayan avadanlık yerine, fersiz kaygan yağdanlık olmak?
***
"Bırak... Bırak Ercan" dedim kendi kendime...
"Pireye kızıp yorgan yakma... Doğrudan şaşma. Geri adım atma"
Hatta Yargıtay cezanı onarsa, paraya çevrilmesini bile kabul etme; git yat!..
Şaşırdı Günay avukat.
Ne var şaşıracak?.. İçerdekilerin etik kurallara bağlılığı dışarıdakilerden daha kavi gibi geliyor bana.
Para var, huzur varİsviçre ve Almanya'daki 15 günlük kampı izleyen medya mensuplarının Galatasaraylı futbolculara ilişkin raporu nasıldı:
Necati: Form tutmaya gayret etti.
Orhan: İstekli ama formsuz.
Cihan: Düşük performanslı.
H.Kabze: Çalışkan ama formsuz.
Tomas'ı zaten Galatasaraylılar bitirmişti, Carrusca'nın niye alındığı bile izah edilememişti.
Yahu bu raporlar geçmiş sezonlardakilerle aynı değil mi?
Peki, gayrımenkulünü satmak istese doktor raporu gereken Kalli bu gidişe neşteri vurdu da "selefleri" neden yapamadı?
Kaynağı belli olmasa da "para" bu sezon şıkırdadı Galatasaray'da.
İşte teknik direktörlüğün sırlarından biri burada... Parasız kulüp kariyer düşmanıdır.
İNGİLTERE'DEN FUTBOL
Futbolda ahkam kesmek isteyenlerin mutlaka bilmesi gereken "olmazsa olmaz"ıdır İngiliz futbolu.
Temposu, mücadelesi, ekolü, yıldızları, kulüpleri, "referans"tır.
Lakin İngiliz futbolunun "yücelme" nedenleri değil, sonuçları ilgilendirir bizi.
Bakın geçenlerde bir haber çıktı; "İngiltere'de üç kulübe polis baskın yapmıştı"!
Newcastle, Portsmouth ve Glasgow Rangers'den içeri dalan dolandırıcılık ve ekonomik suçlar dedektiflerinin amacı futboldaki çürümenin önüne geçmekti.
Alın size İngiliz futbolundan bir "referans" işte... Alın ve kopyalayın.
Çok mu "sert" geldi... İşte bir başka kopya fırsatı:
"İngiliz kulüplerinin çevreci girişimleri"...
Manchester City, enerjisini rüzgârdan sağlayacakmış. Liverpool çöpleri toplayan çocuklara bedava bilet verecekmiş. Federasyon "Yeşil Kulüp" projesi başlatmış.
İngiliz futbolu büyükse, sadece temposu, mücadelesi, ekolü, yıldızları, kulüpleri ile değil bu kafa yüzünden işte.
Buyrun kopyalayın.
Sayın Kolot'u kutlarımBeşiktaş yönetimindeki Kolot-Arsel krizinde illa ki "taraf tut" derseniz, Celal Kolot'u tercih ederim!..
Bir kere, haksızlığa uğrayan Gülnaz Arsel'in "bayan" olmasını ön plana çıkarmak, cinsiyet ayrımına girer bence.
Evet, sayın Arsel parayı bastırıp Beşiktaş yönetimine giren Celal Kolot'un hışmına uğramıştır. Çünkü daha çok göze batmaktadır kamuoyunda.
Olayda kıskançlık, çekememezlik, restleşme, kavga vardır; sokakta olduğu gibi.
Sokakla yönetim kurullarının birbirlerinden farksız olduğu ortadadır.
Sayın Kolot'un ileri sürdüğü "Ya o, ya ben" seçeneği, ast-üst ayrımı olmayan ilişkilerde kullanılabilecek en berbat kozlardan biridir ve şantaj, galibiyet getirmiştir.
Ben yine de "Taraf tutmam gerekirse" sayın Kolot'un eylemini "Yerli yerinde" bulurum.
Çünkü "takiye" yok içinde...Çünkü giderek yozlaşan yöneticilik uğraşında, bir dibe vuruşu gerçekleştirmiştir Beşiktaş. Somut durumu ortaya koyan bir karar almıştır. Koca camiaları sevk ve idare eden seçilmiş insanların her türlü insani zaafa ve küçük ihtiraslara esir olduğu bir kez daha kanıtlanmıştır.
Geriye bu durumu düzeltmek kalmıştır.
eguven@milliyet.com.tr
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

Cafe
