Şirin balıkçı kasabası Foça
Bugünkü durağımız Foça, Ege’nin en güzel köşelerinden. Tatil rotanızı yaparken, hem Yeni Foça hem de Eski Foça’ya uğramanızı tavsiye ederim fturkmenoglu@milliyet.com.tr
Foça, İzmir’e bağlı bir ilçe ve şehir merkezine sadece 65 km uzaklıkta. Bir yanıyla tam bir tatil kasabası; bir yanıyla bayağı bir şehir. Eski Foça antik dönemde ''Phokaia'' ismiyle anılmış. Körfezdeki adaların fok balıklarına benzemesi bu adı almasına neden olmuş. Foça’yı Fokaililerin kurduğu biliniyor. 12 Ion kentinden birisi Foça. Eritrai ve Teoslu göçmenlerin de yerleştiği bölgede denizcilik tarih boyunca geçim kaynağı olmuş. Erken Hıristiyanlık döneminde psikoposluk merkezi olan Foça, 1455 yılında Osmanlı topraklarına katılmış. Fatih Sultan Mehmet tarafından burada bir cami yaptırılmış. Yeni Foça: Adı üstünde...
Foça-Yeni Foça arası 23 km. Harika bir yol. Koylar ve oteller hep bu bölgede. Ormanlı yol boyunca da çeşitli koylar bulunuyor. Manzarayı içinize çeke çeke, yavaş yavaş bu yoldan geçmenizi öneririm. Yeni Foça’da kent dokusu korunmuş ve sahil şeridi plaj yapılıp halkın istediği yerden denize girmesi sağlanmış. Son yıllarda çok sayıda Alman turist ev alıp beldeye yerleşmiş. Bu sayede de turizm hızla gelişmiş. Foça’da balıkları ve çeşit çeşit otlarıyla zengin bir sofra sunan birçok lokanta bulunuyor.
Yeni Foça’nın Gencelli Körfezi’ne doğru kurulu Kozbeyli Köyü, görmeye değer. Mübadeleyle boşalmış bir Rum köyü. Tabii ki yıllar yılı binaların değeri bilinmemiş; tabii ki aydın şehirliler arasında kulaktan kulağa yayılınca, yerel halk ''bu ilgiyi ne yapsak da paraya çevirsek'' diye düşünür olmuş. Ama, gene de gitmenizi öneririm. Koylar ve oteller hep bu bölgede. Zaten yöredesiniz, her noktasını keşfedeceksiniz...
Nasıl gidilir?
Foça, İzmir’e 65 km uzakta. Çevreyoluna çıkınca oklar yönlendiriyor, Menemen ile Çandarlı Körfezi arasında. Otobüsle İzmir’e giderseniz, otogardan Eski Foça’ya çok sık vasıta var. Hatta o kadar sık ki, ''neden'' dedim, meğer İzmir’de çalışıp Foça’da yaşayan çok kişi varmış.
Ne yapılır?
Ne yenir?
Balık yiyip rakı içmeden dönmek olmaz. Lezzetli balıkları, deniz böcekleri nefis. Karides, yengeç, ahtapot salatası, kalamar tava... Yanında roka salatası tabii. Bol sarmısaklı, limonlu ve has zeytinyağından. Aman Allah’ım, bol tuzla yiyin, acayip bir lezzet. Zeytinyağlılar da çok lezzetliydi ama bildik tatlar. Bu mevsim ot mevsimi değil ama kış sonuna doğru bütün otlar da sofraya gelecek, o zaman da gitmek lazım aslında... Belirtmek istediğim bir lokanta yok, gittiklerimin hepsi de çok iyi geldi bana. Hem fiyatlar uygunca
hem servis çok başarılı hem de balığın ve otların lezzeti anlatılmaz.

