Çeşme’de tatil bambaşka
Şimdi arabayla tatile çıktınız, ''Şöyle bir turlayayım'' dediniz. Birkaç belde dolaşırsanız, ilk sıralarda mutlaka Çeşme olmaz mı? fturkmenoglu@milliyet.com.tr
Yıllar boyunca ''İzmir’in sayfiyesi'' olan Çeşme’de ne kadar çok şey değişti... Hep İzmir yanar, Çeşme eserdi. İzmirliler yazlıklara hücum eder, otelleri doldururdu. Babalar işlerine gidip gelir, anneler ve çocuklar denizin tadını çıkarırdı. Plajda midye dolması yenir, uzun akşam yemekleri gecelere bağlanırdı, Ege’nin en batı ucunda. Eski adı Kyssus. Bizans’ın egemenliği altındayken, Aydınoğulları Beyliği ele geçirmiş. O dönemde deniz üssü olmuş. Osmanlı idaresinde de deniz üssü konumunu korumuş.1770 Osmanlı-Rus Savaşı’nda, Cezayirli Hasan Paşa komutasındaki Osmanlı donanması, bozguna uğrayıp Çeşme açıklarında yakılmış. Bugün hâlâ sualtı arkeologları, Çeşme Koyu’ndaki batık savaş gemilerini araştırıyor.
Bu mevsimde çok güzel
Ilıca’da kalıyoruz bu kez. Sabahın en erken saatlerinde uyandık. ''Haydi'' dedim, kahvaltı edip yola koyulduk.Kimseler yokken Çeşme çarşısına vardık. Dükkân kepenkleri yeni yeni kalkıyor. Herkeste bir ''Günaydın''. Kızım yüzük ısmarlamıştı. Kapısını açan dükkân sahibi, ''Bi şifte at yere'' dedi. ''Siftah benden, bereket yukarıdan'' dedim. Gülüştük.
Her zaman yaptığımız gibi, gene Cezayirli Hasan Paşa’nın aslanlı heykelini inceledik; sonra yine Sahil Cafe’de oturduk. Sadece ilk turistler var bu saatte, çoğu Alman. Göz ucuyla selamlaşıp yan dükkâna yeni gelen gazetelerin iplerinden çözülüp dizilmesini izledik hep birlikte.
Koylara gideceğiz, sakız reçelleri alacağız falan ama kalkamadık bir türlü işte. Öylece Çeşme Meydanı’nı izledik. Görgüsüzlük piyasaya çıkmamışken, arabalardan müzikler dışarı yayılmazken, sadece keşfetmek için ilk birkaç turist gelmişken burada olmak ne güzel... Hayat gene basit ve sadeyken, Çeşme ne güzel.
Nasıl gidilir?
Yeni otobanla İzmir’e sadece 40 km uzaklıkta. Havaalanından ulaşmak bir saati bile bulmuyor. Arabayla gitmek, civarda gezmek için avantaj.
Nerede kalınır?
Ben bu sefer Sheraton Çeşme’de kaldım. Otel yenilenmiş ve çok güzel olmuş. Tel: (0232) 723 12 40. ''Beş gece kal, dört gece öde'' kampanyası devam ediyor.
Ne yapılır?
Ne yenir?
Sabahları Kumrucu Hüseyin’de katmer. Nasılsa bolca yürüyüş var, yenir artık. Boyoz ve kumruya ''dur'' demek ne kadar zormuş... Bir nevi poğaça olan ''boyoz'', sadece İzmir ve yöresinde yapılıyor. Dalyanköy’de balık yemeden dönmeyin. Ilıca’da, bir Dost Pide var ki, aman Allah, yıkılıyor! Çarşıdaki Rumeli Pastanesi’ni unutmamak lazım. Sakızlı dondurma ve reçeli nefis.
Alaçatı’yı alıcı gözle gezin
Mitolojiye göre Rüzgâr Tanrısı’nın yaşadığı Alaçatı, 1990’larda sörfçüler tarafından keşfedildi. Akıllı insanlar ve uygar düşüncelerle, köy ''doğru'' gelişti. Lavantacılık başladı. Sakız ağaçları yeniden yaşam bulmak üzere filizlendi. Evler bir bir hayata kavuştu. Saksılardan çiçekler sarktı. Şehirlerden kaçanlarla köylüler, Rüzgâr Tanrısı’nın memleketinde ''bir'' olup büyüdüler...Nerede kalınır?
Ne yapılır?
Mutlaka sörf. En azından deneyin. Sahil, merkeze 3 kilometre uzaklıkta. Ben bir kere denedim! Roman mahallesi çok renkli. Havaları yerindeyse müzik de yapıyorlar. Çark Plajı ve Sea Side’a gidin.
Ne yenir?
Agrilia’nın kahvaltıları da yemekleri de muhteşem. Buğdaylı salata ve patlıcanlı spagetti yedim. Tuval’i çok severim. İmren Tatlı ve Helva Evi’nde tatlı yemeden dönmeyin. Köşe Kahve’nin tartları, limonlu olanı olay! Bir de Alaçatı’ya özel sakızlı kahveyi deneyin.

