
Melih AŞIK
Açık Pencere
Olur bu vakalar...
Geçmişte de böyle şoklar yaşanmıştır. Sağ iktidarlar umulmayan zamanlarda oy patlaması yapmıştır. 1969 yılında bir önceki seçime göre oy kaybedeceği sanılan Adalet Partisi, milletvekili sayısını 240'tan 256'ya çıkarıvermişti. O günlerde Sakarya Caddesi'nde demlenirken
"sadaka" diye yanımıza gelen dilencileri rahmetli Remzi Şahin dostumuzun:
- Adalet Partisi versin, Adalet Partisi versin, diye kovaladığını hatırlıyorum...
Böyle zamanlarda aydın orta sınıf, oylarını zenginlerin partisine veren fakir fukaraya fena kızar. Kimseye acımamaya ant içer. Şimdilerde de öyle bir durum yaşanıyor. Ne var ki böyle öfkeler çabuk unutulur. Zaten unutulmalıdır da... Halka kızılmaz. Halkı anlamak gerekir.
Nihayetinde aynı geminin yolcularıyız... Kaderde, kıvançta, tasada ortak...
* * *
Bir genç okurumuz, bizim "Seçmenin mesajları" yazımıza karşılık AKP'ye neden oy verdiğini anlatmış: Enflasyon yok... Zam yok... Piyasada her mal bulunuyor...
Devalüasyonla para kaybetmiyoruz... Sağlık hizmetlerinin kalitesi arttı... vs... Oyunu bunlar etkilemiş...
Kimi AKP'li okurlar da bizi bugüne kadar AKP'yi eleştirdiğimiz için topa tutuyor. İyi de dostlar, seçmenin AKP'ye oy vermesi yaptığımız eleştirilerin yanlış olduğunu göstermez ki... Eleştiri ve uyarı bizim görevimiz. Katılıp katılmamak okurun bileceği iş. Belirtelim ki, AKP'nin Türkiye'yi iyi bir geleceğe götürmediği kanımız bugün de devam ediyor...
Tahminsel bir seçim analizi: Sobayla ısınanların çoğu AKP'ye... Kaloriferle ısınanların çoğu CHP'ye oy verdi...
Haldun Ertem
Bir işi doğru yapmanın üç yolu vardır:
Birincisi "akıl yürüterek" ki en saygıdeğeridir.
İkincisi "benzeterek" ki en kolayıdır.
Üçüncüsü "tecrübeyle" ki en acısıdır!
Konfüçyüs
"Atatürk ilke ve inkılaplarını kökleştirmek" TRT'nin yayın esasları arasında yer almaktadır. Ne var ki TRT eski TRT değildir artık...
bakar. CHP'de Deniz Baykal'ın yerine geçecek kimse var mı?
Tek kişi varmış: torunu... Başka aday yok. Aday diye ortada dolaşanları görünce insanlar yine Deniz Baykal'a sarılıyor... Lastik patlarsa yedeği yok. Yama yama aynı lastiği kullan... Böyle sistem olur mu?
"Bu millet yatıp kalkıp size mi çalışacak, diyen Tayyip Erdoğan, seçim yaklaşınca iktidarın tüm gücüyle çiftçiye çalıştı. 2007 için tarımsal desteklere ayrılan 5.3 milyar YTL'nin 5 milyar YTL'si seçimden önce ödendi.
Doğrudan gelir desteği, mazot ve gübre desteği kapsamında çiftçiye toplam 1.6 milyar YTL ödeme yapıldı.
Sonbaharda 175 bin çay üreticisine ödenecek 45 milyon YTL çay budama tazminatı seçimden önce ödendi.
2004'te Karadeniz Bölgesi'nde yaşanan don felaketi nedeniyle zarara uğrayan fındık üreticisine ödenmesi gereken 44 milyon YTL, tam 3 yıl sonra ve seçimden hemen önce ödenmeye başlandı.
Kütlü pamuk, ayçiçeği, soya, kanola, aspir için geçen yıl ödenmesi gereken 1 milyar 50 milyon YTL destekleme primi de seçimden önce ödendi.
Toplam 45 ilde 57 bin üreticiye 210 milyon YTL dane mısır primi seçimden hemen önce ödendi.
Türkiye Şeker Fabrikaları pancar üreticilerine seçimden önce toplam 96 milyon YTL ödeme yaptı.
2006'da ton başına 7 YTL ödenen sulama avansı, 10 YTL'ye çıkarıldı ve seçimden önce 73 milyon YTL sulama avansı ödendi.
40 ilde buğdayda dekar başına 15 YTL, fiğ için 20 YTL, arpa ve korunga için ise 12 YTL kuraklık desteği ödenmesi Bakanlar Kurulu tarafından seçimden hemen önce kabul edildi.
Fındık fiyatı ilk kez temmuzda yani seçimden önce açıklandı. Fiskobirlik'in üreticiye olan 115 milyon YTL borcu yine seçimden önce ödenmeye başlandı.
Çiftçiler, özellikle fındıkçılar, Başbakan Erdoğan'ın fırçalarını çabuk unuttu. O arada büyük ihtimalle "Oyumu geçen yılların aksine AKP'ye yığarsam bundan sonraki yıllarda darbe yemem" diye düşündü...
Çiftçi parayı görünce şapkayı havaya, oyunu AKP'ye attı. Umarız bundan sonraki 4 yıl şapkayı aramaz..."
m.asik@milliyet.com.tr

Cafe