|
 |
|
|
Parti teşkilatı fetişizmi bitti mi?
Satır Arası / Deniz Sipahi
Demokrat Parti İl Başkanı Turhan Arınç’ın ilginç bir açıklaması vardı.
''Kendi üyemiz bile oy vermedi...''
Parti örgütlerinin durumunu yansıtan çok net bir fotoğraf...
Bugüne kadar sadece ekonomisi değil bütün sistemi ''ahbap çavuş'' ilişkisiyle dönen Türkiye’de siyasi partilerin işleyişi de artık mercek altına alınmalı.
Tanıdık, akraba, eş dost, yandaş diye tanımlanan insanlardan oluşan parti örgütleri çalışamaz, işleyemez duruma düştü.
Arınç’ın itirafı bu yüzden önemli.
Bir diğer ayrıntı ise partilerin, liderlerin umut dağıtmadığında kendi üyelerinden bile oy alamadıkları gerçeği...
Pazar günkü yazımda da değinmiştim.
''Parti rozeti'' ve ''parti teşkilatı fetişizmi'' giderek önemini yitiriyor.
Kısa bir süre öncesine kadar genel merkez ''il örgütümüz ne der'' diye düşünürdü, şimdi kimse uzun uzun düşünmesin...
Çünkü hava kendi lehine işlemiyorsa teşkilat çalışmıyor bile... Peki bu iyi bir şey mi?
Demokrasi adına kötü bir sınavdır; bu durum liderlerin, merkez yönetimlerinin gücünü daha da arttırmıştır. Oysa Ege Sanayicileri ve İşadamları Derneği Başkanı Mehmet Ali Kasalı’nın seçimlerden önce haklı bir çıkışı vardı.
Diyordu ki...
''Milletvekillerimize İzmir aidiyetini yerleştirmek istiyoruz. Yerel liderler haline getirip parti içi güçlerini artırmaya çalışacağız. Onlara, liderlere itaatkar görüntü vererek, her şeye ’evet’ diyerek de siyasetçi olunacağını, ancak orta ve uzun vadeli düşünüp kimlik oluşturarak çok daha uzun soluklu bir siyasetçi haline gelebileceklerini, vereceğimiz güçle bakan hatta başbakanlık şansını yakalayabileceklerini anlatacağız.''
Bu güzel bir temenni değil mi?
Ama bugünkü partilerimizin işleyişi içinde gelin de bu demokratik talepleri yerine getirebilin.
Parti teşkilatları çöktüğüne, baskı grubu olmaktan çıktığına göre liderlere nasıl söz geçirilecek, yerel dinamikler konusunda kendilerinden hassasiyet beklenecek? Biraz zor gibi gözüküyor.
Türk halkı mağdurun ve güçlünün yanında yer almayı seviyor. Bugünün güçlü partisi AKP’dir; öyle olunca oylar bu partide toplanıyor.
Yarın...
Her şey değişebilir; geçmişte de öyle olmuştur.
Halkımız adayını 20 günde tanır
AKP 2009 yerel seçimleri için çalışmaları hızlandırmış.
Kendi içlerinde gölge komiteler kurduklarına göre bu komiteleri koordine edecek kişi de aranmaya başlanmıştır.
Yani olabilecek bir başkan adayı...
2004 yerel seçimlerinde de, 2007 genel seçimlerinde de adaylar hep son dakika açıklandı.
Hatırlıyorum, Taha Aksoy ismini AKP telaffuz ettiğinde seçimlere 20 gün kalmıştı.
Bu kadar kısa sürede nasıl bir kampanya yapacaksınız, halka adayınızı nasıl anlatacaksınız.
Sonuçta halk, adaylar arasında bir tercih yaparken en küçük ayrıntıya kadar öğrenmek istemeyecek mi?
İzmir gibi bir kenti yönetecek kişinin dünya görüşü nasıldır, projeleri nelerdir, takım arkadaşları kimlerden oluşacaktır, nasıl bir ailesi vardır...
Bu sefer adaylar önceden belirlenmeli ve kamuoyuyla paylaşılmalı.
Bakın Fransızlar devlet başkanlarını seçerken önlerinde bir buçuk yıldan fazla zamanları vardı.
ABD’de adaylar iki yıldır çalışıyor.
Bu demokrasiyse bizdekinin adını siz koyun...
''Bizim halkımız zekidir, 20 günde kime oy atacağını bilir'' diye düşünüyorsanız söyleyecek bir şeyim ne yazık ki yok.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|