
Çetin ALTAN
Şeytanın gör dediği
Hangi gemi vurdu acep karaya, bakalım kim çıkacak saraya?
Nasreddin Hoca'ya sormuşlar: - Hoca, Avrupa kentleri arasında en sakıncalı olanı İstanbul'muş; ne diyorsun?
Hoca:
- Göğsüm yine iftiharla kabardı, demiş; ne kadar kahraman insanlar olduğumuzu bir kez daha kanıtlıyor bu saptama. Avrupa'nın en sakıncalı kentinde yaşamayı göze almak kolay mı?
***
Ve eklemiş:
- Neyse ki İstanbul'un tepeleriyle kıyılarına diktiğimiz bayrakların hem sayılarını artırdık, hem direklerini yükselttik; sakıncalara karşı, aldık önlemimizi. Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş uygarlık düzeyine de, elbet bir gün varacağız. Hele şu kimsenin sözünü etmediği Adalet Bakanlığı'nın bütçeden aldığı binde 9'luk payı da biraz daha artıralım. Malum ya, "Adalet mülkün temelidir", depreme uğramamalı.
***
Seçimlerden sonra anlatımı yaygınlaşan birkaç fıkra:
Seçkin, şık giyimli, hitabeti güçlü ve hayal kırıklığına uğramış liderlerden biri; jet sosyeteden, değişik tatil beldelerinde teraslı villaları da olan zengin bir hanımefendinin yalısında, bir yemek ziyafetine davet edilmiş.
***
Garsonlar yemek servisi yaparlarken; lidere de, içinde yemeğinin özenle düzenlenmiş olduğu tabağını uzatmışlar.
Lider, tabağı almış ve büyük bir sükûnet ve zarafetle kaldırıp, kendi başından aşağı dökmüş içindekilerin hepsini.
***
Ev sahibi hanımefendi, dehşetle ayağa fırlamış:
- Ne yaptınız öyle zeytinyağlı yeşil fasulyeleri, diye bağırmış.
***
Lider:
- Ah, demiş; zeytinyağlı fasulye miydi tabaktakiler? Gerçekten çok çok özür dilerim. Ben zeytinyağlı enginar zannetmiştim onları.
***
Seçim kampanyaları sırasında her bozukluğu 2 haftada düzeltebileceğini iddia eden liderlerden biri, seçimleri kaybettikten sonra deniz aşırı bir ülkede tatile çıkmak için, uçağa binmiş; arpacı kumrusu gibi düşünüyor, arada sırada uçağın yuvarlak penceresinden aşağılara bakıyormuş.
***
Derken birden bir ses yükselmiş uçağın hoparlörlerinden:
- Ben kaptan pilotunuz... Maalesef uçağın 4 motorunun da, yanmakta olduğunu haber vermek zorundayım sizlere. Uçak mürettebatı paraşütle atladılar aşağı. Ben de, denizde bir cankurtaran botunun içindeyim; oradan sesleniyorum sizlere. Kimse telaşa kapılmasın, size yardım çağırmaya gidiyoruz. İyi şanslar.
***
Seçimi kaybetmiş liderlerden bir başkası da, çevresinde toplananlara dert yanıyormuş:
- Halk çok cahil efendim çok cahil, diyormuş; ne Gutenberg'in matbaayı keşfetmiş olduğundan haberi var; ne de Parmantier'nin patatesi bulduğundan. Halk eğitilmediği ve Kepler'in dahi kim olduğunu öğrenmediği sürece, demokrasimizden olumlu sonuçlar almak çok zor.
***
Yıpratılmış lideri dinleyenlerden biri:
- Peki, demiş; siz bunların hepsini biliyorsunuz da, Erdem Bey'in kim olduğunu da biliyor musunuz?
Yorgun lider:
- Pek hatırlayamadım, demiş.
- Öyleyse öğrenin. Siz kürsülerden nutuk söylerken, sonunda sizin hava alacağınızı hesaplayan bir uzmandı kendisi.
***
İncili Çavuş'a sormuşlar:
- Artık eskimiş olduğu iddia edilen partilerden birinin yandaşları, sence neye benziyor?
İncili Çavuş:
- İngiliz anahtarına âşık olmuş dört köşe vidalara, demiş.
- Nasıl yani?
- Sık beni kollarında, daha çok sık sevgilim, diye bağırıp duruyorlar ve sonunda da sıkıldıkça, daha çok sıkılıyorlar.
***
Öfkeli bir yorumcuyla, iyimser bir yorumcu konuşuyorlarmış.
Öfkeli yorumcu:
- Şu bizim politikacılar, diyormuş; bazen o kadar çok saçmalıyorlar ki, yemedikleri bok kalmıyor.
İyimser yorumcu.
- Sıkma canını, demiş; her zaman yiyecekleri bir bok bulunur. Çünkü aralarında sık sık altına doldurup, etrafı berbat edenler de az değil.
***
Borazan Tevfik de seçimleri kaybetmiş bir lideri, aşkına karşılık bulamadığı için intihara karar vermiş bir uskumru balığına benzetiyor ve şöyle diyormuş:
- Boynunun çevresine hava kabarcıklarını dolayıp, suyun dışına fırlattı kendisini.
***
Ercüment Behzat'tan bir şiirle bitirelim yazıyı:
Sihirli Değnek
Bir sihirli değneğim olsa;
vurduğum yerde güller açılsa,
uçan güller...
Bir sihirli değneğim olsa;
vursam bir nar ağacına,
narlar çatlasa kahkahadan...
Ve bebek yüzlü kızlar,
uzatsa başlarını
tane tane dallardan...
Onları ceplerime doldursam,
bir masal ömrü sürmek için
götürsem billur sarayıma!
c.altan@prizma.net.tr

Cafe