
Derya SAZAK
Siyaset Günlüğü
Çuvalın izi
Danıştay saldırısını gerçekleştiren Alparslan Arslan, son duruşmada "Yakalanmasaydım Cumhurbaşkanı Sezer'i öldürecektim. Doğan Medya Grubu'na, Koç grubuna, Şener Eruygur'a ve bazı bankalara saldıracaktım" diye konuşarak bir hâkim üyeyi öldürdüğü eylemin niteliği konusunda kafaları karıştırmaya çalıştı.
Mahkeme, Ümraniye sanıklarıyla Cumhuriyet'e atılan bombalar ve Danıştay arasındaki bağlantıyı araştırırken, Alpaslan'ın hedefi genişleten açıklamaları inandırıcılıktan uzaktır. Sanığın şu sözleri asıl niyetinin "çeteyi örtbas" olduğunu gösteriyor:
"Bu olayın Girdap operasyonuyla, Vatansever Kuvvetlerle, ulusalcılarla, Muzaffer Tekin ve arkadaşlarıyla, Ayhan Parlak'la, Veli Küçük'le ve derin devletle uzaktan yakından alakası yoktur."
Alparslan Arslan, "Girdap operasyonu" sanıklarına kefil oluyor!
Tetikçi, bir avukat! Bireysel olarak "Müslümanlara yapılan hakaretleri cezalandırma amacıyla cinayet işlediğini" söylerken, Danıştay saldırısını planlayan "derin" güçleri korumaya çalışıyor.
Yakalanmasa belki de, Türkiye'yi karıştıran eylemlerini sürdürecekti.
Ve Danıştay saldırısının, ilk anda olduğu gibi "radikal İslamcı hareketlerle" bağlantısından daha fazla kuşku duyulacaktı. Sonradan Hrant Dink cinayetinde tetikçi olarak "Türklüğün aşağılanması"ndan hareketle benzer yoldan gidildi; suikastın taşeronluğunu üstlenenlerin "milliyetçilik refleksi" bir arkadaşlık grubundan öteye değildi. Arka planda siyasi bir örgütlenme ve çete yoktu!
İlginçtir. Alparslan Arslan'ın yargılandığı gün, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da "Girdap operasyonu"ndan tutuklu bulunan Vatansever Kuvvetler Güçbirliği Derneği Başkanı Tamer Ünal ve arkadaşlarıyla ilgili soruşturmayı "çete" kapsamında görmeyerek dosyayı iade etti.
Sanki koruyucu bir el, suikasttan darbe planlamaya, her taşın altından çıkan çete suçlarını sıradanlaştırmak üzere çalışıyor.
Danıştay saldırısı ertesinde ilk soruşturma bilgilerine sahip olan etkin bir hükümet üyesinden şunları dinlemiştim:
"Kocatepe Camii'nde protestoların ağırlığı altında üzüntü içinde makama döndüğümde emniyet güçlerinin bize verdiği şablonla sonradan ortaya çıkan gerçekler bire bir tutuyordu. Ne yazık ki çete mensupları mahkemece salıverildiler. Dehşet verici olan, bu kişilerin izleri Çuval hadisesine kadar gidiyor. Bazı telefon kayıtlarında bunların Türkiye'nin başını Kuzey Irak'ta belaya sokmak için çalıştıkları anlaşılıyor. 2003'te Türk askerinin başına çuval geçirilmesiyle sonuçlanan olayların kışkırtılmasında bu çetelerin rolü var."
Çuvaldaki çete izlerine dikkat!
dsazak@milliyet.com.tr

Cafe