
Doğan HEPER
Not
Millet niye böyle istedi?..
AKP kazandı hem de oy yüzdesini çok yükselterek. Bunu Tarhan Erdem hariç kimse hatta AKP bile tahmin edemiyordu. Ben de...
Evvela seçimden hemen sonra duyduğumuz ve gördüğümüz bir yanlışa işaret edelim.
Bence "sivil muhtıra", "halk muhtırası" sözü en azından şık değil.
Hem 72 milyonun kaynaşmasını isteyeceksin hem de e-muhtırayı hatırlatıp, 27 Nisan'ı hatırlatıp, orduya laf atıp, seçim sonuçları için "halk muhtırası" diyeceksin.
Bu tenakuz değil mi?
İyi ki bu tenakuza Başbakan ve AKP Başkanı Tayyip Erdoğan düşmüyor.
Zafer kazandığı belli olduktan sonra ilk sözleri "Biz tartışmaları meydanlarda bıraktık. Artık amaç dost kazanmak" oluyor.
Bu sözler seçim sonuçlarına "halk muhtırası" diyenlerin kulaklarını çınlatmıyor mu?
Adeta onlara "Kraldan fazla kralcı olmayın" demek anlamı taşımıyor mu?
***
AKP Güneydoğu'dan da oy aldı. Hem de DPT'den çok.
Bu onun tuttuğu yumuşak yolun sandığa yansıdığını açıkça gösterdi.
Bundan iki hafta önce "Başbakan bölücülük için çok sert demeçler vermiyor. Onun sert konuşmayışı iki şekilde yorumlanabilir. Önce Erdoğan Güneydoğu'dan oy bekliyor ve..." diye yazmıştık.
***
YALNIZ Güneydoğu'dan oy almak AKP'yi seçimin galibi durumuna getiremezdi. Yani, Türkiye'de az rastlanır bu seçim sonuçlarına, daha doğrusu mutlu sona eriştiremezdi. Bunda, bütün Türkiye için başka sebepler de rol oynadı.
Belki de bir sebep AKP'nin karşısında Türk halkının ekseriyatının güvendiği, güvenebileceği bir partinin, bir liderin olmamasıydı.
CHP'ye oy verenlerin bir kısmının "Deniz Baykal'a rağmen" diye oy vermeleri bunu göstermiyor mu?
Merkez sağın olmaması da AKP'nin işine yaradı sayılabilir. Boş bırakılan merkez sağa bir bakıma AKP oturdu.
Ağar ve Mumcu'nun yüzlerine gözlerine bulaştırdıkları birleşememe oyunu AKP'ye yaradı, denilebilir.
AKP'nin zaferinde belki de en büyük rolü çok zenginlerle çok fakirler oynadı.
Çünkü bu dört buçuk yılda zenginler çok zengin oldu. Fakirlerse aylığa bağlandı, para ve ayni yardım gördü.
Bu zaferde "mağdur edebiyatı"nın etkisi de unutulmamalı.
Bir kısım seçmen Çankaya'ya dindar bir kişinin, yani Gül'ün çıkarılmamasına oyuyla tepki gösterdi.
Bir kısım seçmen CHP'nin sırtını ordu ve yargıya dayadığını düşünüp yine buna tepki oyu verdi.
***
SEBEPLER ne olursa olsun, bir seçim geride kalmış ve AKP bu seçimden zaferle çıkmıştır.
Halk onu istemiştir. Demokrasilerde başka yol yoktur.
Hayırlı olsun, AKP'yi ve onun lideri Erdoğan'ı kutlarım.
- "Hayır..."
- "Öyleyse, halk seçsin..."
- "Ona da hayır.
İktidardan biri üzerinde uzlaşalım dedik, ama o geride kaldı, şimdi Meclis dışından biri cumhurbaşkanı olsun, diyoruz."
Halk tepki oylarıyla bu kişiyi susturmak ister. O da susar, istifasını verir... Ve perde kapanır.
Gidişten seçmenler memnunmuş.
İşçi, memur, esnaf, emekli, çiftçi, ev kadını ve bazı iktisatçıların ağlaşmaları gaipten seslermiş...
Öyleyse devam...
Seçim sonuçları bunu göstermedi mi?
Tüm Türkiye'de seçime girmiş değil ama DTP'nin bölgede aldığı oy oranı azdır.
Kimden az?
AKP'den az.
Yani, DTP değil, Güneydoğu Anadolu'yu temsil eden AKP'dir denilebilir.
Yani Güneydoğulu vatandaşımızın çoğu DTP'yi tutmuyor.
DTP ona göre konuşsun.
AÇIKLADI
"Erken seçim cumhurbaşkanlığı seçimi çıkmaza girince yapıldı.
Görevini tamamlamak üzere olan değil yeni Meclis seçsin cumhurbaşkanını diyenler oldu.
Bu Meclis'in temsil kabiliyeti yok, yeni seçim yapılsın ve yeni Meclis cumhurbaşkanı seçsin de dendi.
İşte şimdi halkın yüzde 85'ini temsil eden bir Meclis var. Ama aceleye lüzum yok.
Diğer partilerin AKP'nin aldığı oy oranını önemseyeceğini zannediyorum.
Milli iradenin işaret ettiği yönde bu sürecin tamamlanacağını umuyorum.
Benim de hareketim bu yönde olacaktır. Meydanların sesine kulak tıkayamayız."
Ben bu sözlerden Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığına aday olduğunu anlıyorum.
Gül, bugün için adaydır ama önümüzdeki "süreçte" adaylıktan vazgeçebilir.
Gül'ün sözünü ettiği süreç kısadır ama önemlidir.
Önümüzde "367" olduğu unutulmamalı...
Başbakan'ın seçimden hemen sonraki "uzlaşma" sözleri de daha kulaklarda.
Bu arada muhalefet partileri de seçmenlerinin isteklerini hatırlayacaktır.
Yani Gül değil başka bir AKP'li, özellikle eşi türbansız olan biri üzerinde anlaşılabilir.
Bu bakımdan önümüzdeki kısa süreç önemlidir.
Başlangıç noktasına dönmemek için önemlidir.
TARHAN
Çünkü o bu seçimin sonucunu en doğru olarak tahmin eden, bilen bir kişidir.
"Bilen bir kişidir" diyorum. Çünkü Tarhan Bey "KONDA" ile bütünleşmiştir. Adeta Tarhan Erdem deyince KONDA, KONDA deyince de Tarhan Erdem akla gelir.
Tarhan Bey'i ben yıllardır tanırım, severim, dürüstlüğünü takdir ederim. Milliyet'te beraber çalıştık.
Çalışmamız Abdi Bey zamanında başladı. Abdi Bey'in ölümünün 28. yılında olduğunu düşünürsek Tarhan Bey'le de tanışıklığımızın yaşı ortaya çıkar.
Tarhan Bey'in en önemli özelliği KONDA ile imza attığı pek çok seçim araştırmalarının sonradan hep gerçekle çakıştığını görmektir. Yani o gerçeğin peşindedir, manipülasyonun değil.
Bu bakımdan onun araştırmalarına, tahminlerine itimat tamdır.
Mesela, yıllar önceydi. Bir seçim için Abdi İpekçi yönetimindeki yazı işleri de haftalar boyunca hazırlanmıştı. Seçim sonuçları herkesten önce verilecekti.
Ama olmadı. Gazeteyi erken basamıyorduk. Abdi Bey, "Verin şimdiye kadar gelen sonuçlar listesini, Tarhan Bey tahminlerini yazsın" dedi.
O zaman daha KONDA yoktu. Tarhan Bey'in yazdığı sonuçlar tutmuştu. Çünkü o bu işi izliyordu ve biliyordu.
Bildiğini bu kez de ispat etti değil mi?
dheper@milliyet.com.tr

Cafe